Taksirle Öldürme Suçu ve Cezası TCK 85

KANUN MADDELERİ85Taksirle Öldürme Suçu ve Cezası TCK 85

Taksirle Öldürme Suçu ve Cezası TCK 85

Taksirle öldürme suçu, failin bir insanı öldürme kastı olmaksızın, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucu bir kişinin ölümüne neden olması ile oluşan suçtur (TCK m.85). Suçun cezası iki yıldan altı yıla kadar hapis; fiilin birden fazla kişinin ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümüyle birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması hâlinde iki yıldan on beş yıla kadar hapistir. Uygulamada ve halk arasında “trafik kazası sonucu ölüm”, “ölümlü trafik kazası”, “iş kazası sonucu ölüm” veya “doktor hatası sonucu ölüm” olarak adlandırılmakta; hekim, mühendis, işveren, sürücü ve iş güvenliği uzmanları bakımından sıkça gündeme gelmektedir. Suç, CMK m.100/3’te sayılan katalog suçlardan olmadığından tutuklama tedbirine ancak kaçma veya delil karartma şüphesi gibi genel tutuklama nedenlerinin varlığı hâlinde başvurulur; özellikle bilinçli taksir ve alkollü araç kullanma hâllerinde tutuklama kararı verilebilmektedir. Taksirle öldürme suçu şikayete tabi olmayıp Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturulur.

Kısa Cevap

Taksirle öldürme suçu TCK 85. maddede düzenlenmiştir; bir kişinin ölümüne neden olmanın cezası iki yıldan altı yıla kadar hapistir. Fiilin birden fazla kişinin ölümüne ya da ölümle birlikte yaralanmaya neden olması hâlinde ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapse yükselir. Bilinçli taksir hâlinde ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Suç şikayete bağlı değildir, uzlaştırma kapsamında değildir ve dava zamanaşımı süresi on beş yıldır. Ceza miktarı uygun düşerse hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi, ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkündür. Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

Kanun Metni

Kaynak: mevzuat.gov.tr

Bir cümleye tıklayın, ilgili açıklamaya gidin.

(1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kanun Gerekçesi

Gerekçe için tıklayınız

Madde metninde, taksirle öldürme suçu tanımlanmıştır. “Genel Hükümler” başlıklı Birinci Kitapta yer alan taksire ilişkin hükümler, bu suç açısından da geçerlidir.

Maddenin ikinci fıkrasına göre; fiilin, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla insanın ölümüyle birlikte, bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması hâli, birinci fıkraya göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren neden oluşturmaktadır.

Taksire ilişkin genel gerekçede ise şu esaslar belirtilmiştir: Taksirli suçların belirgin özelliği, icrai veya ihmali şekilde olabilen iradi hareketin varlığı ve kanunî tanımda yer alan unsurlardan birinin öngörülmemiş olmasıdır. Fakat bu öngörmemenin, “gerekli dikkat ve özen” yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla ortaya çıkması gerekir. Çünkü, gerekli dikkat ve özen gösterilmediği için kanunda tanımlanmış olan neticenin gerçekleşeceği öngörülmemiştir.

Bu dikkat ve özen yükümlülüğünün belirlenmesinde, failin kişisel yetenekleri göz önünde bulundurulmaksızın, objektif esastan hareket edilir. Nitekim toplum hâlinde yaşamanın güvenli bir biçimde sürdürülebilmesi için, çeşitli alanlarda kişilerin dikkat ve özenli davranmalarıyla ilgili kurallar konmaktadır. İnşaat faaliyeti, sağlık hizmetlerinin yürütülmesi ve trafik düzeniyle ilgili kurallar, dikkat ve özen yükümlülüğüne örnek olarak gösterilebilir.

Taksirli suçlarda fail, kendi yetenekleri, algılama gücü, tecrübeleri, bilgi düzeyi ve içinde bulunduğu koşullar altında, objektif olarak var olan dikkat, özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalıdır. Bütün bu yeteneklere sahip olmasına rağmen bu yükümlülüğe aykırı davranan kişi, suç tanımında belirlenen neticenin gerçekleşmesine neden olması durumunda, taksirli suçtan dolayı kusurlu sayılarak sorumlu tutulacaktır.

