TCK 155 Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası

KANUN MADDELERI155TCK 155 Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası

TCK 155 Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası

Güveni kötüye kullanma suçu, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunmak yahut bu devir olgusunu inkar etmek suretiyle işlenen bir malvarlığı suçudur (5237 sayılı TCK m.155). Suçun temel halinin cezası altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinden doğan nitelikli halinin cezası ise bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıdır. Uygulamada ve halk arasında bu suç “emniyeti suistimal”, “malı geri vermeme” veya “zimmete geçirme” olarak adlandırılmaktadır. Suç, CMK m.100/3’te sayılan katalog suçlardan olmadığından tutuklama tedbirine ancak kaçma veya delilleri karartma şüphesinin somut olarak bulunması hâlinde başvurulur; uygulamada çoğunlukla adli kontrol tedbirleriyle yetinilir. Temel hâli şikayete tabi olup soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikayetine bağlıdır, nitelikli hâli ise resen soruşturulur.

Kısa Cevap

Güveni kötüye kullanma suçu TCK 155. maddede düzenlenmiştir; kendisine muhafaza veya belirli şekilde kullanma amacıyla teslim edilen malı sahiplenmenin, satmanın veya iade etmemenin cezası altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır. Suçun meslek, sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi kapsamında teslim edilen eşya hakkında işlenmesi hâlinde ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapse yükselir. Suç konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde ceza bir kat artırılır. Temel hâl şikayete tabidir, uzlaştırma kapsamındadır ve etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir.

Kanun Metni

Kaynak: mevzuat.gov.tr

Bir cümleye tıklayın, ilgili açıklamaya gidin.

(1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(3) Suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.

Kanun Gerekçesi

Gerekçe için tıklayınız

Madde metninde güveni kötüye kullanma suçu tanımlanmıştır. Söz konusu suçla korunan hukukî değer kişilerin mülkiyet hakkıdır. Bu suçla mülkiyetin korunması amaçlanmaktadır. Ancak, söz konusu suçun oluşabilmesi için eşya üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen kişi (fail) arasında bir sözleşme ilişkisi mevcuttur. Bu ilişkinin gereği olarak taraflar arasında mevcut olan güvenin korunması gerekmektedir. Bu mülahazalarla, eşya üzerinde mevcut sözleşme ilişkisiyle bağdaşmayan kasıtlı tasarruflar, cezai yaptırım altına alınmıştır.

Güveni kötüye kullanma suçunun konusu, taşınır veya taşınmaz maldır. Bu mal üzerinde fail lehine zilyetlik tesis edilmiş olmalıdır. Güveni kötüye kullanma suçunda fail, suç konusu malın maliki değildir. Bu nedenle, müşterek veya iştirak hâlinde mülkiyete konu olan mallarla ilgili olarak, müşterek veya iştirak hâlinde malik olanlar birbirlerine karşı güveni kötüye kullanma suçunu işleyemezler. Fail, suç konusu şey üzerinde lehine zilyetlik tesis edilmiş olan kişidir. Ancak, bu zilyetliğin mutlaka malik tarafından tesis edilmesi gerekmez.

Suçun konusunu oluşturan mal üzerinde belirli bir şekilde kullanmak üzere fail lehine zilyetlik tesisi gerekir. Bu nedenle, güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisinin varlığı gereklidir. Bu hukukî ilişki, örneğin kira sözleşmesi, ariyet sözleşmesi, karz sözleşmesi, vedia sözleşmesi, istisna sözleşmesi, vekalet sözleşmesi, kefalet sözleşmesi, hizmet sözleşmesi, rehin sözleşmesi ile tesis edilmiş olabilir. Bu akdi ilişki, karma veya sui generis bir sözleşme ile de tesis edilmiş olabilir. Örneğin, bir bankada açılan carî hesaba veya bir “özel finans kurumu”nda açılan “katılım ortaklığı hesabı”na ilişkin sözleşme ile de bu hukukî ilişki tesis edilmiş olabilir. Keza, örneğin bir anonim şirket yönetim kurulu üyeleri ile şirket tüzelkişiliği arasındaki hukukî ilişki, hizmet ve/veya vekalet sözleşmesine dayanmaktadır. Hatta, mülkiyeti muhafaza kaydıyla satın alınmış olan eşyanın meselâ bir üçüncü kişiye satılması durumunda dahi, güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğu kabul edilmelidir.

