Soykırım suçu, bir planın icrası suretiyle milli, etnik, ırki veya dini bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi maksadıyla grup üyelerine karşı öldürme, ağır zarar verme, yok olmaya yol açacak yaşam koşullarına zorlama, doğumlara engel olma veya çocukları zorla nakletme fiillerinden birinin işlenmesiyle oluşan ve uluslararası suçlar arasında sayılan en ağır suçtur (TCK m.76). Suçun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis olup, halk arasında “jenosit” veya “etnik kıyım” olarak da anılmaktadır. Soykırım şikayete tabi değildir, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturulur ve kanun koyucu bu suç bakımından zamanaşımının işlemeyeceğini açıkça hükme bağlamıştır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi nedeniyle CMK m.100/3’te sayılan katalog suçlar arasında yer aldığından, kuvvetli suç şüphesinin varlığı hâlinde tutuklama tedbirine başvurulması kuvvetle muhtemeldir.
Kısa Cevap
Soykırım suçu TCK 76. maddede düzenlenmiştir; bir planın icrası suretiyle milli, etnik, ırki veya dini bir grubu tamamen veya kısmen yok etme maksadıyla grup üyelerinin öldürülmesi, bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verilmesi, yok olmaya yol açacak yaşam koşullarına zorlanması, doğumlara engel olunması ya da grup çocuklarının zorla başka gruba nakledilmesiyle oluşur. Cezası ağırlaştırılmış müebbet hapistir; soykırım kapsamında işlenen kasten öldürme ve yaralama fiilleri bakımından mağdur sayısınca gerçek içtima uygulanır. Suç şikayete tabi değildir, uzlaştırma kapsamında değildir ve hakkında hiçbir zamanaşımı işlemez. Tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Kanun Metni
Kaynak: mevzuat.gov.trBir cümleye tıklayın, ilgili açıklamaya gidin.
(1) Bir planın icrası suretiyle, milli, etnik, ırki veya dini bir grubun tamamen veya kısmen yokedilmesi maksadıyla, bu grupların üyelerine karşı aşağıdaki fiillerden birinin işlenmesi, soykırım suçunu oluşturur:
- Kasten öldürme.
- Kişilerin bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verme.
- Grubun, tamamen veya kısmen yokedilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması.
- Grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması.
- Gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi.
(3) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.
(4) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.
Kanun Gerekçesi
Gerekçe için tıklayınız
Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1948 tarihli ve 260 A (III) sayılı Kararıyla onaylanarak imzaya açılmış ve Türkiye bu Sözleşmeye 23.3.1950 tarih ve 5630 sayılı Kanun uyarınca çekince koymaksızın onaylamıştır.
Sözleşmenin 1’inci maddesinde “Sözleşen taraflar, soykırımın, ister barış ister savaş zamanında işlenmiş olsun, bir devletler hukuku suçu olduğunu tasdik ederler ve bu suçu önlemeyi ve cezalandırmayı taahhüt ederler” ifadesine yer verilmiş olup, 3 üncü maddesinde, cezalandırılması gereken fiiller belirtilmekte, 5’inci maddesinde ise taraf devletlerin, Sözleşmenin hükümlerinin yürürlüğe konmasını ve özellikle 3’üncü maddede belirlenen suçları işlemekten sanık kişiler için etkin cezaların verilmesini sağlamak üzere gerekli kanunları, anayasaları çerçevesinde, yürürlüğe koymaları gereğine işaret edilmektedir.
Tasarının bu maddesi, Sözleşmenin tanımladığı soykırım fiillerinin cezalandırılmasını öngörmektedir. Jenosit, Nazi Almanyası’nın sekiz milyon kişinin ölümüne neden olan II. Dünya Savaşı sonrasında Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İngiltere ve Fransa tarafından oluşturulan Nürnberg Mahkemesi Statüsü ve görev alanına giren “insanlığa karşı işlenen suçlar” temel alınarak oluşturulan ve “insan öldürme” den farklı bir suçtur. Millî, etnik, ırkî ve dinsel bir grubu veya herhangi bir grubu yok etmek maksadı, suçun manevî unsurunu oluşturmaktadır. Maddî unsur ise, grup azalarının öldürülmesi, grup azalarının bedensel ve aklî melekelerinin ciddî surette haleldar edilmesi, grubun tümü ile veya kısmen yok edilmesini sonuçlayacak nitelikte varlık koşullarına zorlanması, çocukların zorla başka yerlere gönderilmeleridir.