Suçun Hukuki Künyesi

  • Kanun Maddesi: Taksirle öldürme suçu, 5237 sayılı TCK’nın “Hayata Karşı Suçlar” bölümünde yer alan 85. maddede düzenlenmiştir.
  • Şikayet: Suç şikayete tabi olmayıp Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturulur.
  • Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi 15 yıldır.
  • Tutuklama ve Adli Kontrol: Suç katalog suçlardan değildir; genel tutuklama nedenlerinin varlığı hâlinde tutuklama, aksi hâlde yurt dışına çıkış yasağı veya sürücü belgesine el koyma gibi adli kontrol tedbirleri uygulanabilir.
  • Uzlaşma: Suç, ölüm neticesi doğurduğundan uzlaştırma kapsamında değildir.
  • Etkin Pişmanlık: Suç bakımından özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir.
  • İndirim: TCK m.22/6 uyarınca ceza verilmemesi veya bilinçli taksirde cezanın yarıdan altıda bire kadar indirilmesi ile TCK m.62 uyarınca takdiri indirim uygulanabilir.
  • Memuriyete Etkisi: Taksirli suçlardan verilen mahkumiyet 657 sayılı Kanun m.48 uyarınca kural olarak memuriyete engel teşkil etmez.
  • Görevli Mahkeme: Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

Suçun Şartları ve Unsurları Nelerdir?

Taksirle öldürme suçunun oluşabilmesi için beş temel şartın bir arada gerçekleşmesi gerekir. Birincisi, failin iradi bir hareketinin bulunmasıdır; bu hareket icrai olabileceği gibi ihmali de olabilir. İkincisi, failin objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmasıdır. Üçüncüsü, bir insanın ölümü neticesinin gerçekleşmesidir.

Dördüncü şart, failin ölüm neticesini öngörmemiş olmasıdır; neticeyi öngörmesine rağmen istememesi hâlinde bilinçli taksir, neticeyi öngörüp kabullenmesi hâlinde ise olası kastla öldürme gündeme gelir. Beşinci ve belki de en önemli şart, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ile ölüm neticesi arasında illiyet bağının bulunmasıdır. Failin kusurlu davranışı olmasaydı da ölüm yine gerçekleşecek idiyse, taksirle öldürme suçundan söz edilemez.

Uygulamada dikkat ve özen yükümlülüğünün kaynağı çoğunlukla yazılı kurallardır. Karayolları Trafik Kanunu ve yönetmelikleri, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, imar ve yapı denetim kuralları ile tıbbi standartlar bu yükümlülüğün sınırlarını çizer. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre kusurun varlığı ve derecesi, olayın niteliğine göre trafik, iş güvenliği veya adli tıp bilirkişilerinden alınacak raporlarla tespit edilir; ancak nihai kusur değerlendirmesi hâkime aittir.

Dikkat: Bilirkişi raporu tek başına mahkumiyet için yeterli değildir. Bilirkişi yalnızca teknik veriyi ortaya koyar; failin kusurlu olup olmadığı ve kusurun derecesi hukuki bir değerlendirme olduğundan hâkim tarafından takdir edilir.

Fail ve Mağdur

Taksirle öldürme suçu özgü suç değildir; suçun faili herkes olabilir. Uygulamada en sık karşılaşılan failler araç sürücüleri, işveren ve işveren vekilleri, iş güvenliği uzmanları, hekim ve sağlık personeli, yapı müteahhitleri ile şantiye şefleridir. Suç ihmali davranışla da işlenebileceğinden, ölümü önleme konusunda hukuken yükümlü olan kişilerin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi de sorumluluk doğurur.

Suçun mağduru yaşayan her insandır. Anne karnındaki cenin bu suçun mağduru olamaz; bu durumda çocuk düşürtme suçuna ilişkin hükümler gündeme gelir. Failin ölen kişinin yakını olması suçu ortadan kaldırmaz, ancak TCK m.22/6 kapsamında ceza verilmemesi sonucunu doğurabilir.

Birden fazla kişinin taksirle bir ölüme sebebiyet vermesi hâlinde herkes kendi kusurundan sorumlu olur ve her failin cezası kusuru oranında ayrı ayrı belirlenir. Ölen kişinin kendi kusuru varsa bu husus failin kusur oranını azaltır; ölenin tam kusurlu olduğu hâllerde ise fail hakkında beraat kararı verilir.