Bu zilyetlik devri, malik olmayan kişiye, aradaki hukukî ilişkinin niteliğine göre, şey üzerinde belli bazı tasarruflarda bulunma hak ve yetkisini vermektedir. Söz konusu suçun oluşabilmesi için, failin suç konusu mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunması veya bu devir olgusunu inkâr etmesi gerekir.

Güveni kötüye kullanma suçunun soruşturma ve kovuşturması mağdurun şikâyetine bağlı kılınmıştır.

Söz konusu suçun işlenmesi suretiyle bir yarar elde edilebileceği düşüncesiyle, yaptırım olarak hapis cezasının yanı sıra adlî para cezası da öngörülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrasında güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hâli düzenlenmiştir. Buna göre, söz konusu suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da, hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, failin suçun temel şekline nazaran daha ağır ceza ile cezalandırılması gerekmektedir.

Suçun Hukuki Künyesi

  • Kanun Maddesi: Güveni kötüye kullanma suçu, 5237 sayılı TCK’nın “Malvarlığına Karşı Suçlar” bölümünde yer alan 155. maddede düzenlenmiştir.
  • Şikayet: Suçun temel hâli şikayete tabidir, nitelikli hâli ise resen soruşturulur.
  • Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi temel hâlde 8 yıl, nitelikli hâlde 15 yıldır.
  • Tutuklama ve Adli Kontrol: Suç katalog suçlardan olmadığından tutuklama ancak somut kaçma veya delil karartma şüphesi hâlinde mümkündür, uygulamada genellikle adli kontrol tedbirlerine başvurulur.
  • Uzlaşma: Suç, hem temel hâli hem de nitelikli hâli bakımından uzlaştırma kapsamındadır.
  • Etkin Pişmanlık: TCK m.168 uyarınca zararın giderilmesi hâlinde cezada üçte ikiye kadar indirim mümkündür.
  • İndirim: Etkin pişmanlık indiriminin yanında TCK m.62 uyarınca altıda bire kadar takdiri indirim uygulanabilir.
  • Memuriyete Etkisi: Güveni kötüye kullanma, 657 sayılı Kanun m.48’de sayılan yüz kızartıcı suçlardan olduğundan mahkumiyet memuriyete engel olur ve mevcut memuriyeti sona erdirir.
  • Görevli Mahkeme: Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

Suçun Şartları ve Unsurları Nelerdir?

Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için birbirini tamamlayan dört şartın bir arada bulunması gerekir. Birincisi, suça konu malın başkasına ait olmasıdır; fail malın maliki ise bu suç oluşmaz. İkincisi, malın zilyetliğinin hukuka uygun ve geçerli bir hukuki ilişkiye dayanarak faile devredilmiş olmasıdır. Üçüncüsü, bu devrin muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak amacıyla yapılmış olmasıdır. Dördüncüsü ise failin, malı devir amacı dışında kullanması veya devir olgusunu inkar etmesidir.

Bu suçu hırsızlıktan ayıran temel nokta, malın faile rızayla teslim edilmiş olmasıdır. Hırsızlıkta zilyedin rızası hiç bulunmazken, güveni kötüye kullanmada fail malı hukuka uygun biçimde elinde bulundurur ancak sonradan bu güveni ihlal eder. Dolandırıcılıktan ayıran nokta ise hilenin zamanıdır; failde malı teslim aldığı anda kastı yoksa ve kast sonradan doğmuşsa güveni kötüye kullanma, teslim anında hileyle iradeyi sakatlamışsa dolandırıcılık söz konusudur.

Uygulamada bu suç en çok emanete bırakılan eşyanın iade edilmemesi, kiralanan aracın geri verilmemesi, ödünç alınan paranın veya eşyanın sahiplenilmesi, aracın satılması için verilen vekaletin kötüye kullanılması ve şirket yöneticilerinin idaresine bırakılan mallar üzerinde amaç dışı tasarrufta bulunması biçimlerinde karşımıza çıkar.

Fail ve Mağdur

Suçun faili, malın zilyetliği kendisine devredilmiş olan kişidir; bu yönüyle suç, herkes tarafından işlenemeyen özgü suç niteliğindedir. Malın maliki, kendi malı üzerinde bu suçu işleyemez. Aynı şekilde müşterek veya elbirliği mülkiyetine konu mallarda paydaşlar birbirlerine karşı bu suçun faili olamazlar; bu hâllerde şartları varsa hırsızlık suçunun daha az cezayı gerektiren hâline ilişkin hükümler gündeme gelir.

