Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu, halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı bir kesimini diğer bir kesimi aleyhine alenen kin ve düşmanlığa kışkırtmayı, aynı maddenin diğer fıkralarında ise halkın bir kesimini ya da benimsediği dini değerleri alenen aşağılamayı yaptırıma bağlayan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinde düzenlenen bir suçtur. Tahrik hâlinde bir yıldan üç yıla, aşağılama hâllerinde altı aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülür; fiil basın ve yayın yoluyla işlenirse ceza TCK 218 uyarınca yarı oranına kadar artırılır. Uygulamada ve halk arasında “nefret söylemi”, “halkı kin ve nefrete tahrik”, “halkı birbirine düşman etme” ve “dini değerleri aşağılama” gibi adlarla anılmaktadır. Suç CMK 100/3’teki katalogda yer almaz. Şikâyete bağlı değildir; Cumhuriyet savcılığı ihbar ya da kendi tespitiyle resen soruşturma başlatır.
Kısa Cevap
TCK 216 üç ayrı suç tanımı içerir: halkın bir kesimini diğer kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik (216/1), halkın bir kesimini aşağılama (216/2) ve bir kesimin benimsediği dini değerleri aşağılama (216/3). Üç hâlde de fiilin alenen işlenmesi şarttır; birinci fıkrada ayrıca kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması, üçüncü fıkrada fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması aranır. Ceza tahrikte bir yıldan üç yıla, aşağılama hâllerinde altı aydan bir yıla kadar hapistir; şikâyet aranmaz, uzlaştırma ve önödeme uygulanmaz. Birinci fıkrada tutuklama mümkündür, ikinci ve üçüncü fıkrada CMK 100/4’teki tutuklama yasağı geçerlidir. Ceza iki yıl veya altında kalırsa HAGB ve erteleme, bir yıl veya altında kalırsa adli para cezasına çevirme mümkündür. Dava asliye ceza mahkemesinde görülür ve dava zamanaşımı sekiz yıldır.
Kanun Metni
Kaynak: mevzuat.gov.trBir cümleye tıklayın, ilgili açıklamaya gidin.
(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Kanun Gerekçesi
Gerekçe için tıklayınız
Birinci fıkrada tanımlanan “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçu, hukuk devleti olma standardı yüksek olan birçok ülkenin Ceza Kanunlarında yer almaktadır. Hiçbir devlet, vatandaşları arasında, muayyen özelliklere sahip bir kesiminin diğer kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa, öç almayı gerektirecek şiddetli nefrete yönlendirilmesine seyirci kalamaz.
Öte yandan çağdaş dünyada, gelişmenin temel dinamiği olarak düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti kabul edilmektedir. Bu bağlamda; kişilerin düşündüklerini hür bir ortamda söyleyebilmeleri, demokratik toplumun varlığı için zaruri sayılan unsurlardandır. Söz konusu suç tanımı, bu düşünceler dikkate alınarak yapılmıştır.
Suçu oluşturan “tahrik”, soyut saygısızlık ve reddin ötesinde, bir halk kesimine karşı düşmanca tavırlar gösterilmesini sağlamaya veya bu tür tavırları pekiştirmeye objektif olarak elverişli olmalıdır. Fail sübjektif olarak da bu amacı gütmeli, halk kesimini kin ve nefrete tahrik etmelidir. Bu kapsamda salt yüz çevirme, soyut bir red veya saygısızlık ifade eden bir davranışta bulunma veya bu yönde sözler sarfetme, suçun gerçekleşmesi bakımından yeterli değildir. Fiilin suç teşkil etmesi için bunların ötesinde, ağır ve yoğun bir tarzda kin ve düşmanlığa tahrikin var olması gerekir. Failin fiili, adet ve şahıs olarak muayyen olmayan toplum kesimi üzerinde kin ve nefret duygularının oluşumuna veya mevcut duyguların pekişmesine etkide bulunmalıdır.
Kin, “öç almayı gerektirecek şiddetli düşmanlık hareketlerin zeminini oluşturan psikolojik bir hâl”; düşmanlık ise, “husumet beslenen konuya karşı düşünerek, tasarlayarak zarar vermeye, onu mağlup etmeye yönelmiş kin duygusu” olarak da tanımlanabilir. Şu hâlde kin ve düşmanlık; “husumet beslenen konuya karşı tasarlayarak zarar vermeye, öç almayı gerektirecek şiddette nefret duymaya yönelik hareketlerin zemini oluşturan psikolojik bir hâl” olarak açıklanabilir.