Suçun oluşması için gerekli maksadın yanında maddî unsurların da bir özellik taşıması gerekmektedir. Maddî unsurların, oluşması yönünden, hareketlerin “bir planın icrası” sonucu gerçekleştirilmeleri gerekmektedir. Tasarının bu maddesi, Fransız Ceza Kanununun da yaptığı gibi Birleşmiş Milletlerin 9.12.1948 tarihli Sözleşme metninden ayrılmaktadır. Sözleşme 2’nci maddesinde soykırımı “bir insan grubunun imha niyeti” ile belirlemekte ve böylece sübjektif bir ölçüt kullanmaktadır. Tasarı metninde ise meydana getirilmiş “bir planın icrası suretiyle” denilerek objektif bir ölçüt kullanılmış olmaktadır. Böylece suç girişiminin planlı ve sistematik karakteri vurgulanmış olmaktadır. Kaldı ki, bu koşul Nürnberg Mahkemesi Statüsünün 6’ncı maddesinde de yer almaktadır.
Ayrıca şu husus da belirtilmelidir ki, 1948 Sözleşmesinde sadece belirli gruplar yer aldığı hâlde, Tasarı bunlara bütün diğer grupları da eklemek suretiyle, suça daha da genişlik vermiştir.
Soykırım suçunun millî, etnik, ırkî veya dinsel veya herhangi bir grubun tamamen veya kısmen ortadan kaldırılması amacıyla işlenen bir suç olduğu açıktır. Bu suçun mevzuatımıza dahil edilmesi, 1948 tarihli Jenosit Sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerimizin gereğidir. Sözleşme ile maddî ve manevî unsurları açıkça belli olan farklı bir suçu ihdas etme yükümlülüğü getirilmiştir.
Roma’da düzenlenen diplomatik bir konferans sonucu kabul edilen ve jenosit dahil insanlığa karşı işlenen suçların cezalandırılması amacıyla kurulması öngörülen Birleşmiş Milletler Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü düzenlemelerinde de konu irdelenmiş bulunmaktadır.
Bu suçlarla ilgili olarak Sözleşmeye taraf ülkelerin bazıları konuyu iç mevzuatlarına sokmuşlardır. Söz gelimi Fransa 1992 yılında kabul etmiş olduğu yeni Ceza Kanununda insanlığa karşı suçlar başlığı altında, soykırım suçunu düzenlemiş, konu Avusturya Ceza Kanununun 321 inci maddesinde, Alman Ceza Kanununun 220 (a) maddesinde yer almıştır.
Maddenin üçüncü fıkrasında bu suçlardan dolayı özel hukuk tüzel kişileri hakkında da bunlara özgü güvenlik tedbirine hükmolunacağı; son fıkrada ise, bu tür suçlardan dolayı zamanaşımının işlemeyeceği kabul edilmiştir.
Suçun Hukuki Künyesi
| Künye Başlığı | Açıklama |
|---|---|
| Kanun Maddesi | Soykırım suçu, 5237 sayılı TCK’nın “Uluslararası Suçlar” kısmında yer alan “Soykırım ve İnsanlığa Karşı Suçlar” bölümündeki 76. maddede düzenlenmiştir. |
| Şikayet | Suç şikayete tabi olmayıp Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturulur. |
| Zamanaşımı | TCK m.76/4 uyarınca bu suç bakımından dava ve ceza zamanaşımı hiçbir şekilde işlemez. |
| Tutuklama ve Adli Kontrol | Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiğinden CMK m.100/3 kapsamında katalog suç niteliğindedir ve kuvvetli suç şüphesi hâlinde tutuklama nedeni var sayılabilir. |
| Uzlaşma | Suç, uzlaştırma kapsamında değildir. |
| Etkin Pişmanlık | Soykırım suçu bakımından kanunda özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir. |
| İndirim | Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve TCK m.62 uyarınca takdiri indirim dışında bu suça özgü bir indirim sebebi bulunmamaktadır. |
| Memurluğa Etkisi | Mahkumiyet, 657 sayılı Kanun m.48’deki şartlar sağlanamayacağından memuriyete engel olur; mevcut memuriyeti sona erdirir. |
| Görevli Mahkeme | Görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. |
Suçun Şartları ve Unsurları Nelerdir?