Suçun mağduru, malın maliki veya mal üzerinde zilyetlik hakkı bulunan kişidir. Mağdur gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabilir. Failin mağdurla arasında ayrılık kararı verilmemiş eş, üstsoy, altsoy veya aynı konutta yaşayan kardeş gibi belirli bir akrabalık ilişkisi bulunması hâlinde şahsi cezasızlık sebebi devreye girer ve faile ceza verilmez.

Suçun Hukuki Konusu

Suçla korunan hukuki değer, öncelikle kişilerin mülkiyet hakkıdır; bunun yanında taraflar arasındaki hukuki ilişkiden doğan karşılıklı güven de korunmaktadır. Suçun maddi konusu, başkasına ait taşınır veya taşınmaz maldır. Öğretide ve uygulamada para, kıymetli evrak, taşıt, makine, ticari emtia ve hatta tapuya kayıtlı taşınmazlar bu suçun konusunu oluşturabilir. Suç konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâli ise kanunda ayrı bir artırım sebebi olarak düzenlenmiştir.

Manevi Unsur

Güveni kötüye kullanma suçu ancak kasten işlenebilir; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Fail, malın kendisine ait olmadığını, belirli bir amaçla teslim edildiğini bilmeli ve bu amaca aykırı tasarrufu bilerek ve isteyerek gerçekleştirmelidir. Failin kastının teslim anında değil, teslimden sonra doğması bu suçun ayırt edici özelliğidir. Ayrıca kanun metninde kendisinin veya başkasının yararına olma ifadesine yer verildiğinden, failin yarar sağlama saikiyle hareket etmesi aranır; ancak yararın fiilen elde edilmiş olması şart değildir.

Suçun Cezası Nedir?

  • Temel Halin Cezası: Altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası (TCK 155/1).
  • Meslek, Sanat, Ticaret veya Hizmet İlişkisinde: Bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası (TCK 155/2).
  • Başkasının Mallarını İdare Yetkisinin Kötüye Kullanılması: Bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası (TCK 155/2).
  • Suç Konusunun Motorlu Kara, Deniz veya Hava Taşıtı Olması: Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza bir kat artırılır (TCK 155/3).
  • Etkin Pişmanlık İndirimi: Kovuşturma başlamadan önce zararın giderilmesi hâlinde cezada üçte ikiye kadar, hükümden önce giderilmesi hâlinde yarısına kadar indirim yapılır (TCK 168).
  • Akrabalık İlişkisi: Ayrılık kararı verilmemiş eş, üstsoy, altsoy veya aynı konutta yaşayan kardeş zararına işlenmesi hâlinde ceza verilmez (TCK 167/1).
  • Teşebbüs Halinde Ceza: Suçun teşebbüs aşamasında kalması hâlinde meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir (TCK 35).

Temel Halinin Cezası (155/1)

Suçun temel hâlinde faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ve ayrıca adli para cezası birlikte hükmedilir. Buradaki adli para cezası hapis cezasının yerine geçen bir seçenek yaptırım değil, hapisle birlikte uygulanan bağımsız bir cezadır. Kanun koyucu bu suçun ekonomik bir kazanç sağlama amacıyla işlendiğini gözeterek hapis cezasının yanına para cezasını da eklemiştir.

Temel hâlin uygulanabilmesi için zilyetliğin devrinin meslek, sanat, ticaret veya hizmet ilişkisine dayanmaması gerekir. Örneğin komşusuna emaneten bıraktığı eşyanın satılması veya arkadaşına ödünç verilen paranın sahiplenilmesi bu fıkra kapsamında değerlendirilir.

Nitelikli Haller (155/2)

Kanunun ikinci fıkrasında cezanın bir yıldan yedi yıla kadar hapse yükseldiği nitelikli hâller düzenlenmiştir. Bu ağırlaştırmanın gerekçesi, mesleki veya ticari ilişkilerde tarafların birbirine duyduğu güvenin toplumsal düzen bakımından daha fazla korunma ihtiyacıdır. Avukat, muhasebeci, tamirci, kargo görevlisi, otopark işletmecisi, kuyumcu veya bankacı gibi mesleklerini icra ederken kendilerine mal teslim edilen kişilerin bu malı amacı dışında kullanması bu kapsamdadır.

