Dolandırıcılık suçu, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya bir başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlanması suretiyle işlenen bir malvarlığı suçudur ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde düzenlenmiştir. Suçun temel şeklinin cezası bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır. Halk arasında “dolandırıcılık”, “sahtekârlık”, “üçkâğıtçılık” veya işleniş biçimine göre “telefon dolandırıcılığı”, “senet dolandırıcılığı” gibi adlarla anılmaktadır. Suçun temel hâli katalog suçlardan olmadığından kural olarak adli kontrol tedbirleri tercih edilse de, kaçma şüphesi veya delil karartma tehlikesi bulunan hâllerde tutuklama kararı verilebilmektedir. Dolandırıcılık suçu şikayete tabi olmayıp Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturulur.
Kısa Cevap
Dolandırıcılık suçu TCK 157. maddede düzenlenmiştir; hile kullanarak bir kişiyi aldatıp zararına yarar sağlamanın cezası bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır. Suçun nitelikli hâlleri TCK 158’de sayılmış olup bu hâllerde ceza üç yıldan on yıla kadar hapse yükselir. Suç şikayete bağlı değildir ancak uzlaştırma kapsamındadır. Temel hâlinde adli para cezasına çevirme, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkündür. Etkin pişmanlık gösterip zararı gideren fail hakkında TCK 168 uyarınca cezanın üçte ikisine kadar indirim uygulanır.
Kanun Metni
Kaynak: mevzuat.gov.trBir cümleye tıklayın, ilgili açıklamaya gidin.
Kanun Gerekçesi
Gerekçe için tıklayınız
Madde metninde dolandırıcılık suçu tanımlanmıştır. Dolandırıcılık, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlamasıdır. Bu bakımdan dolandırıcılık suçu, kişilerin malvarlığına karşı işlenen bir suçtur. Söz konusu suç tanımı ile kişilerin sahip bulunduğu malvarlığı hakkının korunması amaçlanmıştır. Ayrıca, bu suçun işlenişi sırasında hileli davranışlar ile kişiler aldatılmaktadır. Aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle, kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyi niyet ve güven ihlâl edilmektedir. Bu suretle kişinin irade serbestisi etkilenmekte ve irade özgürlüğü ihlâl edilmektedir.
Çok hareketli suç görüntüsü taşıyan dolandırıcılık suçunun oluşumu açısından birden fazla fiilin gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu hareketlerden birincisini hile oluşturmaktadır.
Hile, icraî bir davranışla gerçekleştirilebileceği gibi; karşı tarafın içine düştüğü hatadan, bir konuda yanlış bilgi sahibi olmasından yararlanarak da, yani ihmali davranışla da, gerçekleştirilebilir. Ancak, bu durumda kişinin, hataya düşen karşı tarafı bilgilendirmek konusunda yükümlülüğünün olması gerekir. Hataya düşen kişi ile hukukî ilişkide bulunulan durumlarda, böyle bir yükümlülük vardır. Ayrıca, muhatabın belli bir husustaki hatası karşısında kişinin ihmali davranışının, örneğin susmasının, bir beyan, açıklama değerini taşıması gerekir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, gerçekleştirilen hilenin etkisiyle, bu hileye maruz kalan kişinin veya bir üçüncü kişinin zararına olarak, fail veya bir başkası bir menfaat elde etmelidir.
Dolandırıcılık suçu, kasten işlenebilen bir suçtur. Burada söz konusu olan kast, dolandırıcılık suçunun maddî unsurlarının hepsinin fail tarafından bilinmesini ifade etmektedir. Bir başka ifadeyle, fail gerçekleştirdiği davranışların hile teşkil ettiğini, başka birini aldatıcı nitelikte olduğunu bilmelidir. Ayrıca, fail, bu hileli davranışlar sonucunda bunların etkisiyle, hileye maruz kalan kişinin veya başkasının malvarlığında bir eksilme meydana geldiğini, zarar gördüğünü ve buna karşılık, kendisinin veya sair bir kişinin malvarlığında bir artma meydana geldiğini bilmelidir. Bu itibarla, fail, mağdurun malvarlığındaki eksilmenin, mağdurun gördüğü zararın kendi hileli davranışları sonucunda meydana geldiğini bilmelidir; hile ile zarar arasındaki illiyet bağının varlığının bilincinde olmalıdır. Belirtilen hususlara ilişkin kast, doğrudan kast olabileceği gibi, olası kast da olabilir.