Soykırım suçunun oluşabilmesi için üç temel şartın bir arada bulunması zorunludur. Birincisi, fiillerin bir planın icrası suretiyle gerçekleştirilmesidir; kanun koyucu burada sübjektif bir ölçüt yerine objektif bir ölçüt benimseyerek girişimin planlı ve sistematik karakterini suçun kurucu unsuru hâline getirmiştir. İkincisi, failin milli, etnik, ırki veya dini bir grubu tamamen veya kısmen yok etme maksadıyla hareket etmesidir. Üçüncüsü ise, bu maksatla grup üyelerine karşı maddede beş bent hâlinde sayılan seçimlik hareketlerden en az birinin işlenmesidir.
Planın varlığı, soykırımı adi kasten öldürme veya yaralama suçlarından ayıran en belirleyici ölçüttür. Münferit bir kişinin kişisel husumetle bir gruba mensup birini öldürmesi, plan unsuru bulunmadığı için soykırım değil, kasten öldürme suçunu oluşturur. Buna karşılık plan, yazılı bir belge hâlinde bulunmak zorunda değildir; fiillerin sistematik biçimde, belirli bir koordinasyon içinde ve tekrarlanarak işlenmesi planın varlığına delalet edebilir.
Dikkat: Grubun tamamen yok edilmesi sonucunun fiilen gerçekleşmesi aranmaz. Kanun “yokedilmesi maksadıyla” ifadesini kullandığından, bu maksatla sayılan fiillerden birinin grup üyelerine karşı işlenmesi suçun tamamlanması için yeterlidir.
Fail ve Mağdur
Soykırım suçu özgü suç değildir; fail herkes olabilir. Fail devlet görevlisi, askeri veya siyasi bir yetkili olabileceği gibi hiçbir resmi sıfatı bulunmayan bir sivil de olabilir. Uygulamada bu suç çoğunlukla örgütlü bir yapı içinde ve hiyerarşik bir organizasyon çerçevesinde işlendiğinden, emir veren üst konumdaki kişiler ile emri icra eden alt kademedeki kişilerin sorumluluğu ayrı ayrı değerlendirilir.
Suçun mağduru ise milli, etnik, ırki veya dini bir gruba mensup kişilerdir. Kanun metni grup türlerini saymakla birlikte, gerekçede belirtildiği üzere kanun koyucu 1948 Sözleşmesinden ayrılarak korumayı genişletme iradesi göstermiştir. Fiilin belirli bir kişiye yönelmiş olması suçun niteliğini değiştirmez; önemli olan mağdurun, yok edilmesi amaçlanan gruba mensubiyeti nedeniyle hedef alınmasıdır. Bu yönüyle mağdur hem fiile doğrudan maruz kalan birey hem de yok edilmek istenen grubun bütünüdür.
Suçun Hukuki Konusu
Soykırım suçuyla korunan hukuki değer çok katmanlıdır. Bir yandan grup üyelerinin yaşam hakkı, beden ve ruh bütünlüğü, üreme özgürlüğü ve aile bütünlüğü gibi bireysel hukuki değerler korunmaktadır. Diğer yandan ve asıl olarak, insan topluluklarının varlığını sürdürme hakkı ile insanlığın çeşitliliğine dayalı uluslararası kamu düzeni korunmaktadır.
Suçun maddi konusu, yok edilmesi amaçlanan grubun üyeleri ile beşinci bent bakımından gruba ait çocuklardır. Kanun koyucu bu suçu TCK’nın Özel Hükümler Kitabının başına, uluslararası suçlar kısmına yerleştirerek ve zamanaşımını tümüyle kaldırarak korunan değerin insanlığın ortak vicdanına ait olduğunu vurgulamıştır.
Manevi Unsur
Soykırım yalnızca doğrudan kastla işlenebilen bir suçtur; olası kast veya taksirle işlenmesi mümkün değildir. Failin, hareketlerinin bir planın icrası kapsamında bulunduğunu bilmesi ve mağdurun hedef alınan gruba mensup olduğunun bilincinde olması gerekir.
