İftira suçu, bir kimseye işlemediğini bildiği halde hukuka aykırı bir fiil isnat ederek hakkında soruşturma, kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamaya yönelik olarak yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunulması yahut basın ve yayın yoluyla bu isnadın yapılmasıyla oluşur (TCK m.267). Suçun temel halinin cezası bir yıldan dört yıla kadar hapistir; mağdurun tutuklanması veya mahkum olması gibi ağır sonuçlar doğduğunda ceza yirmi yıldan otuz yıla kadar hapse ulaşabilir. Halk arasında “iftira atmak”, “suçsuz insanı ihbar etmek” veya “asılsız şikayet” olarak adlandırılır. Suç şikayete tabi olmayıp Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturulur. Temel hali bakımından katalog suç olmadığından tutuklama istisnai olmakla birlikte, nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda tutuklama tedbirine başvurulması mümkündür.
Kısa Cevap
İftira suçu TCK 267. maddede düzenlenmiştir; işlemediğini bildiği bir fiili başkasına isnat ederek ihbar veya şikayette bulunmanın cezası bir yıldan dört yıla kadar hapistir. Fiilin maddi eser ve delilleri uydurulmuşsa ceza yarı oranında artırılır. Mağdur bu nedenle gözaltına alınmış veya tutuklanmışsa fail ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da sorumlu tutulur. Suç şikayete bağlı değildir, uzlaştırma kapsamında değildir ve dava zamanaşımı mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar. Etkin pişmanlık halinde cezada beşte dörde varan indirim yapılabilir.
Kanun Metni
Kaynak: mevzuat.gov.trBir cümleye tıklayın, ilgili açıklamaya gidin.
(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.
(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.
(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.
(8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.
(9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.
Kanun Gerekçesi
Gerekçe için tıklayınız
Madde metninde, iftira suçu tanımlanmıştır.
İftira, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için, bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesiyle oluşur.
İftira suçunun konusunu hukuka aykırı fiil oluşturabilir. Bu fiilin suç oluşturması şart değildir. Disiplin yaptırımını veya başka bir idari yaptırımı gerekli kılan fiiller de bu suçun konusunu oluşturabilir.
Bu isnadın yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak suretiyle ya da basın ve yayın yoluyla yapılması gerekir.
Kişiye karşı suç isnadı ihbar veya şikâyet suretiyle yapılmış olabilir. Dolayısıyla, ihbar veya şikâyetin yapılabileceği her makam nezdinde yapılan isnatla iftira suçu işlenebilir. Başlatılmış olan hukuk veya ceza muhakemesi sürecinde davanın tarafı, sanık veya tanık konumundaki kişiler de, bulundukları beyanlarla iftira suçunu işleyebilirler.
Gazete veya diğer kitle iletişim araçlarında yayın yapılması suretiyle bir kişiye suç isnadında bulunulması hâlinde de iftira suçu oluşur.
Cumhuriyet savcıları, kamu adına re’sen soruşturulabilen suçlarla ilgili olarak yayınlanan haberleri ihbar kabul ederek, soruşturma başlatmaktadırlar. Bu bakımdan, basın ve yayın yolu ile bir kişiye gerçeğe aykırı olarak hukuka aykırı fiil isnat edilmesi hâlinde, iftira suçu oluşur.
Kişiye isnat edilen fiil hiç işlenmemiş olabileceği gibi, kendisine isnatta bulunulan kişi tarafından işlenmemiş olabilir. Kişi suç teşkil eden bir fiili işlemiştir. Fakat bu suça ilişkin ihbar veya şikâyette bulunan, fiile, suç olarak niteliğini değiştirecek bazı eklemelerde bulunmuş olabilir. Şöyle ki; fiil, sahibinin bilgisi ve rızası dışında malını almaktan ibarettir. Ancak, bildirimde bulunan, bunun cebir veya tehditle işlendiği iddiasında bulunmuştur. Bu ilâve unsurlar açısından iftira suçu oluştuğunu kabul etmek gerekir.
İsnadın belli bir kişiye yönelik olması gerekir. Bu kişinin ismi açıkça belirtilmese bile, yapılacak bir araştırma sonucunda kimliğinin belirlenebilir olması yeterlidir.
