Taksirle yaralama suçu ve cezası, kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucu, öngörmediği bir neticeyle bir başkasının vücuduna acı vermesi ya da sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmasıyla oluşur (TCK m.89). Suçun temel şeklinin cezası dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası olup, yaralanmanın ağırlığına ve mağdur sayısına göre ceza kademeli olarak artmaktadır. Halk arasında “trafik kazasında yaralama”, “iş kazasında yaralama”, “dikkatsizlik sonucu yaralama” veya “hatalı tıbbi müdahale” gibi adlarla anılmaktadır. Suç katalog suçlardan olmadığından uygulamada tutuklama tedbirine kural olarak başvurulmaz, delil karartma veya kaçma şüphesi bulunmadıkça adli kontrolle yetinilir. Bilinçli taksirle işlenen ve birinci fıkra kapsamı dışında kalan yaralamalar hariç olmak üzere, taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikayetine bağlıdır.
Kısa Cevap
Taksirle yaralama suçu TCK 89. maddede düzenlenmiştir. Temel halinin cezası dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Yaralama; kemik kırılmasına, duyu veya organ işlevinin zayıflamasına ya da yaşamı tehlikeye sokan bir duruma neden olmuşsa ceza yarı oranında, organ işlevinin yitirilmesi veya bitkisel hayat gibi ağır sonuçlarda bir kat artırılır. Birden fazla kişinin yaralanmasında ceza dokuz aydan beş yıla kadar hapistir. Suç kural olarak şikayete tabidir ve uzlaştırma kapsamındadır; ancak birinci fıkra dışındaki yaralamalarda bilinçli taksir varsa şikayet aranmaz.
Kanun Metni
Kaynak: mevzuat.gov.trBir cümleye tıklayın, ilgili açıklamaya gidin.
(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
- Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
- Vücudunda kemik kırılmasına,
- Konuşmasında sürekli zorluğa,
- Yüzünde sabit ize,
- Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
- Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır.
(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
- İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
- Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
- Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
- Yüzünün sürekli değişikliğine,
- Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.
(5) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.
Kanun Gerekçesi
Gerekçe için tıklayınız
Madde metninde, taksirle yaralama suçu tanımlanmıştır. “Genel Hükümler” başlıklı Birinci Kitapta yer alan taksire ilişkin hükümler, bu suç açısından da geçerlidir. Yaralama kavramının içeriği bakımından, kasten yaralama suçuna ilişkin gerekçeye bakılmalıdır.
Maddenin iki ve üçüncü fıkralarında taksirle yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri düzenlenmiştir. Bu hususlarla ilgili açıklamalar için, kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerine ilişkin madde gerekçesine bakılmalıdır.
Dördüncü fıkrada, birden fazla kişinin yaralanmasına neden olunması hâlinde, verilecek cezanın alt ve üst sınırı belirlenmiştir.
Taksire ilişkin genel gerekçede belirtildiği üzere; taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir. Bu dikkat ve özen yükümlülüğünün belirlenmesinde, failin kişisel yetenekleri göz önünde bulundurulmaksızın, objektif esastan hareket edilir. Nitekim toplum hâlinde yaşamanın güvenli bir biçimde sürdürülebilmesi için, çeşitli alanlarda kişilerin dikkat ve özenli davranmalarıyla ilgili kurallar konmaktadır. İnşaat faaliyeti, sağlık hizmetlerinin yürütülmesi ve trafik düzeniyle ilgili kurallar, dikkat ve özen yükümlülüğüne örnek olarak gösterilebilir.
Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi hâlinde bilinçli taksir vardır; bu hâlde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Böylece bilinçli taksir, iş kazalarını, trafikte meydana gelen taksirli suçları önlemek bakımından caydırıcı etki yapacak ve suçların önlenmesinde yarar sağlayacaktır.
Suçun Hukuki Künyesi
- Kanun Maddesi: Taksirle yaralama suçu, 5237 sayılı TCK’nın “Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar” bölümünde yer alan 89. maddede düzenlenmiştir.
- Şikayet: Suç kural olarak şikayete tabidir; ancak birinci fıkra kapsamı dışındaki yaralamaların bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikayet aranmaz ve resen soruşturulur.
- Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.
- Tutuklama ve Adli Kontrol: Suç katalog suçlardan olmadığından uygulamada tutuklama tedbirine nadiren başvurulur; genellikle adli kontrol tedbirleri yeterli görülür.
- Uzlaşma: Şikayete tabi olduğu hallerde suç uzlaştırma kapsamındadır; bilinçli taksirle işlenip şikayet aranmayan hallerde uzlaştırma uygulanmaz.
- Etkin Pişmanlık: Taksirle yaralama suçu bakımından kanunda özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir.
- İndirim: TCK m.22/6 uyarınca failin kişisel ve ailevi durumu itibarıyla mağdur olması halinde cezasızlık veya bilinçli takside indirim, ayrıca TCK m.62 uyarınca takdiri indirim uygulanabilir.
- Memuriyete Etkisi: Taksirli suçlardan verilen mahkumiyetler 657 sayılı Kanun m.48 uyarınca memuriyete engel oluşturmaz.
- Görevli Mahkeme: Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
Suçun Şartları ve Unsurları Nelerdir?
Taksirle yaralama suçunun oluşabilmesi için beş temel şartın bir arada bulunması gerekir. Birincisi, failin iradi bir hareketinin varlığıdır; kişi araç kullanmak, makine çalıştırmak veya tıbbi müdahalede bulunmak gibi bilinçli bir davranışta bulunmalıdır. İkincisi, bu hareketin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olmasıdır; trafik kurallarına, iş güvenliği mevzuatına veya tıbbın gereklerine aykırılık bu yükümlülüğün ihlalini gösterir. Üçüncüsü, mağdurun vücuduna acı verilmesi ya da sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulması şeklinde bir netice meydana gelmelidir.
Dördüncü şart, hareket ile netice arasında nedensellik bağının bulunmasıdır; meydana gelen yaralanma failin özen yükümlülüğüne aykırı davranışının sonucu olmalıdır. Beşinci ve en ayırt edici şart ise, failin bu neticeyi öngörmemiş olmasıdır. Fail neticeyi öngörmüş fakat istememişse bilinçli taksir söz konusudur ve ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Fail neticeyi öngörüp kabullenmişse artık taksir değil olası kast gündeme gelir ve fiil kasten yaralama olarak nitelendirilir.
Uygulamada en sık karşılaşılan görünüm biçimleri trafik kazaları, iş kazaları ve tıbbi uygulama hatalarıdır. Bu dosyalarda kusur oranının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılır; ancak Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre bilirkişi yalnızca teknik değerlendirme yapar, kusurluluğun hukuki takdiri hakime aittir. Birden fazla kişinin taksirle hareket ettiği olaylarda herkes kendi kusurundan sorumlu olur ve her failin cezası kusuru oranında ayrı ayrı belirlenir.
Fail ve Mağdur
Taksirle yaralama suçu özgü suç değildir; suçun faili herkes olabilir. Failin belirli bir mesleği icra ediyor olması suçun oluşumu bakımından şart değildir, ancak sürücü, hekim, işveren veya şantiye şefi gibi mesleki bir yükümlülük altında bulunan kişiler bakımından dikkat ve özen yükümlülüğünün kapsamı ilgili mevzuata göre daha geniş belirlenir. Belirli bir meslek veya trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla mahkumiyet halinde, TCK m.53/6 uyarınca üç aydan üç yıla kadar meslek icrasının yasaklanmasına veya sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir.
Suçun mağduru yaşayan her gerçek kişidir. Mağdurun kendi kusurunun bulunması failin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz, yalnızca temel cezanın belirlenmesinde failin kusur oranı gözetilir. Mağdurun gebe bir kadın olması ve çocuğun vaktinden önce doğması ya da düşmesi, kanunda ayrıca ağırlaştırıcı sonuç olarak düzenlenmiştir.
Suçun Hukuki Konusu
Suçla korunan hukuki değer kişinin vücut dokunulmazlığı ve beden bütünlüğüdür. Kanun koyucu, yalnızca kasten gerçekleştirilen saldırıları değil, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık sonucu ortaya çıkan bedensel zararları da yaptırıma bağlayarak toplum hayatının güvenli biçimde sürdürülmesini amaçlamıştır. Suçun maddi konusu ise yaralanan kişinin bedenidir.