Dolandırıcılık suçunun işlenmesi suretiyle elde edilen yararın miktarı çoğu zaman tam olarak belirlenememektedir. Bu gibi durumlar göz önünde bulundurularak, dolandırıcılık suçundan dolayı hapis cezasının yanı sıra ayrıca adlî para cezası öngörülmüştür.
Suçun Hukuki Künyesi
- Kanun Maddesi: Dolandırıcılık suçu, 5237 sayılı TCK’nın “Malvarlığına Karşı Suçlar” bölümünde yer alan 157. maddede düzenlenmiştir.
- Şikayet: Suç şikayete tabi değildir, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturulur.
- Zamanaşımı: Suçun temel hâlinde dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.
- Tutuklama ve Adli Kontrol: Temel hâli katalog suçlardan olmadığından genellikle adli kontrol uygulanır, kaçma veya delil karartma şüphesinde tutuklama mümkündür.
- Uzlaşma: Suçun temel hâli uzlaştırma kapsamındadır.
- Etkin Pişmanlık: TCK m.168 uyarınca zararın giderilmesi hâlinde cezanın üçte ikisine kadar indirim yapılır.
- İndirim: TCK m.159 kapsamında alacağın tahsili amacıyla işlenmesinde ceza altı aydan bir yıla iner, ayrıca TCK m.62 takdiri indirim uygulanabilir.
- Memuriyete Etkisi: Dolandırıcılık, 657 sayılı Kanun m.48’de açıkça sayılan yüz kızartıcı suçlardan olduğundan mahkumiyet memuriyete engel olur.
- Görevli Mahkeme: Suçun temel hâlinde görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
Suçun Şartları ve Unsurları Nelerdir?
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için birbirini izleyen dört unsurun bir arada bulunması gerekir. Bunların ilki hileli davranıştır; fail, sıradan bir yalanın ötesine geçen, karşı tarafı yanıltmaya elverişli ve objektif olarak aldatıcı nitelikte hareketlerde bulunmalıdır. İkincisi, bu hilenin etkisiyle mağdurun aldatılması, yani gerçeği olduğundan farklı algılamasıdır. Üçüncüsü, aldanan kişinin bu yanılgı sonucunda kendi veya bir başkasının malvarlığında azalmaya yol açan bir tasarrufta bulunmasıdır. Dördüncüsü ise fail veya bir üçüncü kişi lehine haksız bir yararın sağlanmasıdır.
Uygulamada en çok tartışılan konu, kullanılan hilenin aldatmaya elverişli olup olmadığıdır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, basit bir yalan söylemek veya sözleşmede taahhüt edilen edimi yerine getirmemek tek başına dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Failin, mağdurun kolayca fark edemeyeceği yoğunlukta ve maddi bir takım hareketlerle desteklenen bir aldatma faaliyeti yürütmesi aranır. Örneğin sahte belge düzenlemek, gerçek dışı kimlik veya sıfat kullanmak, olmayan bir malın varlığı konusunda mağduru ikna edecek düzenekler kurmak hileli davranış olarak kabul edilir.
Dikkat: Baştan itibaren ödeme niyeti bulunmaksızın ve mağduru yanıltacak sahte belgelerle kredi veya mal temin edilmesi dolandırıcılık suçunu oluştururken, sözleşme kurulduktan sonra ekonomik güçlük nedeniyle borcun ödenememesi kural olarak yalnızca hukuk davasına konu olur.
Fail ve Mağdur
Dolandırıcılık suçu özgü suç değildir; suçun faili herkes olabilir. Failin belirli bir sıfata sahip olması aranmaz, ancak failin tacir, şirket yöneticisi, kooperatif yöneticisi veya serbest meslek sahibi olması hâlinde TCK 158 kapsamında nitelikli dolandırıcılık gündeme gelir ve ceza ağırlaşır. Suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi ya da bir suç örgütü faaliyeti çerçevesinde gerçekleştirilmesi de cezayı artıran hâllerdendir.