Fıkranın ikinci ayağı, hangi sebeple doğmuş olursa olsun başkasının mallarını idare etme yetkisine sahip olan kişilerin bu yetkiyi kötüye kullanmasıdır. Şirket yöneticileri, kayyımlar, vasiler ve vekaletname ile yetkilendirilen kişiler bu kapsamda değerlendirilir. Örneğin satış için vekalet verilen kişinin satış bedelini kendi hesabına geçirmesi bu nitelikli hâli oluşturur.

Üçüncü fıkra ise 2025 yılında yapılan değişiklikle eklenmiş olup, suç konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde yukarıdaki fıkralara göre belirlenen cezanın bir kat artırılmasını öngörmektedir. Kiralanan aracın iade edilmemesi veya emanete bırakılan taşıtın satılması gibi fiiller bu hüküm kapsamında çok daha ağır yaptırıma tabi tutulmuştur.

İndirim Halleri

Bu suçta en önemli indirim sebebi etkin pişmanlıktır. Fail, azmettiren veya yardım eden, suç tamamlandıktan sonra ve kovuşturma başlamadan önce pişmanlık göstererek zararı aynen iade veya tazmin yoluyla tamamen giderirse cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ancak hüküm verilmeden önce gösterilmesi hâlinde indirim oranı yarıya kadar düşer. Kısmi ödeme hâlinde indirimden yararlanabilmek için mağdurun rızası aranır.

Bunun yanında failin geçmişi, sosyal ilişkileri ve yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık gözetilerek altıda bire kadar takdiri indirim uygulanabilir. Ayrıca belirli akrabalık ilişkilerinin varlığı hâlinde ceza yarı oranında indirilir veya hiç verilmez.

Dikkat: Etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için ödemenin mağdura yapılması ve dosyaya belgelenmesi gerekir; sözlü ödeme vaadi veya iade taahhüdü tek başına indirim sağlamaz.

Somut olayınızı birlikte değerlendirelim

Ceza hesabı; nitelikli hâller, artırım ve indirim nedenleriyle dosyadan dosyaya değişir.

Avukata Danışın

Suçun Özel Görünüş Biçimleri

Teşebbüs

Güveni kötüye kullanma suçu, malın devir amacı dışında kullanılması veya devir olgusunun inkar edilmesiyle tamamlanır. Failin malı satmak üzere alıcıyla anlaşması ancak devir gerçekleşmeden yakalanması gibi icra hareketlerinin bölünebildiği hâllerde teşebbüs mümkündür. Bu durumda meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.

İnkar suretiyle işlenen hâlde ise suç, failin malı teslim aldığını reddettiği anda tamamlanır ve teşebbüs genellikle mümkün olmaz. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, iade talebinin karşılanmaması tek başına inkar sayılmaz; failin devir olgusunu açıkça reddetmesi veya iadeden kesin biçimde kaçınması aranır.

İştirak

Suça iştirak bakımından genel hükümler uygulanır. Ancak bu suç özgü suç niteliğinde olduğundan, yalnızca zilyetliği kendisine devredilen kişi fail olabilir. Malın kendisine teslim edilmediği hâlde failin amacını bilerek malın satılmasına aracılık eden veya saklanmasına yardım eden kişiler, fail olarak değil azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.

Zilyetliğin birden fazla kişiye birlikte devredildiği hâllerde, örneğin şirket yönetim kurulu üyelerinin birlikte hareket ederek şirket malları üzerinde amaç dışı tasarrufta bulunması durumunda müşterek faillik söz konusu olur ve her fail kendi fiilinden sorumlu tutulur.

İçtima (Zincirleme Suç ve Diğer Halleri)

Failin aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, aynı mağdura karşı değişik zamanlarda birden fazla güveni kötüye kullanma fiili gerçekleştirmesi hâlinde zincirleme suç hükümleri uygulanır; tek cezaya hükmedilir ancak bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Örneğin muhasebecinin aynı müvekkilin parasını farklı tarihlerde birden çok kez kendi hesabına aktarması bu kapsamdadır.