Fıkra metninde; fiilin kamu güvenliğini tehlikeye düşürecek biçimde yapılması arandığı için, suç; soyut tehlike suçu olmaktan çıkarılmış, somut tehlike suçu hâline getirilmiştir. Bu suretle, çağdaş hukuktaki soyut tehlike suçlarını azaltma yönündeki eğilim dikkate alınmış, temel hak ve hürriyetlerin kullanım alanı genişletilmiştir. Bu düzenleme sayesinde “kin ve düşmanlık” ibaresinin anlamı da dikkate alındığında sadece “şiddet içeren ya da şiddeti tavsiye eden tahrikler” madde kapsamında değerlendirilebilecektir.
Söz konusu suçun oluşması için, kamu güvenliğinin bozulması tehlikesinin somut olgulara dayalı olarak varlığı gereklidir. Bu tehlike, somut bir tehlikedir. Bu somut tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediği belirlerken failin söz ve davranışlarının neden olduğu tehlike neticesinin gerçekleşmesi gerekir. Hâkim, kullanılan ifadeler dolayısıyla bu tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediğini, dayanak noktalarını göstermek suretiyle belirleyecektir. Bu kapsamda, kişinin söz ve davranışlarının kamu güvenliğini bozma açısından yakın bir tehlike oluşturduğunun tespit edilmesi gerekir. Kişinin söz ve davranışlarının, halkın bir kesimi üzerinde tahrik konusu fiillerin işleneceği hususunda duyulan endişeyi haklı kılacak bir etki oluşturması gerekir. İfade özgürlüğü ile bu tip tehlike suçları arasında “açık ve mevcut tehlike” kriterinin var olması gerekir. Buna göre, yapılan konuşma veya öne sürülen düşünceler toplum açısından açık ve mevcut bir tehlike oluşturduğu takdirde yasaklanabilmekte, keza böyle bir tehlikenin varlığı somut olarak, açıkça tespit edilmedikçe söz konusu suçtan dolayı cezalandırma yoluna gidilemez.
Maddenin ikinci fıkrasında halkın sosyal sınıf ırk din mezhep cinsiyet veya bölge bakımından farklı bir kesiminin alenen aşağılanması suç sayılmıştır. Suçun oluşması için fıkrada belirtilen özelliklere sahip ve halkın bir kesimini oluşturan gayrimuayyen sayıdaki kişilerin aşağılanması, tahkir edilmesi gerekir. Bu fıkrada, kamu barışını korumak amacıyla halk kesimlerinin alenen aşağılanması, suç olarak tanımlanmıştır.
Maddenin üçüncü fıkrasında bir halk kesiminin benimsediği dinî değerlerin alenen aşağılanması, suç hâline getirilmiştir. Fiilin cezalandırılabilmesi için, “kamu barışını bozmaya elverişli” olması gerekir.
Suçun Hukuki Künyesi
| Künye Başlığı | Açıklama |
|---|---|
| Kanun Maddesi | 5237 sayılı TCK’nın İkinci Kitap, Üçüncü Kısım (“Topluma Karşı Suçlar”), Beşinci Bölüm (“Kamu Barışına Karşı Suçlar”) içinde, 216. maddede düzenlenmiştir. Basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlindeki artırım ortak hüküm niteliğindeki TCK 218’dedir. |
| Şikayet | Şikâyete bağlı değildir; resen soruşturulur. Şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. |
| Zamanaşımı | Her üç fıkrada sekiz yıl (TCK 66/1-e); kesen işlemlerle en fazla on iki yıl (TCK 67/4). Basılmış eserler ve internet haber siteleri yoluyla işlenen hâlde ayrıca 5187 sayılı Basın Kanunu m.26’daki dört ve altı aylık dava açma süreleri uygulanır. |
| Tutuklama ve Adli Kontrol | Katalog suç değildir. 216/1: tutuklama mümkündür · 216/2-3: üst sınır iki yılı geçmediğinden tutuklama yasağı (CMK 100/4). Her fıkrada adli kontrol uygulanabilir (CMK 109/2). |
| Uzlaşma | CMK 253/1 listesinde yer almadığından ve şikâyete bağlı olmadığından uzlaştırma yoktur; üst sınırlar altı ayı aştığından önödeme de uygulanmaz. |
| Etkin Pişmanlık | Kanunda bu suça özgü etkin pişmanlık hükmü bulunmamaktadır. |
| İndirim | Maddeye özgü indirim yoktur; teşebbüs (TCK 35), yaş küçüklüğü (TCK 31) ve takdiri indirim (TCK 62) genel hükümlere göre uygulanır. Basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde ceza yarı oranına kadar artırılır (TCK 218). |
| Memuriyete Etkisi | Kasıtlı suç olduğundan bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyet 657 sayılı Kanun m.48/A-5 uyarınca memuriyete engeldir; HAGB kararı mahkûmiyet sonucu doğurmaz. |
| Görevli Mahkeme | 216/1-2-3: asliye ceza mahkemesi · suça sürüklenen çocuk: çocuk mahkemesi · ağır ceza görevindeki bağlantılı bir suçla birlikte dava açılırsa ağır ceza mahkemesi (CMK 9/1). |
Suçun Şartları ve Unsurları Nelerdir?