İftira suçunun oluşabilmesi için, kendisine hukuka aykırı fiil isnat edilen kişinin bu fiili işlemediğinin bilinmesi gerekir. Bu bakımdan, söz konusu suç, ancak doğrudan kastla işlenebilir. Başka bir deyişle iftira suçu muhtemel kastla işlenemez. Bu suçun oluşabilmesi için, ayrıca, kendisine hukuka aykırı fiil isnat edilen kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla hareket edilmesi gerekir. Bu nedenle, iftira suçu açısından failde kastın ötesinde belirtilen amacın varlığı gereklidir.
Maddenin ikinci fıkrasına göre, iftira konusunu oluşturan haksız fiilin maddî eser ve delillerinin uydurulması hâlinde, verilecek cezanın belli oranda artırılması gerekmektedir.
Maddenin üç ila yedinci fıkralarında, iftira sonucu meydana gelen neticelere göre fail hakkındaki cezanın ne surette tertip edileceği gösterilmektedir.
Sekizinci fıkrada, iftira suçunda zamanaşımı bakımından sürenin hangi tarihten itibaren başlayacağı hususunda özel bir hüküm yer almaktadır. İsnat edilen suç dolayısıyla yapılan kovuşturma sonucu hükmün kesinleşmesiyle, iftiranın sabit olabileceği ve dolayısıyla takibata girişileceği aşikâr olduğundan böyle bir hükme olan zorunluluk meydandadır.
Maddenin son fıkrasında, basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararının, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilân olunması ve ilân masrafının hükümlüden tahsil edilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Suçun Hukuki Künyesi
- Kanun Maddesi: İftira suçu, 5237 sayılı TCK’nın “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde yer alan 267. maddede düzenlenmiştir.
- Şikayet: Suç şikayete tabi olmayıp Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturulur.
- Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi temel hal bakımından 8 yıl olup, bu süre mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
- Tutuklama ve Adli Kontrol: Suçun temel hali katalog suçlardan değildir; tutuklama ancak genel şartların varlığı halinde mümkündür, uygulamada çoğunlukla adli kontrol tedbirleriyle yetinilir.
- Uzlaşma: Suç, mağduru adliye teşkilatı ve kamu düzeni olduğundan uzlaştırma kapsamında değildir.
- Etkin Pişmanlık: TCK m.269 uyarınca iftiradan dönülmesi halinde cezada beşte dörde varan oranlarda indirim yapılabilir.
- İndirim: TCK m.269 kapsamındaki etkin pişmanlık indirimleri ile TCK m.62 uyarınca takdiri indirim uygulanabilir.
- Memuriyete Etkisi: İftira, 657 sayılı Kanun m.48’de sayılan yüz kızartıcı suçlardandır; mahkumiyet halinde memuriyete engel oluşturur ve mevcut memuriyeti sona erdirir.
- Görevli Mahkeme: Görevli mahkeme kural olarak asliye ceza mahkemesidir; beşinci ve altıncı fıkralardaki ağır neticeler gerçekleşmişse ağır ceza mahkemesi görevlidir.
Suçun Şartları ve Unsurları Nelerdir?
İftira suçunun oluşabilmesi için dört temel şartın bir arada bulunması aranır. Birincisi, belirli bir kişiye hukuka aykırı bir fiilin isnat edilmesidir. İkincisi, isnat edilen fiilin gerçekte hiç işlenmemiş olması ya da isnat edilen kişi tarafından işlenmemiş olmasıdır. Üçüncüsü, bu isnadın yetkili makamlara ihbar veya şikayet yoluyla yahut basın ve yayın yoluyla yapılmasıdır. Dördüncüsü ise failin, isnat ettiği fiilin gerçek dışı olduğunu bilerek hareket etmesi ve mağdur hakkında soruşturma başlatılmasını amaçlamasıdır.
İsnat edilen fiilin mutlaka suç teşkil etmesi gerekmez; disiplin cezasını veya idari yaptırımı gerektiren bir davranışın asılsız olarak bildirilmesi de bu suçu oluşturur. Örneğin bir memurun görevini kötüye kullandığı yönünde asılsız ihbarda bulunulması, disiplin soruşturması başlatılmasına yol açtığı ölçüde iftira kapsamındadır. İsnadın somut ve belirli olması, yani soyut bir suçlama olmanın ötesinde soruşturmaya konu edilebilecek nitelikte bulunması gerekir.