Failin suçu gizlemek amacıyla sahte belge düzenlemesi hâlinde gerçek içtima kuralları uygulanır ve hem güveni kötüye kullanma hem de belgede sahtecilik suçundan ayrı ayrı cezalandırılır. Suçun kamu görevlisi tarafından görevi nedeniyle kendisine teslim edilen mal üzerinde işlenmesi hâlinde ise güveni kötüye kullanma değil, zimmet suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli Para Cezasına Çevirme

Hükmedilen hapis cezasının bir yıl veya altında olması hâlinde bu ceza adli para cezasına çevrilebilir. Suçun temel hâlinde alt sınır altı ay olduğundan, alt sınırdan ceza verilen ve indirim uygulanan dosyalarda hapis cezasının paraya çevrilmesi uygulamada mümkündür. Ancak kanun metninde hapis cezasının yanında zaten ayrı bir adli para cezası öngörüldüğünden, bu para cezası ayrıca hükmedilmeye devam eder.

Nitelikli hâlde alt sınır bir yıl olduğundan, indirim uygulanmadıkça hapis cezasının paraya çevrilmesi genellikle mümkün olmaz. Etkin pişmanlık veya takdiri indirim uygulanarak sonuç cezanın bir yılın altına inmesi hâlinde çevirme yolu açılır.

Erteleme

İki yıl veya daha az süreli hapis cezaları, failin daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması ve mahkemede tekrar suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması şartıyla ertelenebilir. Güveni kötüye kullanma suçunun temel hâlinde üst sınır iki yıl olduğundan erteleme uygulanabilir.

Nitelikli hâlde de sonuç cezanın iki yıl veya altına inmesi hâlinde erteleme mümkündür. Mahkeme, ertelemeyi mağdurun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlayabilir.

HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, iki yıl veya daha az süreli hapis cezalarında, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması ve mağdurun zararının giderilmesi şartıyla uygulanabilir. Güveni kötüye kullanma suçunda zararın giderilmesi bu kurumun en kritik şartı olup, sanığın malı iade etmesi veya bedelini ödemesi hâlinde HAGB kararı verilmesi uygulamada sıkça karşılaşılan bir sonuçtur.

Dikkat: Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı sonrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasına ilişkin yasal çerçeve değişebildiğinden, dosyanızın karar tarihinde yürürlükte olan düzenlemenin mutlaka kontrol edilmesi gerekir.

Suçun Soruşturma ve Kovuşturma Aşamaları

Suçun temel hâlinde soruşturma, mağdurun Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluğa yapacağı şikayet üzerine başlar. Şikayet dilekçesine malın teslim edildiğini gösteren sözleşme, teslim tutanağı, banka dekontu, mesajlaşma kayıtları ve tanık bilgileri eklenmelidir. Cumhuriyet savcısı şüphelinin ifadesini alır, belgeleri inceler ve gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırır.

Soruşturma sırasında dosya öncelikle uzlaştırma bürosuna gönderilir; uzlaşma sağlanamazsa soruşturmaya devam edilir. Yeterli şüphe oluşursa iddianame düzenlenerek asliye ceza mahkemesinde kamu davası açılır. Kovuşturma aşamasında mahkeme, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğini, teslimin amacını ve failin bu amaca aykırı davranıp davranmadığını değerlendirerek karar verir.

Suçta Gözaltı ve Tutukluluk Halleri

Güveni kötüye kullanma, CMK m.100/3’te sayılan katalog suçlar arasında yer almaz. Bu nedenle tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin yanında somut bir tutuklama nedeninin, yani kaçma şüphesi veya delilleri karartma tehlikesinin ayrıca ortaya konması gerekir.

Uygulamada bu suçta tutuklamaya nadiren başvurulur; genellikle yurt dışına çıkış yasağı, adli makamlara başvuru yükümlülüğü veya güvence bedeli gibi adli kontrol tedbirleri tercih edilir. Şüpheli suçüstü hâlinde yakalanmışsa, savcının kararıyla en fazla yirmi dört saat gözaltına alınabilir.

Uzlaşma, Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme

Uzlaşma Mümkün mü?

Güveni kötüye kullanma suçu uzlaştırma kapsamındaki suçlardandır. Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma aşamalarında dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi zorunludur. Uzlaşma sağlanması hâlinde soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı, kovuşturma aşamasında ise davanın düşmesi kararı verilir.

Şikayet Süresi Ne Kadardır?

Suçun temel hâli şikayete tabi olduğundan, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikayette bulunması gerekir. Bu süre içinde şikayet edilmezse soruşturma yapılamaz ve dava açılamaz. Suçun nitelikli hâli şikayete tabi olmadığından zamanaşımı süresi içinde her zaman resen soruşturulabilir.