TCK 216/1’deki tahrik suçu dört şartın birlikte varlığıyla oluşur: hedef alınan grubun sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir halk kesimi olması, failin bu kesimi diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik etmesi, tahrikin alenen yapılması ve bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması. Tahrik, karşı kesime yönelik düşmanca tavır ve şiddete zemin hazırlamaya objektif olarak elverişli, ağır ve yoğun bir kışkırtmadır; bir gruba yönelik soyut saygısızlık, yüz çevirme ya da genel bir eleştiri bu eşiğe ulaşmaz. Tehlikenin “açık ve yakın” olması, ifadenin içeriği, kullanıldığı zaman ve yer, toplumdaki gerginlik ve ulaştığı kitle gibi somut olgularla gösterilmelidir.
TCK 216/2’deki aşağılama suçunda tahrik değil, bir halk kesiminin sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen tahkir edilmesi cezalandırılır. Bu fıkrada tehlike şartı yoktur, ancak hedef alınan topluluğun maddede sayılan koruma gruplarından birine girmesi zorunludur; siyasi görüş, parti üyeliği ya da taraftarlık bu sayıma dahil değildir. Cinsiyet ölçütü yalnız ikinci fıkrada yer alır; birinci fıkradaki tahrik suçu bakımından cinsiyet sayılmamıştır.
TCK 216/3, halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlerin alenen aşağılanmasını, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması şartıyla cezalandırır. Burada korunan, inanan kişilerin şahsı değil, bir topluluğun benimsediği inanç değerleridir; dinler ve dini uygulamalar hakkında yapılan bilimsel, tarihsel ya da eleştirel değerlendirmeler aşağılama sayılmaz. Üç fıkrada da ortak unsur aleniyettir: fiil belirsiz sayıda kişinin algılayabileceği bir ortamda, örneğin meydanda, toplantıda, yayında ya da herkese açık bir sosyal medya hesabında gerçekleşmelidir.
Fail ve Mağdur
Suçun faili herkes olabilir; kanun özel bir sıfat aramaz. Fiil bir yayın organında işlendiğinde içeriği üreten ya da yayımlayan kişi faildir; yayın sorumlularının sorumluluğu 5187 sayılı Basın Kanunu’ndaki hükümlere göre ayrıca değerlendirilir. Fiilin suç tarihinde on sekiz yaşını doldurmamış bir çocuk tarafından işlenmesi hâlinde TCK 31’deki indirimler uygulanır ve yargılama çocuk mahkemesinde yapılır.
Mağdur belirli bir kişi değil, halkın tek tek belirlenemeyen, gayrimuayyen sayıdaki üyelerinden oluşan bir kesimidir; suçtan doğrudan zarar gören ise toplumun bütünüdür. Söz belirli ve tanınabilir kişilere yöneliyorsa TCK 216 değil, TCK 125 hakaret suçu gündeme gelir; inanç ve kanaatten dolayı ya da kutsal değerlerden bahisle hakarette TCK 125/3-b ve c uyarınca cezanın alt sınırı bir yıldır.