Mağdurun kimliğinin ihbar veya şikayet dilekçesinde açıkça yazılması şart değildir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, yapılacak basit bir araştırmayla kime yönelik olduğu belirlenebilen isnatlar da bu suçu oluşturur. Buna karşılık hiç kimseye yöneltilmemiş, sadece gerçekte işlenmemiş bir suçun işlendiğine dair yapılan bildirim iftira değil, suç uydurma suçunu meydana getirir.
Fail ve Mağdur
İftira suçunun faili herkes olabilir; suç özgü suç değildir. Failin kamu görevlisi olması suçun oluşumunu etkilemez, ancak görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması cezanın belirlenmesinde dikkate alınır. Devam eden bir yargılamada davanın tarafı, sanık veya tanık sıfatıyla dinlenen kişiler de gerçeğe aykırı isnatlarıyla bu suçu işleyebilirler.
Suçun mağduru, kendisine hukuka aykırı fiil isnat edilen gerçek kişidir. Tüzel kişilere yönelik isnatlar bu suçu oluşturmaz; ancak tüzel kişiliğin yöneticileri belirlenebilir durumdaysa onlara yönelik iftiradan söz edilebilir. Adliye teşkilatının gereksiz yere işgal edilmesi ve kamu düzeninin bozulması nedeniyle devlet de suçtan zarar gören konumundadır.
Suçun Hukuki Konusu
İftira suçuyla korunan hukuki değer ikili bir yapıya sahiptir. Bir yandan adliye teşkilatının gereksiz yere ve yanlış yönlendirilerek meşgul edilmesi önlenmekte, adalet mekanizmasının doğru işlemesi güvence altına alınmaktadır. Diğer yandan kişilerin şeref, haysiyet, hürriyet ve masumiyet karinesi asılsız isnatlara karşı korunmaktadır.
Suçun maddi konusu, mağdura isnat edilen hukuka aykırı fiildir. Bu fiil bir suç olabileceği gibi disiplin yaptırımı veya idari yaptırım gerektiren bir davranış da olabilir. İsnadın hukuk düzeni tarafından yaptırıma bağlanmış bir davranışa ilişkin olması yeterlidir.
Manevi Unsur
İftira suçu yalnızca doğrudan kastla işlenebilir; olası kastla veya taksirle işlenmesi mümkün değildir. Fail, isnat ettiği fiilin gerçekte işlenmediğini veya isnat ettiği kişi tarafından işlenmediğini kesin olarak bilmelidir. Bir kişinin gerçekten suç işlediğine inanarak, ancak sonradan yanıldığı anlaşılan bir ihbarda bulunması iftira suçunu oluşturmaz.
Kanun, kastın yanında ayrıca özel bir amacın varlığını aramaktadır. Failin, mağdur hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak saikiyle hareket etmesi gerekir. Bu amaç bulunmaksızın yapılan asılsız beyanlar, koşulları varsa hakaret veya suç uydurma gibi başka suçları oluşturabilir.
Dikkat: Şikayet hakkının kullanılması ile iftira arasındaki sınır çok incedir. Kişinin gerçekten mağdur olduğuna inanarak yaptığı şikayet, sonuçta kovuşturmaya yer olmadığına karar verilse dahi iftira sayılmaz; suçun oluşumu için isnadın bilerek uydurulmuş olması şarttır.
Suçun Cezası Nedir?
- Temel Halin Cezası: Bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası (TCK 267/1).
- Maddi Delil Uydurma: Fiilin maddi eser ve delilleri uydurularak iftirada bulunulmuşsa ceza yarı oranında artırılır (TCK 267/2).
- Koruma Tedbiri Uygulanması: Mağdur hakkında gözaltı ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa ceza yarı oranında artırılır (TCK 267/3).
- Gözaltı veya Tutuklama: Mağdur bu nedenle gözaltına alınmış veya tutuklanmışsa fail ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolaylı fail olarak da cezalandırılır (TCK 267/4).
- Ağır Mahkumiyet Halinde: Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapse mahkum olması halinde yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK 267/5).
- İnfaza Başlanması: Mağdurun mahkum olduğu hapis cezasının infazına başlanmışsa beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır (TCK 267/6).
- İndirim Halleri: Etkin pişmanlık kapsamında cezanın beşte dördüne varan indirim ile takdiri indirim uygulanabilir (TCK 269, TCK 62).