Manevi Unsur
Taksirle yaralama suçunun manevi unsuru taksirdir; suç kasten işlenemez, kasten işlenmesi halinde fiil TCK 86. madde kapsamına girer. Basit taksirde fail neticeyi hiç öngörmemiştir; bilinçli taksirde ise neticeyi öngörmüş fakat gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareket etmiştir. Bilinçli taksir halinde TCK m.22/3 gereği ceza üçte birden yarısına kadar artırılır ve birinci fıkra dışındaki yaralamalarda şikayet aranmaz.
Dikkat: Alkollü araç kullanmak, kırmızı ışıkta geçmek veya aşırı hız yapmak gibi kural ihlalleri tek başına otomatik olarak bilinçli taksir sayılmaz; her olayda failin neticeyi fiilen öngörüp öngörmediği somut delillerle ayrıca değerlendirilir.
Suçun Cezası Nedir?
- Temel Halinin Cezası: Dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası (TCK 89/1).
- Orta Ağırlıktaki Neticeler: Duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması, kemik kırılması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, yaşamsal tehlike veya çocuğun erken doğması hallerinde ceza yarı oranında artırılır (TCK 89/2).
- Ağır Neticeler: İyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık veya bitkisel hayat, duyu ya da organ işlevinin yitirilmesi, konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin kaybı, yüzde sürekli değişiklik ya da çocuğun düşmesi hallerinde ceza bir kat artırılır (TCK 89/3).
- Birden Fazla Kişinin Yaralanması: Dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezası (TCK 89/4).
- Bilinçli Taksir: Yukarıdaki cezalar üçte birden yarısına kadar artırılır (TCK 22/3).
- İndirim Halleri: Netice münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından ağır mağduriyet doğurmuşsa ceza verilmez, bilinçli taksirde yarıdan altıda bire kadar indirilebilir (TCK 22/6); ayrıca takdiri indirim uygulanabilir (TCK 62).
- Teşebbüs: Suç taksirle işlendiğinden teşebbüs hükümleri uygulanmaz.
Temel Halinin Cezası (89/1)
Suçun temel halinde fail, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Kanun koyucu burada seçimlik ceza öngörmüş olup, hakim somut olayın özelliklerine, failin kusur derecesine ve meydana gelen zararın ağırlığına göre bu iki cezadan birini tercih eder. Uygulamada basit yaralanmaların söz konusu olduğu dosyalarda çoğunlukla doğrudan adli para cezasına hükmedildiği görülmektedir.
Temel ceza belirlenirken TCK m.61 uyarınca fiilin işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı ve failin taksire dayalı kusurunun yoğunluğu birlikte değerlendirilir. Bilirkişi raporuyla saptanan kusur oranının yüksek olması, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşarak belirlenmesi sonucunu doğurur.
Nitelikli Haller (89/2, 89/3, 89/4)
Kanun, meydana gelen neticenin ağırlığına göre iki kademeli bir artırım sistemi benimsemiştir. İkinci fıkra kapsamındaki duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması, vücutta kemik kırılması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum ve gebe kadının çocuğunun vaktinden önce doğması hallerinde temel ceza yarı oranında artırılır. Uygulamada en sık karşılaşılan neticeler kemik kırılması ve yaşamsal tehlike olup, bunlar adli tıp raporlarıyla belgelenir.
Üçüncü fıkrada sayılan neticeler ise çok daha ağırdır ve cezanın bir kat artırılmasını gerektirir. İyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık, bitkisel hayat, duyu veya organ işlevinin tamamen yitirilmesi, konuşma ya da çocuk yapma yeteneğinin kaybolması, yüzün sürekli değişikliğe uğraması ve gebe kadının çocuğunun düşmesi bu kapsamdadır. Organ işlevinin zayıflaması ile yitirilmesi arasındaki sınır, adli tıp değerlendirmesiyle belirlenir ve cezada ciddi fark yaratır.