Suçun Hukuki Konusu
Korunan hukuki değer kamu barışı, yani toplumu oluşturan farklı kesimlerin bir arada güven içinde yaşayabilmesidir; birinci fıkrada buna kamu güvenliği eklenir. Suçun maddi bir konusu yoktur; fiil söz, yazı, resim, görüntü, pankart, şarkı sözü ya da sosyal medya iletisi gibi bir düşünce açıklaması üzerinden gerçekleşir. Bu nedenle madde, Anayasa m.26’daki düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetiyle sürekli temas hâlindedir ve uygulayıcı her dosyada ifade özgürlüğünün sınırını somut olarak çizmek zorundadır.
Manevi Unsur
Her üç fıkra da yalnız kastla işlenebilir; taksirli hâli kanunda düzenlenmediğinden cezalandırılmaz (TCK 22/1). Tahrik suçunda fail, sözlerinin bir halk kesimini diğerine karşı kin ve düşmanlığa yönelteceğini bilmeli ve bunu istemelidir; kanun gerekçesi failin bu amacı gütmesini de arar. Aşağılama hâllerinde ise failin, ifadesinin belirli bir halk kesimini sayılan farklılığı nedeniyle tahkir ettiğini bilerek hareket etmesi yeterlidir.
Dikkat: Eleştiri ile aşağılama ve tahrik arasındaki sınır bu suçun en çok tartışılan meselesidir. TCK 218’in ikinci cümlesine göre haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. İfadenin bütünü, bağlamı ve hangi gruba yöneldiği birlikte değerlendirilmeden mahkûmiyet kurulması hukuka aykırıdır.
Suçun Cezası Nedir?
TCK 216/1’de bir yıldan üç yıla, 216/2 ve 216/3’te altı aydan bir yıla kadar hapis öngörülür; basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde ceza yarı oranına kadar artırılır. Tabloda her hâlin cezası, görevli mahkemesi ve şikâyet durumu gösterilmiştir.
| Hâl (fıkra) | Ceza | Görevli Mahkeme | Şikâyet / Uzlaşma |
|---|---|---|---|
| Halkı kin ve düşmanlığa tahrik (216/1) | Bir yıldan üç yıla kadar hapis | Asliye ceza | Şikâyet aranmaz / uzlaşma yok |
| Halkın bir kesimini aşağılama (216/2) | Altı aydan bir yıla kadar hapis | Asliye ceza | Şikâyet aranmaz / uzlaşma yok |
| Dini değerleri aşağılama (216/3) | Altı aydan bir yıla kadar hapis | Asliye ceza | Şikâyet aranmaz / uzlaşma yok |
| Basın ve yayın yoluyla işlenmesi (TCK 218) | İlgili fıkranın cezası yarı oranına kadar artırılır | Asliye ceza | Şikâyet aranmaz / uzlaşma yok |
| Teşebbüs (TCK 35) | Cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir | Asliye ceza | Şikâyet aranmaz / uzlaşma yok |
Temel Halinin Cezası (216/1)
Halkı kin ve düşmanlığa tahrikin cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir; adli para cezası seçimlik olarak öngörülmemiştir. Hâkim temel cezayı TCK 61/1’deki ölçütlere, özellikle ifadenin ulaştığı kitleye, ortaya çıkan tehlikenin ağırlığına ve failin amacına göre alt ve üst sınır arasında belirler. Alt sınırdan uzaklaşılıyorsa bunun dosyadaki somut olgularla gerekçelendirilmesi gerekir. Ayrıca kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak TCK 53’teki hak yoksunlukları uygulanır.
Nitelikli Haller (TCK 218)
TCK 216’nın kendisinde nitelikli hâl öngörülmemiştir. Ağırlaştırıcı neden, Kamu Barışına Karşı Suçlar bölümünün ortak hükmü olan TCK 218’dedir: suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranına kadar artırılır. TCK 6/1-g basın ve yayın yolunu her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayın olarak tanımlar; bu nedenle herkese açık sosyal medya paylaşımları da artırım kapsamında değerlendirilebilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, herkese açık bir sosyal medya hesabından yapılan paylaşımı 216/1 ve 218/1 kapsamında değerlendiren hükmü onamıştır (künyesi aşağıda Yargıtay Kararları bölümündedir). Artırım oranı “yarıya kadar” olduğundan hâkim oranı yayının erişimine göre takdir eder ve gerekçesini gösterir.