Temel Halinin Cezası (267/1)
İftira suçunun temel halinde faile bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Mahkeme temel cezayı belirlerken isnadın ağırlığını, mağdurun bu isnat nedeniyle uğradığı manevi zararı, soruşturmanın ne kadar sürdüğünü ve failin güttüğü amacı değerlendirir. Ağır bir suç isnadıyla mağdurun toplum içindeki itibarının derinden zedelendiği hallerde alt sınırdan uzaklaşılması gerekir.
Kanun, temel hal bakımından hapis cezasının yanında adli para cezası öngörmemiştir. Bu nedenle mahkemenin seçimlik olarak adli para cezasına hükmetmesi mümkün değildir; ancak koşulları varsa hapis cezasının paraya çevrilmesi gündeme gelebilir.
Nitelikli Haller (267/2-6)
Kanun koyucu, iftiranın doğurduğu sonuçların ağırlığına göre kademeli bir artırım sistemi benimsemiştir. İftirada bulunan kişi, isnadını inandırıcı kılmak için sahte belge düzenlemiş, olay yerine delil yerleştirmiş veya benzeri maddi eser uydurmuşsa ceza yarı oranında artırılır. Bu halde ayrıca belgede sahtecilik suçu oluşuyorsa gerçek içtima kuralları gereği o suçtan da ceza verilir.
Mağdur hakkında yakalama, arama, elkoyma, yurt dışına çıkış yasağı gibi gözaltı ve tutuklama dışındaki bir koruma tedbiri uygulanmış ve sonrasında beraat ya da kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse ceza yine yarı oranında artırılır. Mağdurun gözaltına alınması veya tutuklanması halinde ise artırım yerine ayrı bir suçtan sorumluluk öngörülmüş, fail kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun dolaylı faili sayılmıştır.
En ağır netice, iftira sonucunda mağdurun mahkum olmasıdır. Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasına mahkum edilmesi halinde faile yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezası verilir. Bu cezanın infazına başlanmışsa verilecek ceza ayrıca yarısı kadar artırılır.
İndirim Halleri (269)
İftira suçunda cezayı azaltan en önemli kurum etkin pişmanlıktır. Failin, mağdur hakkında henüz adli veya idari soruşturma başlamadan önce iftirasından dönmesi halinde cezanın beşte dördü indirilir. Bu indirim oranı, pişmanlığın gösterildiği aşama ilerledikçe kademeli olarak azalır.
Bunun yanında failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları gözetilerek cezanın altıda birine kadar takdiri indirim uygulanabilir. Ancak duruşmada mahkemeyi etkilemeye yönelik şekli tutum ve davranışlar takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınamaz.
Somut olayınızı birlikte değerlendirelim
Ceza hesabı; nitelikli hâller, artırım ve indirim nedenleriyle dosyadan dosyaya değişir.
Suçun Özel Görünüş Biçimleri
Teşebbüs
İftira suçu, isnadın yetkili makamlara ulaştığı anda tamamlanır; mağdur hakkında gerçekten soruşturma başlatılması veya idari yaptırım uygulanması gerekmez. Bu nedenle suç, sonuçları bakımından bir tehlike suçu niteliği taşır ve tamamlanması için neticenin doğması aranmaz.
Teşebbüs, icra hareketlerinin bölünebildiği sınırlı hallerde mümkündür. Örneğin fail asılsız ihbar dilekçesini postaya vermiş ancak dilekçe yetkili makama ulaşmadan ele geçirilmişse teşebbüs söz konusu olabilir. Buna karşılık dilekçenin savcılık kaydına girmesiyle suç tamamlanmış sayılır.
İştirak
İftira suçuna iştirak bakımından genel hükümler uygulanır. Birden fazla kişinin birlikte hareket ederek asılsız isnatta bulunması halinde her biri müşterek fail olarak sorumlu tutulur. Bir kimseyi iftira atmaya yönlendiren kişi azmettiren, isnadın inandırıcılığını artıracak sahte belge temin eden kişi ise yardım eden sıfatıyla cezalandırılır.
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir durum, iftira eden kişinin yanında yalan tanıklık yapan kişilerin bulunmasıdır. Bu halde tanıklık yapan kişi iftira suçuna iştirakten değil, ayrıca yalan tanıklık suçundan sorumlu tutulur ve her iki fail kendi fiiline göre cezalandırılır.