Dördüncü fıkra ise farklı bir teknikle düzenlenmiştir; burada temel cezanın artırılması değil, doğrudan yeni bir ceza aralığı öngörülmüştür. Tek bir taksirli hareketle birden fazla kişinin yaralanması halinde fail dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Trafik kazalarında araçta bulunan birden çok yolcunun yaralanması bu hükmün en tipik uygulama alanıdır.
İndirim Halleri
Taksirli suçlara özgü en önemli indirim ve cezasızlık düzenlemesi TCK m.22/6’da yer alır. Buna göre taksirli hareket sonucu meydana gelen netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa faile ceza verilmez. Kendi kullandığı araçta eşinin veya çocuğunun ağır şekilde yaralanmasına neden olan sürücü bu hükmün tipik muhatabıdır; bilinçli taksir halinde ise ceza tamamen kaldırılmaz, yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.
Bunun yanında failin geçmişi, sosyal ilişkileri ve yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık gözetilerek TCK m.62 uyarınca cezada altıda bire kadar takdiri indirim uygulanabilir. Zararın giderilmesi ve mağdurla anlaşma sağlanması, hakimin takdiri indirim yönündeki kanaatini olumlu etkileyen unsurlardandır.
Somut olayınızı birlikte değerlendirelim
Ceza hesabı; nitelikli hâller, artırım ve indirim nedenleriyle dosyadan dosyaya değişir.
Suçun Özel Görünüş Biçimleri
Teşebbüs
Suça teşebbüs, failin işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle icraya başlayıp elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması halinde söz konusu olur. Taksirle yaralama suçunda fail neticeyi istememekte, hatta öngörmemektedir; dolayısıyla neticeye yönelmiş bir kast bulunmadığından teşebbüs hükümlerinin uygulanması hukuken mümkün değildir. Yaralanma neticesi gerçekleşmemişse taksirli fiil kural olarak cezasız kalır, ancak fiil genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması veya trafik güvenliğini tehlikeye sokma gibi başka bir suçu oluşturabilir.
İştirak
Taksirli suçlarda iştirak hükümleri uygulanmaz; zira iştirak, birlikte suç işleme kararının varlığını yani ortak kastı gerektirir. TCK m.22/5 uyarınca birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir. İki aracın çarpışması sonucu yolcunun yaralandığı olayda her iki sürücü de müşterek fail değil, kendi kusuru oranında bağımsız fail olarak cezalandırılır.
Aynı ilke iş kazalarında da geçerlidir; işveren, iş güvenliği uzmanı ve ustabaşının ayrı ayrı özen yükümlülükleri bulunduğundan, her birinin kusuru bağımsız olarak değerlendirilir ve cezaları buna göre belirlenir.
İçtima (Zincirleme Suç ve Diğer Halleri)
TCK m.43’te düzenlenen zincirleme suç hükümleri yalnızca kasten işlenen suçlar bakımından uygulanabilir; taksirli suçlarda aynı suç işleme kararının icrasından söz edilemeyeceğinden zincirleme suç hükümleri taksirle yaralamada uygulanmaz. Tek bir taksirli hareketle birden fazla kişinin yaralanması halinde ise kanun koyucu fikri içtima yerine özel bir düzenleme getirmiş ve dördüncü fıkrada tek ve daha ağır bir ceza öngörmüştür.
Aynı taksirli hareket sonucu bir kişinin ölmesi ve bir başkasının yaralanması durumunda ise TCK m.85/2 uygulanır; bu halde ayrıca taksirle yaralamadan ceza verilmez, çünkü kanun bu birleşik durumu tek bir hükümde düzenlemiştir. Failin taksirli fiili aynı zamanda trafik güvenliğini tehlikeye sokma gibi bağımsız bir suç oluşturuyorsa, koşulları varsa fikri içtima kuralları uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulur.
Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Adli Para Cezasına Çevirme
Taksirle yaralama suçunun temel halinde kanun zaten hapis cezası ile adli para cezasını seçimlik olarak öngörmüştür; hakim doğrudan adli para cezasına hükmederse artık bu ceza yeniden çevrilemez. Hapis cezası tercih edilmiş ve hükmedilen ceza bir yıl veya altında kalmışsa, TCK m.50/1-a uyarınca bu kısa süreli hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir.