İndirim Halleri (216/2-3)
Aşağılama hâlleri, tahrik hâline göre daha hafif cezalandırılır: 216/2 ve 216/3’te ceza altı aydan bir yıla kadar hapistir. Bu nedenle tehlike unsuru gösterilemeyen bir ifadenin 216/1 yerine, şartları varsa 216/2 kapsamında değerlendirilmesi sanık lehine önemli bir nitelendirme meselesidir. Haksız tahrik (TCK 29) bu suçta nadiren uygulanır. Fiili on iki ile on beş yaş arasında işleyen çocukta ceza yarı, on beş ile on sekiz yaş arasında üçte bir oranında indirilir (TCK 31/2-3). Failin geçmişi, pişmanlığı ve yargılamadaki tutumu gözetilerek altıda bire kadar takdiri indirim yapılabilir (TCK 62).
Somut olayınızı birlikte değerlendirelim
Ceza hesabı; nitelikli hâller, artırım ve indirim nedenleriyle dosyadan dosyaya değişir.
Suçun Özel Görünüş Biçimleri
Teşebbüs
TCK 216/1 somut tehlike suçudur; açık ve yakın tehlike ortaya çıkmadıkça suç tamamlanmaz. Tehlike doğmamışsa uygulamada fiil teşebbüs olarak değil, unsuru gerçekleşmemiş bir eylem olarak değerlendirilir ve beraat gündeme gelir. Aşağılama hâlleri ise ifadenin alenen açıklanmasıyla tamamlanır; tek bir hareketle işlendiklerinden teşebbüs ancak çok sınırlı hâllerde, örneğin dağıtılmak üzere hazırlanan yayının dağıtımdan önce ele geçirilmesinde tartışılabilir. Teşebbüs kabul edilirse ceza dörtte birden dörtte üçe kadar indirilir (TCK 35/2).
İştirak
Suç özgü suç olmadığından iştirakin bütün biçimleri mümkündür. Ortak bir bildiriyi birlikte hazırlayan ve yayan kişiler müşterek fail (TCK 37), içeriği yazdırmaya ikna eden kişi azmettiren (TCK 38), yayının dağıtımına bilerek destek veren kişi yardım eden (TCK 39) olarak sorumlu tutulabilir. Başkasına ait bir içeriği yeniden paylaşan kişinin sorumluluğu, içeriği benimseyerek alenen yayma kastının bulunup bulunmadığına göre değerlendirilir; yalnız habercilik amacıyla aktarma TCK 218’in ikinci cümlesindeki sınırlar içinde suç oluşturmaz.
İçtima (Zincirleme Suç ve Diğer Halleri)
Aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda yapılan birden fazla paylaşım zincirleme suç oluşturabilir ve ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır (TCK 43/1); bu suç 43/3’teki istisnalar arasında değildir ve mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da zincirleme hükmü uygulanır. Ancak artırım için suç oluşturan paylaşımın birden fazla olduğu ayrı ayrı belirlenmelidir.
Tek bir ifade hem TCK 216’yı hem başka bir suçu oluşturuyorsa fikri içtima kuralı (TCK 44) uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulur; örneğin aynı sözle hem halkın bir kesimi aşağılanmış hem de cumhurbaşkanına hakaret suçu işlenmişse daha ağır cezalı TCK 299 uygulanır. Fiil, cebir veya tehditle inanç açıklamasını engelleme (TCK 115), nefret saikiyle ekonomik bir etkinliği engelleme (TCK 122) ya da halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (TCK 213) unsurlarını taşıyorsa nitelendirme o suçlara göre yapılır. Terör örgütünün propagandası niteliğindeki açıklamalar ise 3713 sayılı Kanun m.7/2 kapsamında ayrıca değerlendirilir.
Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Adli Para Cezasına Çevirme
TCK 50/1 ve 49/2’ye göre bir yıl veya daha az süreli hapis cezası adli para cezasına ya da diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir. 216/2 ve 216/3’te temel cezanın üst sınırı bir yıl olduğundan TCK 218 artırımı uygulanmadıkça hükmolunan ceza bu sınır içinde kalır ve çevrilebilir. 216/1’de ise ceza ancak alt sınırdan belirlenip bir yılı aşmadığında ya da indirimlerle bir yılın altına düştüğünde çevirme mümkündür. Mahkeme sanığın lehe hüküm talebini seçenek yaptırımlar yönünden de gerekçeli olarak karşılamalıdır.