Suçun mağduru, hileye maruz kalarak aldatılan gerçek kişidir. Bu noktada önemli bir ayrım vardır: aldatılan kişi ile zarar gören kişi her zaman aynı olmak zorunda değildir. Örneğin bir çalışanın aldatılması sonucunda işverenin malvarlığında azalma meydana gelmişse, aldatılan çalışan suçun mağduru, işveren ise suçtan zarar görendir. Tüzel kişiler aldatılamayacağından, tüzel kişi adına hareket eden gerçek kişi mağdur konumundadır.
Suçun Hukuki Konusu
Suçla korunan başlıca hukuki değer kişilerin malvarlığıdır; kanun koyucu bireylerin mülkiyet hakkını hileli saldırılara karşı güvence altına almıştır. Bununla birlikte dolandırıcılıkta yalnızca malvarlığı değil, kişiler arasındaki ilişkilerde bulunması gereken iyi niyet ve güven de ihlal edilmekte, mağdurun irade serbestisi hile yoluyla sakatlanmaktadır. Suçun maddi konusu ise ekonomik değer taşıyan her türlü taşınır veya taşınmaz mal, alacak hakkı, hizmet ya da parayla ölçülebilen sair menfaatlerdir.
Manevi Unsur
Dolandırıcılık suçu yalnızca kasten işlenebilir; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Failin, gerçekleştirdiği davranışların aldatıcı nitelikte olduğunu, bu davranışlar sonucunda mağdurun malvarlığında azalma ve kendisi ya da bir başkası lehine artma meydana geleceğini bilmesi ve istemesi gerekir. Kanun gerekçesinde belirtildiği üzere bu kast doğrudan olabileceği gibi olası kast biçiminde de ortaya çıkabilir. Suçun oluşumu için failde ayrıca özel bir saik aranmaz; kastın varlığı yeterlidir.
Suçun Cezası Nedir?
- Temel Halin Cezası: Bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası (TCK 157/1).
- Nitelikli Hallerin Cezası: Dini duyguların istismarı, kişinin çaresizliğinden yararlanma, bilişim sistemi veya banka araç kılınması gibi hâllerde üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası (TCK 158/1).
- Alt Sınırı Ağırlaştırılmış Nitelikli Haller: Kamu kurumu zararına, bilişim veya banka araç kılınarak, kredi elde etmek veya sigorta bedeli almak amacıyla ya da kendini kamu görevlisi veya banka çalışanı tanıtarak işlenmesinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezası elde edilen menfaatin iki katından az olamaz (TCK 158/1 son cümle).
- Toplu veya Örgütlü İşlenmesi: Suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesinde ceza yarı oranında, suç örgütü faaliyeti çerçevesinde işlenmesinde bir kat artırılır (TCK 158/3).
- Daha Az Cezayı Gerektiren Hal: Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesinde şikayet üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası (TCK 159/1).
- İndirim Halleri: Etkin pişmanlıkla zararın giderilmesinde kovuşturma öncesi üçte ikiye, hükümden önce yarıya kadar indirim (TCK 168) ve takdiri indirim (TCK 62).
- Teşebbüs Halinde Ceza: Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir (TCK 35/2).
Temel Halinin Cezası (157/1)
Dolandırıcılık suçunun temel hâlinde faile bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Hapis cezasının yanında beşbin güne kadar adli para cezasına da hükmedilmesi zorunludur; hâkimin bu ikili yaptırım bakımından tercih hakkı bulunmaz. Kanun gerekçesinde bu ikili yaptırımın nedeni, suçtan elde edilen yararın çoğu zaman tam olarak belirlenememesi olarak açıklanmıştır.
Temel ceza belirlenirken hâkim, suçun işleniş biçimini, kullanılan hilenin yoğunluğunu, meydana gelen zararın ağırlığını ve failin kusurunun derecesini gözetir. Uygulamada sabıkasız bir failin işlediği ve zararın düşük olduğu basit olaylarda alt sınıra yakın cezalar verilmekte, karmaşık ve planlı organizasyonlarda ise üst sınıra yaklaşılmaktadır.
Nitelikli Haller
Kanun koyucu dolandırıcılığın daha ağır cezayı gerektiren hâllerini TCK 158. maddede ayrı bir suç tipi olarak düzenlemiştir. Bu hâllerde ceza üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır. Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi, kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanılması, algılama yeteneğinin zayıflığından faydalanılması, kamu kurumlarının veya vakıf ve derneklerin araç olarak kullanılması bu hâllere örnektir.