Suçun Hukuki Konusu

Suçla korunan hukuki değer, Anayasa ile güvence altına alınan yaşam hakkıdır. Kanun koyucu, kişinin yalnızca kasten öldürülmesini değil, başkalarının dikkatsizliği ve tedbirsizliği sonucu hayatını kaybetmesini de yaptırıma bağlayarak yaşam hakkını en geniş biçimde korumuştur. Suçun maddi konusu ise ölen kişinin bedenidir.

Manevi Unsur

Taksirle öldürme suçu yalnızca taksirle işlenebilir; kastla işlenmesi hâlinde suç kasten öldürmeye dönüşür. Basit taksirde fail, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmış ancak ölüm neticesini hiç öngörmemiştir. Bilinçli taksirde ise fail neticeyi öngörmüş fakat gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareketine devam etmiştir; bu hâlde TCK m.22/3 uyarınca ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

Bilinçli taksir ile olası kast arasındaki ayrım uygulamada büyük önem taşır. Fail neticeyi öngörmesine rağmen “olursa olsun” diyerek kabulleniyorsa olası kastla öldürme, “olmaz” diye güvenerek hareket ediyorsa bilinçli taksirle öldürme söz konusudur. Yüksek hızla ve alkollü araç kullanmak, kırmızı ışıkta geçmek gibi hâller somut olayın koşullarına göre bilinçli taksir ya da olası kast olarak nitelendirilebilmektedir.

Suçun Cezası Nedir?

  • Temel Halin Cezası: Taksirle bir insanın ölümüne neden olmanın cezası iki yıldan altı yıla kadar hapistir (TCK 85/1).
  • Birden Fazla Ölüm veya Ölümle Birlikte Yaralanma: Fiilin birden fazla kişinin ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümüyle birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması hâlinde ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapistir (TCK 85/2).
  • Bilinçli Taksir Hali: Failin neticeyi öngörmesine rağmen istememesi hâlinde yukarıdaki cezalar üçte birden yarısına kadar artırılır (TCK 22/3).
  • Meslek veya Trafik Kaynaklı Suçlarda Güvenlik Tedbiri: Meslek, sanat veya trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılıktan kaynaklanan mahkumiyette üç aydan üç yıla kadar meslekten yasaklama veya sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir (TCK 53/6).
  • Ceza Verilmemesi Hali: Neticenin münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından artık cezaya gerek bırakmayacak derecede mağduriyetine yol açması hâlinde ceza verilmez; bilinçli taksirde ceza yarıdan altıda bire kadar indirilir (TCK 22/6).
  • Takdiri İndirim: Failin geçmişi, pişmanlığı ve yargılama sürecindeki davranışları gözetilerek cezada altıda bire kadar indirim yapılabilir (TCK 62).

Temel Halinin Cezası (85/1)

Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi hakkında iki yıldan altı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Hâkim, temel cezayı belirlerken failin kusurunun ağırlığını, suçun işleniş biçimini, meydana gelen zararın büyüklüğünü ve failin güttüğü amacı gözetir. Taksirli suçlarda ceza öncelikle failin kusuruna göre belirlendiğinden, kusur oranının düşük olduğu hâllerde alt sınıra yakın ceza verilmesi olağandır.

Uygulamada tek kişinin öldüğü ve failin tali kusurlu bulunduğu trafik kazalarında genellikle alt sınırdan ceza belirlenmekte, takdiri indirim uygulandığında sonuç ceza 1 yıl 8 ay hapse inebilmektedir. Tam kusurlu ve ağır ihlaller içeren olaylarda ise ceza üst sınıra yaklaşır.

Nitelikli Haller (85/2)

Maddenin ikinci fıkrası, tek bir taksirli fiille birden fazla kişinin ölümüne veya ölümle birlikte yaralanmaya sebebiyet verilmesi hâlini daha ağır yaptırıma bağlamıştır. Bu durumda faile iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilir. Buradaki düzenleme aslında özel bir içtima hükmüdür; kanun koyucu her ölen için ayrı ceza verilmesi yerine tek ceza öngörmüş, ancak üst sınırı önemli ölçüde yükseltmiştir.