Erteleme
TCK 51/1’e göre iki yıl veya daha az hapis cezası ertelenebilir; fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış ya da altmış beş yaşını bitirmiş kişilerde bu sınır üç yıldır. 216/2 ve 216/3’te hükmolunan ceza her durumda bu sınır içindedir; 216/1’de ceza iki yılı aşmadıkça erteleme mümkündür. Erteleme için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapse mahkûm edilmemiş olması ve yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması gerekir; denetim süresi bir yıldan üç yıla kadardır.
HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması)
CMK 231/5’e göre hükmolunan ceza iki yıl veya daha az hapis ise HAGB kararı verilebilir. 216/2 ve 216/3’te ceza çoğu dosyada bu sınır içinde kalır, ancak TCK 218 ve zincirleme suç (TCK 43) artırımları birlikte uygulanırsa iki yılı aşabilir; 216/1’de, artırımlar dahil sonuç ceza iki yılı aşmadıkça HAGB mümkündür. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması ve yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması gerekir (CMK 231/6); bu suçta somut bir maddi zarar bulunmadığından zararın giderilmesi şartı çoğu dosyada gündeme gelmez. Denetim süresi beş yıldır ve karara karşı istinaf yoluna gidilir (CMK 231/8, 231/12). HAGB, 7589 sayılı Kanunla aynı içerikle yeniden düzenlenmiş olup bugün de uygulanmaktadır.
Suçun Soruşturma ve Kovuşturma Aşamaları
Soruşturma ihbar, şikâyet ya da kolluğun internet taramaları üzerine Cumhuriyet savcılığınca resen başlatılır. Sosyal medya kaynaklı dosyalarda tipik deliller paylaşımın ekran görüntüsü ve tespit tutanağı, açık kaynak araştırma raporu, hesabın kime ait olduğuna ilişkin servis sağlayıcı ve IP kayıtları, şüphelinin cihazları üzerinde bilişim uzmanı bilirkişi incelemesi ve tanık beyanlarıdır. Toplantı ya da gösteride söylenen sözlerde kamera kayıtları ve kolluk tutanakları öne çıkar. Basılmış eserler ve internet haber siteleri yoluyla işlenen hâlde Basın Kanunu m.26 uyarınca dava, günlük süreli yayınlar ve internet haber sitelerinde dört ay, diğer basılmış eserlerde altı ay içinde açılmalıdır; bu süre dava zamanaşımını aşamaz.
İddianame asliye ceza mahkemesine verilir. Kovuşturmada en çok tartışılan meseleler, paylaşımın gerçekten sanığa ait olup olmadığı, ifadenin bütün olarak eleştiri mi yoksa tahrik ya da aşağılama mı olduğu, hedef alınan topluluğun maddedeki koruma gruplarından birine girip girmediği ve birinci fıkrada açık ve yakın tehlikenin hangi olgulara dayandığıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, paylaşımların içerik, zaman ve bağlam bakımından tehlike doğurup doğurmadığı tartışılmadan kurulan mahkûmiyeti gerekçesiz bularak bozmuştur (künyesi aşağıda Yargıtay Kararları bölümündedir).
Hükme karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinafa başvurulabilir (CMK 273/1). TCK 216, CMK 286/3-a’da ayrıca sayıldığından bölge adliye mahkemesinin bu suça ilişkin kararları, 286/2’deki ceza sınırlarına girse bile, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz edilebilir. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu için hazırlanmış savunma dilekçesi örneği, istinaf dilekçesi örneği ve temyiz dilekçesi örneği sitemizde yer alır.
Suçta Gözaltı ve Tutukluluk Halleri
CMK 91/1’e göre gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkime gönderilme için zorunlu süre hariç yirmi dört saattir; bu yol süresi on iki saati geçemez. Toplu olarak işlenen suçlarda Cumhuriyet savcısı süreyi her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün uzatabilir (CMK 91/3). Toplantı ve gösterilerde birden fazla kişinin birlikte söylediği sözler bu kapsamda değerlendirilebilir.