Ayrıca TCK m.50/4 uyarınca taksirli suçlardan hükmolunan hapis cezası uzun süreli olsa dahi adli para cezasına çevrilebilir; ancak bu istisna bilinçli taksir halinde uygulanmaz. Bu düzenleme sayesinde nitelikli neticeler nedeniyle iki yılı aşan hapis cezası alan basit taksir failleri bakımından dahi para cezasına çevirme imkanı doğar.
Erteleme
Hükmolunan hapis cezasının iki yıl veya daha az olması ve failin daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş bulunması halinde ceza ertelenebilir. Fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişiler bakımından bu sınır üç yıldır. Taksirle yaralama suçunda hükmedilen cezalar çoğunlukla bu sınırlar içinde kaldığından erteleme kurumu uygulamada sıkça gündeme gelir.
HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması)
Hükmedilen cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması ve mağdurun zararının giderilmesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Taksirle yaralama dosyalarında zararın sigorta veya fail tarafından karşılanması bu kararın verilmesini kolaylaştırır. HAGB kararı verilmesi halinde sanık beş yıl denetim süresine tabi tutulur ve bu süre kasıtlı bir suç işlenmeden geçirilirse dava düşer.
Suçun Soruşturma ve Kovuşturma Aşamaları
Suçun temel halinde ve bilinçli taksirin bulunmadığı nitelikli hallerde soruşturma, mağdurun altı ay içinde şikayette bulunmasıyla başlar. Bilinçli taksirle işlenen ve birinci fıkra kapsamı dışında kalan yaralamalarda ise Cumhuriyet Başsavcılığı şikayet aranmaksızın resen soruşturma yürütür. Soruşturmada olay yeri inceleme tutanağı, kamera kayıtları, tanık beyanları ve mağdura ilişkin adli muayene raporu temel delilleri oluşturur.
Trafik kazalarında kaza tespit tutanağı ve araçlarda yapılan teknik inceleme, iş kazalarında iş müfettişi raporu, tıbbi uygulama hatalarında ise Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanelerinden alınan bilirkişi raporu belirleyici olur. Kusur oranı ve yaralanmanın derecesi netleştikten sonra yeterli şüpheye ulaşılırsa iddianame düzenlenir ve asliye ceza mahkemesinde kovuşturma aşamasına geçilir. Şikayete tabi hallerde iddianame düzenlenmeden önce dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi zorunludur.
Suçta Gözaltı ve Tutukluluk Halleri
Taksirle yaralama suçu CMK m.100/3’te sayılan katalog suçlar arasında yer almadığından tutuklama nedeninin varsayıldığı hallerden değildir. Suçun taksirle işlenmesi, öngörülen ceza miktarlarının görece düşük olması ve failin kural olarak toplum için tehlike oluşturmaması nedeniyle uygulamada tutuklama tedbirine çok nadir başvurulur.
Bununla birlikte failin kaçma şüphesi bulunması, delilleri karartma ihtimalinin varlığı ya da kimliğinin belirlenememesi hallerinde gözaltına alınması mümkündür. Özellikle olay yerinden kaçan ve yaralıya yardım etmeyen sürücüler bakımından kaçma şüphesi gerekçesiyle tutuklama kararı verilebildiği görülmektedir; ancak çoğu dosyada yurt dışına çıkış yasağı veya imza yükümlülüğü gibi adli kontrol tedbirleri yeterli görülür.
Uzlaşma, Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme
Uzlaşma Mümkün mü?
Şikayete tabi olduğu hallerde taksirle yaralama suçu CMK m.253 uyarınca uzlaştırma kapsamındadır ve iddianame düzenlenmeden önce dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi zorunludur. Tarafların uzlaşması halinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir, kovuşturma aşamasında uzlaşma sağlanırsa davanın düşmesine hükmedilir. Bilinçli taksirle işlenen ve şikayet aranmayan hallerde ise suç uzlaştırma kapsamı dışında kalır.
Şikayet Süresi Ne Kadardır?