Bunun ötesinde kanun, genel kastın yanında özel bir maksat aramaktadır: grubu tamamen veya kısmen yok etme maksadı. Bu özel maksat bulunmadığı takdirde, işlenen fiiller duruma göre kasten öldürme, kasten yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma veya insanlığa karşı suç olarak nitelendirilir; ancak soykırım suçu oluşmaz. Yok etme maksadının ispatı çoğu kez doğrudan delille değil, fiillerin kapsamı, sistematikliği, hedef seçimi ve failin açıklamaları gibi olgu bütünlüğünden çıkarılır.
Suçun Cezası Nedir?
| Suçun Hali | Öngörülen Ceza |
|---|---|
| Temel Halin Cezası | Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası (TCK 76/2). |
| Soykırım Kapsamında Kasten Öldürme | Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına ek olarak, belirlenen mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır (TCK 76/2). |
| Soykırım Kapsamında Kasten Yaralama | Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına ek olarak, mağdur sayısınca ayrı ayrı kasten yaralama suçundan cezaya hükmolunur (TCK 76/2). |
| Soykırım Amacıyla Örgüt Kuran veya Yöneten | On yıldan on beş yıla kadar hapis cezası (TCK 78/1). |
| Soykırım Amaçlı Örgüte Üye Olan | Beş yıldan on yıla kadar hapis cezası (TCK 78/1). |
| Tüzel Kişiler Bakımından | Faaliyet izninin iptali ve müsadere gibi tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur (TCK 76/3). |
| İndirim Halleri | Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve takdiri indirim dışında özel indirim sebebi yoktur; takdiri indirim hâlinde ağırlaştırılmış müebbet yerine müebbet hapis cezası verilir (TCK 62/1). |
| Teşebbüs Halinde Ceza | Ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine on dört yıldan yirmi bir yıla kadar hapis cezası (TCK 35/2). |
Temel Halinin Cezası (76/2)
Soykırım suçunun temel hâlinin cezası ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Bu ceza, hukuk sistemimizde öngörülen en ağır yaptırım olup hükümlünün hayatı boyunca devam eder ve kanun ile Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirtilen sıkı güvenlik rejimine göre çektirilir.
Kanun, suçun temel hâli bakımından tek bir ceza öngörmüş ve alt ile üst sınır belirlememiştir. Bu nedenle hâkimin temel cezayı belirlerken TCK m.61’deki ölçütlere göre takdir kullanma alanı bulunmamakta, yalnızca indirim sebeplerinin varlığı hâlinde cezada değişiklik yapılabilmektedir.
Nitelikli Haller (76/2)
Soykırım suçunda klasik anlamda cezayı artıran nitelikli hâl bulunmamaktadır; zira temel ceza zaten kanunun öngördüğü en ağır cezadır. Bununla birlikte kanun koyucu, ikinci fıkranın ikinci cümlesinde cezanın ağırlaştırılması sonucunu doğuran özel bir içtima kuralı getirmiştir.
Buna göre, soykırım kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama suçları açısından belirlenen mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır. Bu düzenleme uyarınca fail hem soykırım suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alır hem de öldürdüğü veya yaraladığı her bir mağdur bakımından ayrı ayrı kasten öldürme veya kasten yaralama suçlarından cezalandırılır. Böylece mağdur sayısı arttıkça failin toplam ceza yükü katlanarak büyür.
Dikkat: Gerçek içtima kuralı yalnızca kasten öldürme ve kasten yaralama fiilleri için öngörülmüştür. Yaşam koşullarına zorlama, doğumlara engel olma ve çocukların zorla nakli fiilleri bakımından mağdur sayısınca ayrı ceza verilmez; bu fiiller soykırım suçunun içinde erir.
İndirim Halleri
Soykırım suçu bakımından kanunda bu suça özgü bir indirim sebebi veya etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir. Bu nedenle indirim, ancak genel hükümlerdeki sebeplerin varlığı hâlinde söz konusu olabilir.
Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup on beş yaşını doldurmamış olan ve kusur yeteneği bulunan çocuklar hakkında on iki yıldan on beş yıla kadar, on beş yaşını doldurmuş olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hakkında ise on sekiz yıldan yirmi dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Akıl hastalığı nedeniyle davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan failler bakımından ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine yirmi beş yıl hapis cezası verilir. Haksız tahrik hâlinde ağırlaştırılmış müebbet yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; ancak soykırımın planlı ve sistematik niteliği gözetildiğinde bu hükmün uygulanması fiilen çok istisnaidir. Takdiri indirim uygulanması hâlinde ise ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine müebbet hapis cezası verilir.