Bu fıkranın uygulanabilmesi için neticelerin tek bir fiilden doğması gerekir. Örneğin bir sürücünün kontrolü kaybederek üç kişinin ölümüne ve iki kişinin yaralanmasına neden olması hâlinde ikinci fıkra uygulanır ve ölen ile yaralanan sayısı temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınır. Ölüm sayısı arttıkça hâkimin üst sınıra yaklaşması beklenir.

İndirim Halleri

Taksirle öldürme suçunda en önemli indirim ve cezasızlık sebebi TCK m.22/6 hükmüdür. Taksirli hareket sonucu meydana gelen netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa faile ceza verilmez. Kendi kullandığı araçta eşinin veya çocuğunun hayatını kaybetmesi bu hükmün tipik uygulama alanıdır; bilinçli taksir hâlinde ise ceza yarıdan altıda bire kadar indirilir.

Bunun yanında ölenin veya üçüncü kişinin kusurunun bulunması, failin kusur oranını düşürerek temel cezanın alt sınıra yaklaştırılmasını sağlar. Failin olay sonrası yardım etmesi, pişmanlığı ve zararı gidermesi ise TCK m.62 kapsamında takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilir.

Somut olayınızı birlikte değerlendirelim

Ceza hesabı; nitelikli hâller, artırım ve indirim nedenleriyle dosyadan dosyaya değişir.

Avukata Danışın

Suçun Özel Görünüş Biçimleri

Teşebbüs

Teşebbüs, failin işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle icraya başlayıp elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması hâlidir ve kastın varlığını zorunlu kılar. Taksirli suçlarda fail neticeyi istememekte, hatta öngörmemektedir; bu nedenle taksirle öldürme suçuna teşebbüs hukuken mümkün değildir. Ölüm neticesi gerçekleşmemişse taksirle yaralama suçu gündeme gelir.

İştirak

Suça iştirak, kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığını gerektirdiğinden taksirli suçlarda iştirak hükümleri uygulanmaz. TCK m.22/5 uyarınca birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusurundan sorumlu olur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.

Bu kural özellikle iş kazalarında ve tıbbi uygulama hatalarında büyük önem taşır. Bir şantiyede yaşanan ölümlü kazada işveren, şantiye şefi, iş güvenliği uzmanı ve usta başı birlikte kusurlu bulunabilir; ancak bunlar suç ortağı değil, her biri ayrı ayrı taksirle öldürme suçunun failidir ve kusur oranları farklı cezalarla sonuçlanır.

İçtima (Zincirleme Suç ve Diğer Halleri)

TCK m.43 uyarınca zincirleme suç hükümleri bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen suçlar için geçerli olduğundan, taksirli suçlarda zincirleme suç hükümleri uygulanmaz. Tek fiille birden fazla kişinin ölümüne neden olunması hâli ise maddenin ikinci fıkrasında özel bir içtima kuralı olarak düzenlenmiş; her ölen için ayrı ceza verilmesi yerine tek ceza öngörülmüştür.

Aynı fiille hem ölüm hem yaralanma meydana gelmişse yine ikinci fıkra uygulanır ve ayrıca taksirle yaralama suçundan ceza verilmez. Buna karşılık taksirle öldürme fiili aynı zamanda trafik güvenliğini tehlikeye sokma gibi bağımsız bir suç oluşturuyorsa, koşulları varsa fikri içtima hükümleri gözetilerek değerlendirme yapılır.

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli Para Cezasına Çevirme

Kural olarak yalnızca kısa süreli, yani bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları adli para cezasına çevrilebilir. Ancak TCK m.50/4 taksirli suçlar bakımından özel bir imkân tanımış; taksirli suçlardan hükmolunan hapis cezasının uzun süreli olsa dahi diğer koşulların varlığı hâlinde adli para cezasına çevrilebileceğini kabul etmiştir.

Bu istisnai imkân bilinçli taksir hâlinde uygulanmaz. Dolayısıyla failin neticeyi öngörerek hareket ettiği ölümlü olaylarda hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir.

Erteleme

Hapis cezasının ertelenebilmesi için hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli olması, failin daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması ve mahkemede yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması gerekir. Taksirle öldürme suçunun temel hâlinde alt sınır iki yıl olduğundan, indirim uygulanan dosyalarda erteleme sıkça gündeme gelir.