Bazı nitelikli hâllerde ise kanun ayrıca alt sınır belirlemiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak, bilişim sistemlerinin veya banka ve kredi kurumlarının araç kılınması suretiyle, tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak veya sigorta bedelini almak maksadıyla ya da failin kendisini kamu görevlisi, banka, sigorta veya kredi kurumu çalışanı olarak tanıtması suretiyle işlenmesinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezası ise elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Ayrıca suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi cezayı yarı oranında, suç örgütü faaliyeti kapsamında işlenmesi ise bir kat artırır.
İndirim Halleri
Dolandırıcılık suçunda başlıca indirim nedeni etkin pişmanlıktır. Failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun zararını aynen iade veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi hâlinde, bu davranış kovuşturma başlamadan önce gerçekleşmişse cezanın üçte ikisine kadarı, kovuşturma başladıktan sonra ancak hükümden önce gerçekleşmişse yarısına kadarı indirilir.
Bunun yanında dolandırıcılığın bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi hâlinde, TCK 159 uyarınca şikayet üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Ayrıca failin geçmişi, sosyal ilişkileri ve yargılama sürecindeki pişmanlığı gözetilerek TCK 62 uyarınca cezanın altıda birine kadarı indirilebilir.
Somut olayınızı birlikte değerlendirelim
Ceza hesabı; nitelikli hâller, artırım ve indirim nedenleriyle dosyadan dosyaya değişir.
Suçun Özel Görünüş Biçimleri
Teşebbüs
Dolandırıcılık bir zarar suçu olduğundan teşebbüse elverişlidir. Fail hileli davranışlara başlamış ancak mağdur aldanmamış ya da aldanmasına rağmen henüz malvarlığında bir azalma meydana gelmemişse suç teşebbüs aşamasında kalmış olur. Örneğin sahte belgelerle bankaya kredi başvurusu yapılmış fakat sahtecilik başvuru aşamasında fark edilerek kredi verilmemişse teşebbüs söz konusudur.
Teşebbüs hâlinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilerek cezalandırılır. Failin icra hareketlerinden gönüllü olarak vazgeçmesi veya kendi çabasıyla neticenin gerçekleşmesini önlemesi hâlinde ise teşebbüsten dolayı ceza verilmez; yalnızca o ana kadar tamamlanan kısım bağımsız bir suç oluşturuyorsa ondan sorumlu tutulur.
İştirak
Suça iştirak bakımından genel hükümler uygulanır. Hileli davranışları birlikte gerçekleştirerek fiil üzerinde ortak hakimiyet kuran kişiler müşterek fail olarak sorumlu tutulur. Örneğin telefonla arayarak mağduru ikna eden kişi ile parayı teslim alan kişi arasındaki iş bölümü, her ikisini de müşterek fail konumuna getirir.
Hileye doğrudan katılmayan ancak sahte belge temin eden, banka hesabını kullandıran veya failleri olay yerine taşıyan kişiler duruma göre yardım eden sıfatıyla sorumlu olur. Kanun koyucu ayrıca suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesini cezayı yarı oranında artıran nitelikli hâl olarak öngörmüştür.
İçtima (Zincirleme Suç ve Diğer Halleri)
Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı kişiye karşı birden fazla dolandırıcılık eylemi gerçekleştirilmesi hâlinde zincirleme suç hükümleri uygulanır; faile tek ceza verilir ancak bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Aynı şekilde tek bir fiille birden fazla kişinin dolandırılması durumunda da zincirleme suç kuralları işletilir.
Dolandırıcılığın sahte belge kullanılarak işlenmesi hâlinde ise ayrı bir içtima sorunu doğar. Kanun, sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması durumunda hem sahtecilik hem de ilgili suçtan ayrı ayrı cezaya hükmolunacağını açıkça düzenlemiştir. Bu nedenle sahte belgeyle dolandırıcılık yapan fail, hem belgede sahtecilik hem de dolandırıcılık suçlarından cezalandırılır.
Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Adli Para Cezasına Çevirme
Hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi için cezanın kısa süreli, yani bir yıl veya daha az olması gerekir. Dolandırıcılığın temel hâlinde alt sınır bir yıl olduğundan, alt sınırdan ceza verilen ve takdiri indirim uygulanan dosyalarda hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Ancak burada önemli bir sınır vardır: hâkim, hapis cezasını adli para cezasına çevirse dahi, kanunda hapisle birlikte öngörülen beşbin güne kadar adli para cezasına ayrıca hükmetmek zorundadır.