Dava Zamanaşımı Süresi

Suçun temel hâlinde üst sınır iki yıl olduğundan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Nitelikli hâlde üst sınır yedi yıl olduğundan zamanaşımı süresi 15 yıla çıkar. Suç konusunun motorlu taşıt olması nedeniyle cezanın bir kat artırıldığı hâllerde de zamanaşımı hesabında artırılmış ceza üst sınırı esas alınır.

Etkin Pişmanlık Hükümleri

Fail, azmettiren veya yardım eden, suç tamamlandıktan sonra ve fakat kovuşturma başlamadan önce bizzat pişmanlık göstererek mağdurun zararını aynen iade veya tazmin suretiyle tamamen giderirse verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ancak hüküm verilmeden önce gösterilmesi hâlinde indirim oranı yarıya kadardır. Kısmi iade veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun rızası aranır.

Görevli Mahkeme Hangisidir?

Güveni kötüye kullanma suçunda öngörülen ceza miktarları dikkate alındığında görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer, yani malın devir amacı dışında kullanıldığı veya devrin inkar edildiği yer mahkemesidir.

Sık Sorulan Sorular

Güveni kötüye kullanma suçunun cezası kaç yıldır?

Suçun temel hâlinin cezası altı aydan iki yıla kadar hapis ve ayrıca adli para cezasıdır. Suçun meslek, sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi ya da başkasının mallarını idare yetkisi kapsamında işlenmesi hâlinde ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasına yükselir. Suça konu malın motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde bu cezalar bir kat artırılır.

Güveni kötüye kullanma şikayete tabi midir?

Suçun temel hâli şikayete tabidir ve mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikayet etmesi gerekir. Buna karşılık meslek, sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi kapsamında işlenen nitelikli hâl şikayete tabi değildir ve Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturulur.

Emanete bırakılan eşyayı geri vermemek suç mudur?

Muhafaza etmek üzere kendisine bırakılan eşyayı sahiplenen, satan, kullanan veya teslim aldığını inkar eden kişi güveni kötüye kullanma suçunu işlemiş olur. Ancak eşyanın geç iade edilmesi veya iadede yaşanan geçici gecikme tek başına suç oluşturmaz; failin malı sahiplenme veya devir amacı dışında kullanma kastının somut delillerle ortaya konması gerekir.

Güveni kötüye kullanma ile dolandırıcılık arasındaki fark nedir?

İki suç arasındaki temel fark, failin kastının doğduğu andır. Dolandırıcılıkta fail daha en başından hileli davranışlarla mağduru aldatarak malı ele geçirir. Güveni kötüye kullanmada ise mal hukuka uygun ve rızaya dayalı biçimde teslim edilir, fail suç işleme kastını teslimden sonra oluşturur ve mevcut güveni ihlal eder.

Güveni kötüye kullanma suçunda para iadesi cezayı kaldırır mı?

Zararın giderilmesi cezayı tamamen ortadan kaldırmaz ancak önemli sonuçlar doğurur. Kovuşturma başlamadan önce zararın tamamen giderilmesi hâlinde ceza üçte ikisine kadar, hükümden önce giderilmesi hâlinde yarısına kadar indirilir. Ayrıca uzlaşma sağlanırsa dava düşer ve zararın giderilmesi hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile erteleme kararı verilmesini de kolaylaştırır.

Güveni kötüye kullanma suçu memuriyete engel olur mu?

Güveni kötüye kullanma, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda sayılan yüz kızartıcı suçlar arasında yer alır. Bu suçtan kesinleşmiş mahkumiyet alınması hâlinde, ceza ertelense veya adli para cezasına çevrilse dahi memuriyete girme şartları kaybedilir ve mevcut memuriyet sona erer. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde ise ortada kesinleşmiş bir mahkumiyet bulunmadığından bu sonuç doğmaz.

Kaynaklar: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (mevzuat.gov.tr), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu. Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Av. Yakup Yıkılmaz
Av. Yakup Yıkılmaz Kurucu Avukat İnceleyen: Av. Umur Yıldırım, Kurucu Avukat
Profili görüntüleyin
Benzer

Makaleler

Yeni madde açıklamalarından ve mevzuat güncellemelerinden ilk siz haberdar olun.