İçtima (Zincirleme Suç ve Diğer Halleri)
Aynı kişiye karşı, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla asılsız isnatta bulunulması halinde zincirleme suç hükümleri uygulanır ve tek cezaya hükmedilerek dörtte birden dörtte üçüne kadar artırım yapılır. Buna karşılık farklı kişilere karşı işlenen iftira fiilleri, tek bir fiille gerçekleştirilmedikçe ayrı suçlar oluşturur ve gerçek içtima kuralları uygulanır.
Tek bir ihbar dilekçesiyle birden fazla kişiye asılsız isnatta bulunulması durumunda ise tek fiille birden fazla mağdura karşı aynı suç işlenmiş olur; bu halde de zincirleme suç hükümleri uygulanarak tek ceza belirlenir ve artırım yapılır. İftira ile birlikte resmi belgede sahtecilik veya yalan tanıklık gibi bağımsız suçların işlenmesi halinde her suçtan ayrı ayrı cezaya hükmolunur.
Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Adli Para Cezasına Çevirme
Hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi için hükmedilen cezanın bir yıl veya altında, yani kısa süreli hapis cezası olması gerekir. İftira suçunun temel halinde ceza alt sınırı bir yıl olduğundan, alt sınırdan hüküm kurulan ve takdiri indirim uygulanan dosyalarda paraya çevirme teorik olarak gündeme gelebilir.
Ancak uygulamada suçun adliyeye karşı işlenmiş olması ve mağdurun uğradığı zararın ağırlığı gözetilerek mahkemeler bu yola nadiren başvurmaktadır. Nitelikli hallerin gerçekleştiği dosyalarda ceza miktarı bir yılı aşacağından paraya çevirme mümkün olmaz.
Erteleme
İki yıl veya daha az süreli hapis cezalarının ertelenmesi mümkündür. İftira suçunun temel halinde verilen ceza bu sınırın altında kalabileceğinden, failin daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması ve mahkemede tekrar suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması halinde erteleme kararı verilebilir.
Erteleme kararı, mağdurun uğradığı zararın tazmini koşuluna bağlanabilir. Nitelikli hallerin uygulandığı ve cezanın iki yılı aştığı dosyalarda ise erteleme mümkün değildir.
HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması)
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması için hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması ve mağdurun zararının giderilmesi gerekir. İftira suçunun temel hali bakımından bu koşulların sağlanması halinde HAGB kararı verilebilir.
Dikkat: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için sanığın bu kurumun uygulanmasına rıza göstermesi de aranır; ayrıca beş yıllık denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde hüküm açıklanarak ceza infaz edilir.
Suçun Soruşturma ve Kovuşturma Aşamaları
İftira suçu şikayete bağlı olmadığından soruşturma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen başlatılır. Uygulamada soruşturma çoğunlukla, iftiraya konu asılsız isnadın araştırıldığı ilk dosyada kovuşturmaya yer olmadığına veya beraat kararı verilmesinin ardından açılır. Savcılık, ihbar veya şikayet dilekçesini, ifadeleri, varsa uydurulan maddi delilleri ve ilk dosyanın sonucunu birlikte değerlendirir.
Soruşturmanın en kritik aşaması, failin isnadın gerçek dışı olduğunu bilip bilmediğinin ortaya konulmasıdır. Bu nedenle taraflar arasındaki husumet ilişkisi, mesaj ve görüşme kayıtları, tanık beyanları ve failin ihbar öncesindeki davranışları titizlikle incelenir. Yeterli şüpheye ulaşılması halinde iddianame düzenlenerek asliye ceza mahkemesinde kovuşturmaya geçilir.
Suçta Gözaltı ve Tutukluluk Halleri
İftira suçunun temel hali, CMK m.100/3’te sayılan katalog suçlar arasında yer almaz. Bu nedenle tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin yanında kaçma şüphesi veya delilleri karartma tehlikesi gibi somut bir tutuklama nedeninin bulunması gerekir. Uygulamada temel hal bakımından çoğunlukla adli kontrol tedbirleriyle yetinilmektedir.
Buna karşılık iftira sonucunda mağdurun tutuklandığı veya mahkum olduğu, cezanın yirmi yılı aşabildiği ağır neticeli hallerde tutuklama tedbiri gündeme gelebilir. Yakalanan şüpheli Cumhuriyet savcısının kararıyla gözaltına alınabilir; gözaltı süresi kural olarak yirmi dört saati aşamaz.
Uzlaşma, Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme
Uzlaşma Mümkün mü?