Erteleme
İki yıl veya daha az süreli hapis cezaları ertelenebilir. Dolandırıcılığın temel hâlinde bu sınırın altında ceza verilmesi mümkün olduğundan erteleme gündeme gelebilir. Erteleme için failin daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması ve mahkemede tekrar suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması gerekir. Mahkeme, ertelemeyi mağdurun uğradığı zararın tamamen giderilmesi koşuluna bağlayabilir.
HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması)
Hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması hâlinde, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması ve mağdurun zararının giderilmesi koşuluyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Dolandırıcılığın temel hâlinde bu kurumun uygulanması mümkündür ve uygulamada zararı gideren sabıkasız sanıklar bakımından sıkça başvurulmaktadır. Buna karşılık nitelikli dolandırıcılıkta ceza alt sınırının üç yıl olması nedeniyle HAGB kural olarak gündeme gelmez.
Suçun Soruşturma ve Kovuşturma Aşamaları
Dolandırıcılık şikayete tabi olmadığından, suçun işlendiğinin herhangi bir şekilde öğrenilmesiyle Cumhuriyet Başsavcılığı resen soruşturma başlatır. Soruşturmada banka hesap hareketleri incelenir, para transferlerinin izi sürülür, telefon ve mesaj kayıtları ile HTS kayıtları temin edilir, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılır. Sahte belge iddiası varsa Adli Tıp veya Kriminal Polis Laboratuvarından imza ve yazı incelemesi istenir.
Suçun temel hâli uzlaştırma kapsamında olduğundan, savcılık iddianame düzenlemeden önce dosyayı uzlaştırma bürosuna gönderir. Uzlaşma sağlanamazsa ve yeterli şüphe varsa iddianame düzenlenerek kamu davası açılır. Kovuşturma aşamasında mağdur ve tanıklar dinlenir, deliller tartışılır ve toplanan delillere göre hüküm kurulur. Suçtan zarar gören, kovuşturma aşamasında davaya katılma talebinde bulunabilir.
Suçta Gözaltı ve Tutukluluk Halleri
Şüpheli, hakkında somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunması hâlinde savcının talimatıyla gözaltına alınabilir. Dolandırıcılığın temel hâli katalog suçlar arasında sayılmadığından tutuklama nedeni kendiliğinden var sayılmaz; tutuklama için kaçma şüphesi ya da delilleri karartma tehlikesi gibi somut olguların ortaya konması gerekir.
Buna karşılık nitelikli dolandırıcılık, CMK 100/3 kapsamında katalog suçlardandır ve bu hâlde kuvvetli suç şüphesinin varlığı tutuklama nedeninin bulunduğuna karine sayılabilir. Özellikle çok sayıda mağduru bulunan organize telefon veya bilişim dolandırıcılığı dosyalarında tutuklama tedbirine sıklıkla başvurulmaktadır. Tutuklama yerine yurt dışı çıkış yasağı, imza yükümlülüğü veya güvence gösterme gibi adli kontrol tedbirleri de uygulanabilir.
Uzlaşma, Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme
Uzlaşma Mümkün mü?
Dolandırıcılık suçunun TCK 157’de düzenlenen temel hâli uzlaştırma kapsamındadır ve soruşturma ile kovuşturma aşamalarında uzlaştırma yoluna başvurulması zorunludur. Taraflar uzlaşırsa kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilir. Buna karşılık TCK 158’de düzenlenen nitelikli dolandırıcılık uzlaştırma kapsamı dışındadır.
Şikayet Süresi Ne Kadardır?
Suç şikayete tabi olmadığından herhangi bir şikayet süresi işlemez; dava zamanaşımı süresi içinde her zaman ihbar veya şikayette bulunulabilir ve savcılık kendiliğinden harekete geçebilir. Şikayetten vazgeçilmesi davanın düşmesi sonucunu doğurmaz. Ancak TCK 159’da düzenlenen alacağın tahsili amacıyla işlenen dolandırıcılık şikayete bağlıdır ve burada fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aylık şikayet süresi işler.