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu CMK 100/3’teki katalogda yer almadığından tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin yanında kaçma ya da delilleri karartma şüphesini gösteren somut olgular aranır. 216/1’in üst sınırı üç yıl olduğundan tutuklama yasağı uygulanmaz; 216/2 ve 216/3’te üst sınır bir yıl olduğundan CMK 100/4 gereği tutuklama kararı verilemez. Asliye ceza mahkemesinin görevindeki bu suçta azami tutukluluk soruşturmada altı ay, kovuşturmada bir yıl olup zorunlu hâllerde altı ay uzatılabilir (CMK 102/1, 102/4). Tutuklama yasağı bulunan hâllerde de yurt dışına çıkış yasağı gibi adli kontrol tedbirlerine hâkim karar verebilir (CMK 109/2).
Uzlaşma, Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme
Uzlaşma Mümkün mü?
Uzlaştırma mümkün değildir. TCK 216, CMK 253/1-b’deki listede sayılmamıştır ve şikâyete bağlı olmadığından 253/1-a kapsamına da girmez. Suça sürüklenen çocuklar için 253/1-c’deki genişletilmiş uzlaştırma, mağdurun gerçek kişi ya da özel hukuk tüzel kişisi olmasını şart koşar; belirli bir kişiyi değil halkın bir kesimini hedef alan bu suçta bu şart kural olarak gerçekleşmez. Önödeme (TCK 75) yalnız üst sınırı altı ayı aşmayan hapis cezalarında uygulandığından bu suçta önödeme de yoktur.
Şikayet Süresi Ne Kadardır?
Şikâyet süresi yoktur. Suç resen soruşturulur ve TCK 73’teki altı aylık süre uygulanmaz. Kendisini hedef alınan kesimin bir parçası sayan kişinin savcılığa başvurusu hukuken ihbar niteliğindedir; başvurunun geri alınması soruşturmayı sona erdirmez.
Dava Zamanaşımı Süresi
Dava zamanaşımı her üç fıkrada sekiz yıldır (TCK 66/1-e); 216/1’de TCK 218 artırımıyla ulaşılabilecek en yüksek ceza da beş yılı aşmadığından süre değişmez. Kesen işlemler varsa süre en fazla yarısı kadar uzayarak on iki yıla çıkar (TCK 67/4). Basılmış eserler ve internet haber siteleri yoluyla işlenen hâlde ayrıca Basın Kanunu m.26’daki dava açma süreleri bir muhakeme şartı olarak uygulanır; süre geçmişse dava açılamaz.
Etkin Pişmanlık Hükümleri
Kanunda halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçuna özgü etkin pişmanlık hükmü bulunmamaktadır. Paylaşımın kısa sürede kaldırılması, açıklamanın düzeltilmesi ya da kamuoyundan özür dilenmesi davayı düşürmez; ancak TCK 61’e göre temel cezanın belirlenmesinde ve TCK 62’deki takdiri indirimde sanık lehine değerlendirilebilir.
Görevli Mahkeme Hangisidir?
5235 sayılı Kanunun 12. maddesine göre ağır ceza mahkemesi on yıldan fazla hapis gerektiren suçlara ve maddede sayılan belirli suçlara bakar; TCK 216 bu sayımda yer almadığından her üç fıkrada asliye ceza mahkemesi görevlidir. Suça sürüklenen çocuklar çocuk mahkemesinde yargılanır. Aynı sanık hakkında ağır ceza mahkemesinin görevine giren bağlantılı bir suçla birlikte dava açılırsa dava yüksek görevli mahkemede görülebilir (CMK 9/1). Hükme karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulur (CMK 273/1).
Yargıtay Kararları
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 23.02.2026 tarihli, 2025/12710 E., 2026/2502 K.
Sanığın, güvenlik operasyonlarının sürdüğü ve toplumda infial bulunan bir dönemde herkese açık sosyal medya hesabından, belirli bir etnik kökene mensup kesimi diğer kesim aleyhine hedef alan görsel ve ifadeler paylaştığı olayda daire, eylemin ırk bakımından ve basın ve yayın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. TCK 216/1 ve 218/1 uyarınca kurulan ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar onanmıştır. Kararda paylaşımın yapıldığı dönem özellikle vurgulanmış ve sosyal medya paylaşımı TCK 218’deki artırım bakımından basın ve yayın yolu sayılmıştır.
… eylemi ırk bakımından ve basın ve yayın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu oluşturmaktadır. …
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 30.04.2026 tarihli, 2024/7212 E., 2026/8145 K.