İftira suçu, mağduru aynı zamanda adliye teşkilatı ve kamu düzeni olan bir suç olduğundan uzlaştırma kapsamında değildir. Şikayete tabi olmayan bu suçta taraflar anlaşsa dahi kamu davası düşmez ve yargılama devam eder.
Şikayet Süresi Ne Kadardır?
Suç şikayete tabi olmadığından herhangi bir şikayet süresi öngörülmemiştir. Mağdurun ihbarı olmasa dahi savcılık, iftira olgusunu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır. Mağdurun şikayetinden vazgeçmesi davanın düşmesi sonucunu doğurmaz.
Dava Zamanaşımı Süresi
İftira suçunun temel halinde üst sınır dört yıl hapis olduğundan dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Kanun, bu suça özgü olarak zamanaşımının başlangıcı bakımından özel bir düzenleme getirmiştir; süre suçun işlendiği günden değil, mağdurun isnat edilen fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Nitelikli hallerin gerçekleşerek cezanın arttığı durumlarda zamanaşımı süresi de buna göre uzar.
Etkin Pişmanlık Hükümleri
İftira eden kişinin, mağdur hakkında adli veya idari soruşturma başlamadan önce iftirasından dönmesi halinde cezanın beşte dördü indirilir. Mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önce iftiradan dönülmesi halinde ise indirim oranı dörtte üçtür. Etkin pişmanlığın mağdur hakkında hükümden önce gerçekleşmesi halinde cezanın üçte ikisi, mahkumiyetten sonra gerçekleşmesi halinde yarısı, hükmolunan cezanın infazına başlanmasından sonra gerçekleşmesi halinde ise üçte biri indirilebilir. Basın ve yayın yoluyla işlenen iftirada etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için dönmenin aynı yöntemle yayınlanması gerekir.
Görevli Mahkeme Hangisidir?
İftira suçunun temel hali ve ilk üç fıkradaki nitelikli halleri bakımından görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapse mahkum olması nedeniyle beşinci ve altıncı fıkraların uygulanması gereken hallerde ise ceza miktarı gözetilerek ağır ceza mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği, yani asılsız isnadın yetkili makama ulaştığı yer mahkemesidir.
Sık Sorulan Sorular
İftira suçunun cezası kaç yıldır?
İftira suçunun temel halinin cezası bir yıldan dört yıla kadar hapistir. Maddi eser ve delillerin uydurulması ya da mağdur hakkında koruma tedbiri uygulanması halinde bu ceza yarı oranında artırılır. Mağdurun müebbet hapse mahkum edilmesi halinde ise ceza yirmi yıldan otuz yıla kadar hapse çıkar.
Asılsız şikayette bulunmak iftira sayılır mı?
Her asılsız şikayet iftira sayılmaz. Suçun oluşması için şikayette bulunan kişinin, isnat ettiği fiilin gerçekte işlenmediğini veya o kişi tarafından işlenmediğini bilerek hareket etmesi gerekir. Gerçekten mağdur olduğuna inanarak şikayette bulunan ve sonradan haksız çıkan kişi iftira suçundan cezalandırılmaz; bu, anayasal şikayet hakkının kullanılmasıdır.
İftira davası nasıl açılır?
İftira suçu resen soruşturulan bir suç olduğundan, mağdurun Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı bir dilekçeyle başvurması yeterlidir. Dilekçede asılsız isnadın hangi dosyada yapıldığı, o dosyanın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla veya beraatle sonuçlandığı ve isnatta bulunan kişinin gerçeği bildiğini gösteren deliller belirtilmelidir.
İftira suçundan beraat eden kişi tazminat alabilir mi?
İftiraya uğrayan ve hakkındaki soruşturma veya davada beraat eden kişi, iftira eden kişiye karşı hukuk mahkemesinde manevi ve varsa maddi tazminat davası açabilir. Ayrıca haksız olarak gözaltına alınmış veya tutuklanmışsa, koruma tedbirleri nedeniyle devletten tazminat isteme hakkı da saklıdır.
İftira ile suç uydurma arasındaki fark nedir?
İftirada belirli bir kişiye asılsız isnatta bulunulur ve o kişi hakkında soruşturma başlatılması amaçlanır. Suç uydurmada ise gerçekte işlenmemiş bir suçun işlendiği yetkili makamlara bildirilir, ancak isnat belirli bir kişiye yöneltilmez. İftiranın cezası bir yıldan dört yıla kadar hapis iken, suç uydurmanın cezası üç yıla kadar hapistir.