Şikayet hakkı olan mağdur, fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden itibaren altı ay içinde şikayette bulunmalıdır. Bu süre içinde şikayet hakkı kullanılmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Şikayetten vazgeçilmesi halinde dava düşer; ancak şikayetin aranmadığı bilinçli taksir hallerinde vazgeçme davayı sona erdirmez.
Dava Zamanaşımı Süresi
TCK m.66/1-e uyarınca beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı sekiz yıldır. Taksirle yaralama suçunun tüm fıkraları bakımından üst sınır bu eşiğin altında kaldığından dava zamanaşımı süresi sekiz yıl olarak uygulanır. Zamanaşımını kesen işlemlerin varlığı halinde süre yeniden işlemeye başlar, ancak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayabilir.
Etkin Pişmanlık Hükümleri
Kanunda taksirle yaralama suçuna özgü bir etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir. Bununla birlikte failin zararı gidermesi, mağdurun tedavi masraflarını karşılaması ve uzlaşma yoluna gitmesi; uzlaştırma sonucu davanın düşmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve takdiri indirim bakımından belirleyici sonuçlar doğurur. Ayrıca TCK m.22/6 kapsamında failin bizzat ağır mağduriyet yaşaması cezasızlık sebebi olarak değerlendirilir.
Görevli Mahkeme Hangisidir?
Taksirle yaralama suçunda öngörülen ceza miktarları dikkate alındığında görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer, yani yaralanma neticesinin meydana geldiği yer mahkemesidir.
Sık Sorulan Sorular
Taksirle yaralama suçunun cezası ne kadardır?
Suçun temel halinde ceza dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Kemik kırılması, organ işlevinin zayıflaması veya yaşamsal tehlike gibi neticelerde bu ceza yarı oranında, organ kaybı veya bitkisel hayat gibi ağır neticelerde bir kat artırılır. Birden fazla kişi yaralanmışsa ceza dokuz aydan beş yıla kadar hapistir; bilinçli taksir varsa ayrıca üçte birden yarısına kadar artırım yapılır.
Trafik kazasında yaralamaya sebep olan sürücü hapis yatar mı?
Uygulamada basit taksirle işlenen ve zararı giderilen trafik kazalarında sürücünün cezaevine girmesi çok istisnai bir durumdur. Hükmedilen ceza çoğunlukla adli para cezasına çevrilmekte, ertelenmekte veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmektedir. Ancak alkollü araç kullanma gibi bilinçli taksir hallerinde, ağır yaralanma ve yüksek kusur bir aradaysa infazı gündeme gelen hapis cezaları verilebilmektedir.
Taksirle yaralama suçu şikayete tabi midir?
Suç kural olarak şikayete tabidir ve mağdur öğrenmeden itibaren altı ay içinde şikayette bulunmalıdır. Ancak birinci fıkra kapsamına giren basit yaralama hariç olmak üzere, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikayet aranmaz ve savcılık resen soruşturma yürütür.
Taksirle yaralamada uzlaşma sağlanırsa dava düşer mi?
Şikayete tabi olduğu hallerde suç uzlaştırma kapsamındadır. Soruşturma aşamasında uzlaşma sağlanırsa kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma aşamasında sağlanırsa davanın düşmesine karar verilir ve sanık hakkında herhangi bir mahkumiyet hükmü kurulmaz.
Kendi çocuğunu kazada yaralayan sürücüye ceza verilir mi?
TCK m.22/6 uyarınca taksirli hareket sonucu meydana gelen netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından cezaya hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede onu mağdur etmişse faile ceza verilmez. Kendi çocuğunun veya eşinin ağır yaralanmasına neden olan sürücü bu hükümden yararlanabilir; ancak bilinçli taksir varsa ceza tamamen kaldırılmaz, yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.
Taksirle yaralama sabıka kaydına işler mi ve memuriyete engel olur mu?
Mahkumiyet hükmü kesinleştiğinde adli sicil kaydına işlenir; ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmişse kayıt yalnızca ilgili kurumlarca görülebilen özel sisteme kaydedilir. 657 sayılı Kanun m.48 uyarınca taksirli suçlardan verilen mahkumiyetler memuriyete engel oluşturmaz.