Erteleme kararı verildiğinde bir yıldan üç yıla kadar denetim süresi belirlenir ve bu süre iyi hâlli geçirilirse ceza infaz edilmiş sayılır. Mahkeme, ertelemeyi mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi koşuluna bağlayabilir.

HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum edilmemiş olması ve zararın giderilmesi koşullarına bağlıdır. Ceza miktarı bu sınırın altında kalan taksirle öldürme dosyalarında HAGB uygulanabilmektedir.

Dikkat: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması için mağdur tarafın zararının giderilmesi aranır. Bu nedenle ölenin yakınlarıyla anlaşma sağlanması ve tazminatın ödenmesi, sanık bakımından belirleyici önem taşır.

Suçun Soruşturma ve Kovuşturma Aşamaları

Suç şikayete bağlı olmadığından soruşturma, olayın kolluğa veya Cumhuriyet Başsavcılığına ulaşmasıyla resen başlatılır. Ölümlü olaylarda öncelikle olay yeri incelemesi yapılır, kaza tespit tutanağı düzenlenir, kamera kayıtları ve tanık beyanları toplanır ve ölü muayenesi ile otopsi işlemleri gerçekleştirilir.

Soruşturmanın en kritik aşaması kusur tespitine yönelik bilirkişi incelemesidir. Trafik kazalarında trafik bilirkişileri, iş kazalarında iş güvenliği uzmanları, tıbbi olaylarda ise Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerden alınacak raporlar esas alınır. Yeterli şüpheye ulaşılması hâlinde iddianame düzenlenerek asliye ceza mahkemesinde kovuşturmaya geçilir.

Kovuşturma aşamasında ölenin yakınları davaya katılan sıfatıyla katılabilir ve tazminat taleplerini hukuk mahkemesinde ayrıca ileri sürebilir. Mahkeme, gerekli görürse yeni bilirkişi incelemesi yaptırabilir veya raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek için üst kurul incelemesine başvurabilir.

Suçta Gözaltı ve Tutukluluk Halleri

Taksirle öldürme suçu CMK m.100/3’te sayılan katalog suçlar arasında yer almadığından, tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin yanında kaçma şüphesi veya delilleri karartma tehlikesi gibi somut bir tutuklama nedeninin ayrıca bulunması gerekir. Olay yerinden kaçan, alkollü araç kullanan veya bilinçli taksir şüphesi bulunan sürücüler hakkında uygulamada tutuklama kararı verilebilmektedir.

Olay sonrası yakalanan kişi savcının talimatıyla gözaltına alınabilir ve gözaltı süresi kural olarak yirmi dört saati aşamaz. Tutuklama yerine adli kontrol tedbirlerine hükmedilmesi de sıkça başvurulan bir yoldur; sürücü belgesine el konulması, yurt dışına çıkış yasağı ve belirli aralıklarla karakola imza verme yükümlülüğü en yaygın adli kontrol tedbirleridir.

Uzlaşma, Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme

Uzlaşma Mümkün mü?

Taksirle öldürme suçu, CMK m.253 uyarınca uzlaştırma kapsamında değildir. Kanun, ölüm neticesi doğuran suçları uzlaştırma dışında tutmuştur; bu nedenle ölenin yakınlarının şikayetçi olmaması veya sanıkla anlaşması yargılamayı sona erdirmez, yalnızca ceza indirimi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması bakımından lehe değerlendirilir.

Şikayet Süresi Ne Kadardır?

Suç şikayete tabi olmadığından herhangi bir şikayet süresi bulunmamaktadır. Ölenin yakınlarının şikayetçi olup olmaması soruşturmanın başlatılmasını etkilemez; savcılık dava zamanaşımı süresi içinde her zaman resen soruşturma yürütür ve şikayetten vazgeçme davanın düşmesi sonucunu doğurmaz.

Dava Zamanaşımı Süresi

Taksirle öldürme suçunun her iki fıkrası bakımından da hapis cezasının üst sınırı beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az olduğundan dava zamanaşımı süresi on beş yıldır. Zamanaşımı süresi ölüm tarihinden itibaren işlemeye başlar; ifade alma, tutuklama kararı verilmesi veya iddianame düzenlenmesi gibi işlemler zamanaşımını keser ve süre yeniden işlemeye başlar.