Somut olayınızı birlikte değerlendirelim
Ceza hesabı; nitelikli hâller, artırım ve indirim nedenleriyle dosyadan dosyaya değişir.
Suçun Özel Görünüş Biçimleri
Teşebbüs
Soykırım suçu, sayılan seçimlik hareketlerden birinin işlenmesiyle tamamlanır; grubun fiilen yok edilmesi aranmadığından suçun tamamlanma anı nispeten erkendir. Buna karşın icra hareketlerinin bölünebildiği hâllerde teşebbüs mümkündür.
Örneğin grup üyelerini öldürmek üzere plan çerçevesinde harekete geçilmesine ve elverişli hareketlerle icraya başlanmasına rağmen failin elinde olmayan nedenlerle neticeye ulaşılamaması hâlinde teşebbüs gündeme gelir. Bu durumda TCK m.35/2 uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on dört yıldan yirmi bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; ceza, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre bu sınırlar arasında belirlenir. Salt planın hazırlanması ise icra hareketi sayılmaz ve hazırlık hareketi olarak kalır; ancak bu aşamada suç işlemek amacıyla örgüt kurma hükümleri devreye girebilir.
İştirak
Soykırım suçuna iştirak bakımından genel hükümler uygulanır; müşterek faillik, azmettirme ve yardım etme mümkündür. Suçun niteliği gereği fiiller çoğunlukla çok sayıda kişinin iş bölümü içinde hareket etmesiyle işlendiğinden, iştirak ilişkilerinin belirlenmesi yargılamanın en kritik aşamasını oluşturur.
Planı hazırlayan ve emri veren kişiler ile emri icra edenler arasındaki ilişki, somut olayda fiil üzerinde kurulan hâkimiyete göre değerlendirilir. Kanun koyucu ayrıca TCK m.78 ile soykırım suçunu işlemek maksadıyla örgüt kurmayı, yönetmeyi ve bu örgüte üye olmayı bağımsız suç olarak düzenlemiştir. Buna göre örgüt kuran veya yöneten kişi on yıldan on beş yıla kadar, örgüte üye olan kişi ise beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Örgütün faaliyeti çerçevesinde soykırım fiillerinin gerçekleştirilmesi hâlinde ayrıca bu suçlardan da cezaya hükmolunur.
İçtima (Zincirleme Suç ve Diğer Halleri)
Soykırım suçunda kanun koyucu, genel içtima kurallarından ayrılan özel bir düzenleme getirmiştir. TCK m.76/2 uyarınca soykırım kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama suçları bakımından mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır; yani her bir mağdur için ayrı suç oluşur ve ayrı ceza verilir.
Bu düzenleme, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil eder. Zaten TCK m.43/3 uyarınca kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarında zincirleme suç hükümleri uygulanamaz; kanun koyucu m.76/2 ile bu kuralı soykırım bağlamında açıkça teyit etmiştir. Aynı plan kapsamında birden fazla seçimlik hareketin gerçekleştirilmesi, örneğin hem öldürme hem de doğumlara engel olma tedbirlerinin alınması hâlinde, tek bir soykırım suçu oluşur; ancak öldürme fiilleri bakımından mağdur sayısınca gerçek içtima kuralı işletilir. Soykırım işlenirken gerçekleştirilen cinsel saldırı, yağma veya mala zarar verme gibi fiiller bakımından ise genel hükümler uyarınca ayrıca cezaya hükmedilir.
Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Adli Para Cezasına Çevirme
Hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi için cezanın kısa süreli, yani bir yıl veya daha az olması gerekir. Soykırım suçunun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis olduğundan, bu cezanın adli para cezasına çevrilmesi hiçbir koşulda mümkün değildir. Suçun teşebbüs aşamasında kalması veya indirim sebeplerinin uygulanması hâlinde dahi sonuç ceza kısa süreli hapis sınırının çok üzerinde kalır.