Dava Zamanaşımı Süresi
Dolandırıcılık suçunun temel hâlinde üst sınır beş yıl hapis olduğundan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Nitelikli dolandırıcılıkta ise üst sınır on yıla çıktığından zamanaşımı 15 yıla yükselir. Zamanaşımını kesen işlemlerin bulunması hâlinde süre yeniden işlemeye başlar; ancak kesilme hâlinde toplam süre, kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayabilir.
Etkin Pişmanlık Hükümleri
Dolandırıcılık, TCK 168’de sayılan ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulandığı suçlardandır. Suç tamamlandıktan sonra fakat kovuşturma başlamadan önce failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun zararını aynen iade veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi hâlinde cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ancak hüküm verilmeden önce gösterilmesi hâlinde indirim oranı yarıya kadardır. Zararın kısmen giderilmesi hâlinde ise indirimden yararlanabilmek için mağdurun rızası aranır.
Görevli Mahkeme Hangisidir?
Dolandırıcılığın temel hâlinde öngörülen ceza miktarı gözetildiğinde görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Nitelikli dolandırıcılık suçunda ise üst sınırın on yıl olması nedeniyle görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesi olmakla birlikte, bilişim yoluyla işlenen dolandırıcılıkta haksız yararın elde edildiği veya paranın aktarıldığı yer mahkemeleri de yetkili kabul edilebilmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Dolandırıcılık suçunun cezası kaç yıldır?
Dolandırıcılık suçunun temel hâlinin cezası bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır. Suçun TCK 158’de sayılan nitelikli hâllerinden biriyle işlenmesi durumunda ceza üç yıldan on yıla kadar hapse yükselir; kamu kurumu zararına, bilişim sistemi veya banka araç kılınarak ya da kendini kamu görevlisi olarak tanıtarak işlenmesinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan az olamaz.
Dolandırıcılık şikayete tabi bir suç mudur?
Hayır, dolandırıcılık suçunun temel hâli ve nitelikli hâlleri şikayete tabi değildir; savcılık suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır ve şikayetten vazgeçilmesi davayı düşürmez. Yalnızca TCK 159’da düzenlenen, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenen dolandırıcılık şikayete bağlıdır ve bu hâlde altı aylık şikayet süresi uygulanır.
Parayı geri ödersem dolandırıcılık davası düşer mi?
Zararın giderilmesi tek başına davayı düşürmez ancak çok önemli sonuçlar doğurur. Temel hâlde suç uzlaştırma kapsamında olduğundan taraflar uzlaşırsa dava düşer. Uzlaşma sağlanmasa bile zararın tamamen giderilmesi hâlinde etkin pişmanlık hükümleri uygulanır ve kovuşturma öncesi ödemede cezanın üçte ikisine, hükümden önceki ödemede yarısına kadar indirim yapılır.
Dolandırıcılıktan tutuklanır mı?
Suçun temel hâli katalog suçlardan olmadığından tutuklama kendiliğinden gündeme gelmez; kaçma şüphesi veya delil karartma tehlikesi gibi somut nedenler aranır ve genellikle adli kontrol tedbirleri tercih edilir. Buna karşılık nitelikli dolandırıcılık katalog suçlar arasında sayıldığından, özellikle çok sayıda mağduru bulunan organize dolandırıcılık dosyalarında tutuklama kararı verilmesi yaygındır.
Borcunu ödemeyen kişi dolandırıcılıktan yargılanır mı?
Kural olarak hayır. Sözleşmeden doğan bir borcun ödenmemesi tek başına dolandırıcılık oluşturmaz ve bu durum icra takibi ile alacak davasının konusudur. Ancak kişi baştan itibaren ödeme niyeti taşımaksızın, sahte belge, gerçek dışı kimlik veya karşı tarafı yanıltmaya elverişli düzenekler kullanarak parayı almışsa, hile unsuru gerçekleştiği için dolandırıcılık suçu oluşur.
Telefon veya internet üzerinden yapılan dolandırıcılığın cezası daha mı ağırdır?
Evet. Suçun bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi ya da failin kendisini kamu görevlisi, banka veya sigorta çalışanı olarak tanıtması nitelikli hâl sayılır. Bu hâllerde ceza üç yıldan on yıla kadar hapis olup alt sınır dört yıldan, adli para cezası da elde edilen menfaatin iki katından az olamaz; ayrıca üç veya daha fazla kişiyle birlikte işlenmesi cezayı yarı oranında artırır.