Etkin Pişmanlık Hükümleri

Taksirle öldürme suçu bakımından kanunda özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir. Bununla birlikte failin olay sonrası yaralıya yardım etmesi, kendiliğinden kolluğa haber vermesi, zararı gidermesi ve samimi pişmanlık göstermesi TCK m.62 kapsamında takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilir. Zararın giderilmesi ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme kararları bakımından belirleyicidir.

Buna karşılık olay yerini terk eden ve yaralıya yardım etmeyen failin bu davranışı, taksirle öldürme suçunun yanında yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçunu da oluşturabilir.

Görevli Mahkeme Hangisidir?

Taksirle öldürme suçunda öngörülen ceza miktarları gözetildiğinde görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği, yani ölüme neden olan fiilin gerçekleştiği yer mahkemesidir; ölümün başka bir yerde gerçekleşmesi yetkiyi değiştirmez.

Sık Sorulan Sorular

Taksirle öldürme suçunun cezası kaç yıldır?

Taksirle bir kişinin ölümüne neden olmanın cezası iki yıldan altı yıla kadar hapistir. Birden fazla kişinin ölmesi ya da ölümle birlikte yaralanma meydana gelmesi hâlinde ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapse yükselir. Bilinçli taksir varsa bu cezalar üçte birden yarısına kadar artırılır.

Ölümlü trafik kazasında sürücü hapis yatar mı?

Ölümlü trafik kazasında verilen hapis cezası taksirli suç olması nedeniyle koşulları varsa adli para cezasına çevrilebilir, ertelenebilir veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Sabıkasız, tali kusurlu ve zararı gideren bir sürücünün cezaevine girmesi uygulamada çoğu zaman söz konusu olmaz; ancak alkollü araç kullanma, bilinçli taksir ve birden fazla ölüm hâllerinde infaz gündeme gelir.

Taksirle öldürme suçunda tutuklama olur mu?

Suç katalog suçlardan olmadığından tutuklama otomatik değildir; kaçma şüphesi veya delil karartma tehlikesi gibi somut bir tutuklama nedeninin bulunması gerekir. Alkollü araç kullanma, olay yerinden kaçma ve bilinçli taksir şüphesi bulunan dosyalarda tutuklama kararı verilebilmekte, diğer hâllerde genellikle adli kontrol tedbirleriyle yetinilmektedir.

Bilinçli taksir ile olası kast arasındaki fark nedir?

Her iki hâlde de fail neticeyi öngörür; ayrım failin netice karşısındaki iç tutumundadır. Fail neticenin gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareket ediyorsa bilinçli taksir, neticeyi göze alıp kabulleniyorsa olası kast vardır. Bilinçli taksirde TCK 85 uyarınca ceza verilip üçte birden yarısına kadar artırılırken, olası kastta kasten öldürme suçundan yargılama yapılır ve ceza çok daha ağırdır.

Ölenin yakınları şikayetten vazgeçerse dava düşer mi?

Hayır, taksirle öldürme suçu şikayete tabi olmadığından şikayetten vazgeçme davayı düşürmez ve yargılama devam eder. Ancak tarafların anlaşması ve zararın giderilmesi, cezanın alt sınırdan belirlenmesi, takdiri indirim uygulanması ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması bakımından sanık lehine önemli sonuçlar doğurur.

İş kazasında işveren taksirle öldürmeden yargılanır mı?

İş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmeyen işveren, işveren vekili, iş güvenliği uzmanı ve şantiye şefi ölümlü iş kazasında taksirle öldürme suçundan yargılanabilir. Birden fazla kişinin kusurlu bulunduğu bu dosyalarda iştirak hükümleri uygulanmaz; her fail kendi kusuru oranında ayrı ayrı cezalandırılır.

Kaynaklar: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (mevzuat.gov.tr), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu. Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Av. Yakup Yıkılmaz
Av. Yakup Yıkılmaz Kurucu Avukat İnceleyen: Av. Umur Yıldırım, Kurucu Avukat
Profili görüntüleyin
Benzer

Makaleler

Yeni madde açıklamalarından ve mevzuat güncellemelerinden ilk siz haberdar olun.