Sanığın paylaşımı belirli bir kişiye, bir siyasi partiye ve o partiyi destekleyenlere yönelikti; ilk derece mahkemesi eylemi 216/2 kapsamında halkın bir kesimini aşağılama saymıştı. Daire, madde gerekçesine de atıf yaparak suçun ancak sayılan farklılıklara dayanan gayrimuayyen bir halk kesiminin aşağılanmasıyla oluşacağını, siyasi parti ve destekçilerinin sosyal sınıf olmadığı gibi diğer koruma gruplarına da girmediğini belirtmiş ve beraat gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
… Somut olayda; sanığın suça konu paylaşımının belli bir şahsa, siyasi partiye ve destekleyenlere yöneldiği, siyasi partinin ve destekleyenlerin sosyal sınıf olmadığı, maddede belirtilen diğer koruma gruplardan birine de uymadığı nazara alınarak unsurları oluşmayan suçtan beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi …
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 14.01.2026 tarihli, 2023/5897 E., 2026/1342 K.
Sanık hakkında hakaret, cumhurbaşkanına hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçlarından kurulan hükümlerin incelendiği kararda daire, hakaret hükmünü onamış, diğer iki suç yönünden hükmü bozmuştur. TCK 216 yönünden bozma sebebi, paylaşımların içerik, zaman ve bağlam bakımından açık ve yakın bir tehlike doğurup doğurmadığının hiç tartışılmadan gerekçesiz mahkûmiyet kurulmasıdır. Karar, tehlike unsurunun soyut kabulle değil, somut değerlendirmeyle gösterilmesi gerektiğini ortaya koyar.
… Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçundan kurulan hükümde, sanığın yaptığı paylaşımların içerik, zaman ve bağlam itibarıyla kamu barışı açısından açık ve yakın bir tehlike doğurup doğurmadığı tartışılmadan, gerekçesiz şekilde mahkumiyet kararı verilmesi …
Sık Sorulan Sorular
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun cezası kaç yıl?
Tahrik hâlinde (216/1) ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Halkın bir kesimini ya da benimsediği dini değerleri aşağılamada ceza altı aydan bir yıla kadar hapistir. Fiil basın ve yayın yoluyla, örneğin herkese açık bir yayın organında işlenirse ceza yarı oranına kadar artırılır.
Sosyal medya paylaşımı halkı kin ve düşmanlığa tahrik sayılır mı?
Herkese açık bir hesaptan yapılan paylaşım aleniyet şartını karşılar ve TCK 218’deki basın ve yayın yolu artırımı kapsamında değerlendirilebilir. Ancak suçun oluşması için paylaşımın maddede sayılan bir halk kesimini hedef alması ve tahrik hâlinde açık ve yakın bir tehlike doğurması gerekir. Paylaşımın sanığa ait olduğu da somut delillerle ispatlanmalıdır.
Bu suçta tutuklama olur mu?
Birinci fıkradaki tahrik suçunda üst sınır üç yıl olduğundan tutuklama yasal olarak mümkündür, ancak katalog suç olmadığından kaçma veya delil karartma şüphesini gösteren somut olgular gerekir. Aşağılama hâllerinde (216/2-3) üst sınır bir yıl olduğundan CMK 100/4 gereği tutuklama yapılamaz; adli kontrol uygulanabilir.
Siyasi parti taraftarlarını eleştirmek suç mu?
TCK 216/2 yalnız sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanan aşağılamayı cezalandırır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, siyasi parti ve destekçilerinin bu koruma gruplarından birine girmediğini kabul etmiştir. Belirli kişilere yönelik ağır sözler ise hakaret suçu bakımından ayrıca değerlendirilebilir.
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunda HAGB verilir mi?
Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az ise HAGB verilebilir. Aşağılama hâllerinde ceza her zaman bu sınır içindedir; tahrik hâlinde ise basın yayın artırımı dahil sonuç ceza iki yılı aşmamalıdır. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması da şarttır.
Dava ne zaman zamanaşımına uğrar?
Dava zamanaşımı sekiz yıldır; kesen işlemler varsa en fazla on iki yıla uzar. Gazete, dergi gibi basılmış eserler ve internet haber siteleri yoluyla işlenen hâlde ise Basın Kanunu m.26 gereği dava dört veya altı ay içinde açılmalıdır.