Erteleme
Hapis cezasının ertelenebilmesi için hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az olması, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişiler bakımından ise üç yıl veya daha az olması gerekir. Soykırım suçunda öngörülen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bu sınırların çok ötesinde olduğundan erteleme kurumunun uygulanması mümkün değildir. Ayrıca müebbet nitelikteki cezaların yapısı gereği ertelenmesi kavramsal olarak da söz konusu olamaz.
HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması)
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için CMK m.231/5 uyarınca hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması gerekir. Soykırım suçunda hükmedilecek ceza ağırlaştırılmış müebbet hapis olduğundan HAGB kararı verilmesi mümkün değildir. Suçun teşebbüs aşamasında kalması hâlinde dahi alt sınır on dört yıl olacağından bu eşiğin altına inilemez.
Suçun Soruşturma ve Kovuşturma Aşamaları
Soykırım suçu şikayete tabi olmadığından soruşturma, ihbar veya herhangi bir suretle öğrenilmesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen başlatılır. Suçun niteliği gereği soruşturmalar geniş kapsamlı olup çok sayıda tanık dinlenmesini, olay yeri incelemelerini, otopsi ve adli tıp raporlarını, yazılı emir ve talimat belgelerinin toplanmasını gerektirir. Planın varlığının ortaya konulabilmesi için iletişimin tespiti ve teknik takip tedbirlerine de başvurulabilir.
Fiilin yurt dışında işlenmesi hâlinde dahi Türk kanunları uygulanır. TCK m.13/1-a uyarınca İkinci Kitap Birinci Kısımda yer alan soykırım suçunun vatandaş veya yabancı tarafından yabancı ülkede işlenmesi hâlinde Türkiye’de yargılama yapılabilir. Üstelik TCK m.13/3 uyarınca bu suç dolayısıyla yabancı bir ülkede mahkumiyet veya beraat kararı verilmiş olsa bile, Adalet Bakanının talebi üzerine Türkiye’de yeniden yargılama yapılır. Soruşturma sonunda yeterli şüpheye ulaşılması hâlinde iddianame düzenlenir ve kovuşturma ağır ceza mahkemesinde yürütülür.
Suçta Gözaltı ve Tutukluluk Halleri
Yakalanan şüpheli, Cumhuriyet savcısının kararıyla gözaltına alınabilir. Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez. Toplu olarak işlenen suçlarda delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı, her defasında bir günü geçmemek üzere gözaltı süresinin üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Soykırım suçu tipik olarak toplu biçimde işlendiğinden uygulamada uzatma kararına sıkça başvurulur.
Soykırım, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi nedeniyle CMK m.100/3’te sayılan katalog suçlardandır. Bu nedenle suçun işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı hâlinde tutuklama nedeni var sayılabilir ve uygulamada tutuklama tedbirine başvurulması kuvvetle muhtemeldir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren bu iş bakımından kovuşturma aşamasındaki tutukluluk süresi en çok iki yıl olup, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; TCK’nın İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar dışında kalan bu suç bakımından uzatma süresi toplam üç yılı geçemez. Soruşturma evresinde ise tutukluluk süresi bir yılı aşamaz; toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
Uzlaşma, Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme
Uzlaşma Mümkün mü?
Soykırım suçu, şikayete tabi olmayan ve mağduru insanlığın bütünü sayılan bir uluslararası suç olduğundan uzlaştırma kapsamında değildir. Suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi de tek başına uzlaştırma hükümlerinin uygulanmasına engeldir. Mağdur yakınlarının failden şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri veya faili affetmeleri, kamu davasının açılmasına ve yürütülmesine hiçbir şekilde engel oluşturmaz.
Şikayet Süresi Ne Kadardır?
Suç şikayete tabi olmadığından herhangi bir şikayet süresi söz konusu değildir. Soykırım suçu, öğrenildiği her zaman resen soruşturulur ve şikayetten vazgeçme davanın düşmesi sonucunu doğurmaz. Zamanaşımının da işlemediği gözetildiğinde, fiilin üzerinden kaç yıl geçerse geçsin soruşturma ve kovuşturma yapılmasına hukuki bir engel bulunmamaktadır.
Dava Zamanaşımı Süresi
TCK m.76/4 açık ve tartışmasız bir hüküm getirerek bu suçlardan dolayı zamanaşımının işlemeyeceğini düzenlemiştir. Bu hüküm hem dava zamanaşımını hem de ceza zamanaşımını kapsar. Dolayısıyla soykırım suçu bakımından fiilin işlenmesinden itibaren ne kadar süre geçerse geçsin kamu davası açılabilir; hükmedilen ceza da zamanaşımına uğramaz ve her zaman infaz edilebilir. Bu düzenleme, Türkiye’nin 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerinin bir gereğidir.
Etkin Pişmanlık Hükümleri
Soykırım suçu bakımından TCK’da özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir. Failin pişmanlık göstermesi, diğer suç ortaklarını bildirmesi veya zararı gidermeye çalışması, cezanın kaldırılması veya kanuni bir indirim uygulanması sonucunu doğurmaz.
Bununla birlikte TCK m.78’de düzenlenen soykırım amaçlı örgüt suçu bakımından, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilirliği tartışılabilir. Ayrıca failin yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık, TCK m.62 kapsamında takdiri indirim sebebi olarak değerlendirilebilir; bu takdirde ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Görevli Mahkeme Hangisidir?
Soykırım suçunda öngörülen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gözetildiğinde görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. Suçun yurt dışında işlendiği hâllerde ise Türkiye’de yargılama yapılabileceğinden, CMK’nın yer bakımından yetkiye ilişkin hükümleri uyarınca yetkili mahkeme belirlenir.
Sık Sorulan Sorular
Soykırım suçunun cezası kaç yıldır?
Soykırım suçunun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapistir; yani hükümlünün hayatı boyunca devam eden ve sıkı güvenlik rejimine göre çektirilen en ağır cezadır. Ayrıca soykırım kapsamında işlenen her bir kasten öldürme ve kasten yaralama fiili için mağdur sayısınca ayrı ayrı ceza verilir, bu cezalar ağırlaştırılmış müebbet hapse eklenir.
Soykırım suçu ile insanlığa karşı suç arasındaki fark nedir?
Temel fark manevi unsurda ve hedefte yatar. Soykırımda fail, milli, etnik, ırki veya dini bir grubu tamamen veya kısmen yok etme özel maksadıyla hareket eder. İnsanlığa karşı suçta ise siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle toplumun bir kesimine karşı plan doğrultusunda sistemli fiiller işlenir; grubu yok etme maksadı aranmaz. Ayrıca insanlığa karşı suçta fiil türleri daha geniştir ve öldürme dışındaki fiiller için sekiz yıldan az olmamak üzere hapis cezası öngörülmüştür.
Soykırım suçunda zamanaşımı var mıdır?
Hayır. TCK m.76/4 uyarınca soykırım suçundan dolayı zamanaşımı hiçbir şekilde işlemez. Bu kural hem dava zamanaşımını hem de ceza zamanaşımını kapsar; fiilin üzerinden onlarca yıl geçmiş olsa dahi soruşturma başlatılabilir, dava açılabilir ve verilen ceza her zaman infaz edilebilir.
Yurt dışında işlenen soykırım suçu Türkiye’de yargılanır mı?
Evet. TCK m.13/1-a uyarınca soykırım suçunun vatandaş veya yabancı tarafından yabancı ülkede işlenmesi hâlinde Türk kanunları uygulanır. Dahası TCK m.13/3 gereğince bu suç nedeniyle yabancı bir ülkede mahkumiyet veya beraat kararı verilmiş olsa bile, Adalet Bakanının talebi üzerine Türkiye’de yeniden yargılama yapılır.
Soykırım suçunda tutuklama zorunlu mudur?
Tutuklama hiçbir suçta zorunlu değildir; ancak soykırım, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiğinden CMK m.100/3 kapsamında katalog suç niteliğindedir. Bu nedenle suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması hâlinde tutuklama nedeni var sayılabilir ve uygulamada tutuklama tedbirine başvurulması kuvvetle muhtemeldir.
Soykırım suçu işleyen kişi ne kadar cezaevinde kalır?
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükümlünün hayatı boyunca devam eder. Bu suç bakımından koşullu salıverilmeye ilişkin süreler infaz mevzuatında ayrıca düzenlenmiş olup, kesin hesaplama dosyanın özelliklerine göre infaz hakimliğince yapılır. Ayrıca mağdur sayısınca verilen kasten öldürme cezaları da toplam infaz süresini doğrudan etkiler.