Görevi kötüye kullanma suçu, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket ederek ya da görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına ya da kişilere haksız menfaat sağlanmasına yol açmasıyla işlenen ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde düzenlenen bir suçtur. İcrai davranışla işlenen hâlde altı aydan iki yıla, ihmal veya gecikmeyle işlenen hâlde üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülür. Uygulamada ve halk arasında “görevi suistimal”, “yetkiyi kötüye kullanma”, “görevi ihmal” ve “görevde yetkiyi kötüye kullanma” gibi adlarla anılmaktadır. Suç CMK 100/3’teki katalogda yer almaz ve tutuklama yasağının kapsamına girer. Şikâyete bağlı değildir; ancak memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında soruşturma, 4483 sayılı Kanun uyarınca izin verilmesine bağlıdır.
Kısa Cevap
TCK 257’ye göre görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin norma aykırı davranışının kişileri mağdur etmesi, kamuyu ekonomik zarara uğratması ya da birine haksız menfaat sağlamasıyla oluşur; yalnız mevzuata aykırılık yetmez. Ceza icrai hâlde altı aydan iki yıla, ihmali hâlde üç aydan bir yıla kadar hapistir. Suç şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma ve önödeme kapsamında bulunmaz ve üst sınırı iki yılı geçmediğinden tutuklama yapılamaz. Ceza iki yıl veya altında kaldığından HAGB ve erteleme, bir yıl veya altında kaldığında adli para cezasına çevirme mümkündür; HAGB için kamu zararının giderilmesi de aranır. Dava asliye ceza mahkemesinde görülür, avukatların bu suçtan yargılanması ise ağır ceza mahkemesinde yapılır. Dava zamanaşımı sekiz yıldır ve maddede etkin pişmanlık hükmü bulunmamaktadır.
Kanun Metni
Kaynak: mevzuat.gov.trBir cümleye tıklayın, ilgili açıklamaya gidin.
Kanun Gerekçesi
Gerekçe için tıklayınız
Bir kamu göreviyle görevlendirilen kişi, bu kamu faaliyetinin yürütülmesi sırasında, görevinin gerekli kıldığı yükümlülüklere uygun hareket etmek zorundadırlar. Öyle ki; kamu faaliyetlerinin gerek eşitlik gerek liyakatlilik açısından adalet ilkelerine uygun yürütüldüğü hususunda toplumda hâkim olan güvenin, inancın sarsılmaması gerekir.
Bu yükümlülükle bağdaşmayan davranışlar, belli koşullar altında suç olarak tanımlanmıştır. Görevi kötüye kullanma suçu, bu bakımdan genel, tali ve tamamlayıcı bir suç olarak tanımlanmıştır.
Görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için, gerçekleştirilen fiilin, kamu görevlisinin görevi alanına giren bir hususla ilgili olması gerekir.
Kamu görevinin gereklerine aykırı olan her fiili cezai yaptırım altına almak, suç ve ceza siyasetinin esaslarıyla bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, görevin gereklerine aykırı davranışın belli koşulları taşıması hâlinde, görevi kötüye kullanma suçunun oluşturabileceği kabul edilmiştir. Buna göre, kamu görevinin gereklerine aykırı davranışın, kişilerin mağduriyetiyle sonuçlanmış olması veya kamunun ekonomik bakımdan zararına neden olması ya da kişilere haksız bir kazanç sağlamış olması hâlinde, görevi kötüye kullanma suçu oluşabilecektir.
Görevin gereklerine aykırı davranışın, kişinin mağduriyetine neden olması gerekir. Bu mağduriyet, sadece ekonomik bakımdan uğranılan zararı ifade etmez. Mağduriyet kavramı, zarar kavramından daha geniş bir anlama sahiptir. Örneğin kişi, tabi tutulduğu sınavda başarılı olmasına rağmen, başarısız gösterilmiş olabilir. Bir imar planı uygulamasında, belli bir parsel, sahibine duyulan husumet dolayısıyla, plan tekniğine aykırı olarak, yeşil alan olarak gösterilmiş olabilir. Kişinin, kamusal bir finans kaynağından yararlanması için gerekli şartları taşıdığı hâlde, yararlanması engellenmiş olabilir. Kişinin, belli bir sınai veya ticari faaliyetle ilgili olarak gerekli izin koşullarını taşıdığı hâlde, bu faaliyeti engellenmiş olabilir.
Haklı olan işin görülmesinden sonra kişilerden yarar sağlanması da, görevi kötüye kullanma suçunu oluşturur. Çünkü, bu yarar, kamu görevlisi sıfatını taşıması ve işi görmüş olması dolayısıyla kişiye sağlanmaktadır. Bu gibi durumlarda, kişiler hakkının teslim edilmesi konusunda en azından bir kaygıyla hareket etmektedirler. Kamu görevlisine yarar sağlanması görünüşte rızaya dayalı olsa bile; kamusal görevlerin eşitlik ve liyakat esasına göre yürütüldüğü hususunda taşınan kaygı dolayısıyla, burada da bir mağduriyetin varlığını kabul etmek gerekir.
Görevin gereklerine aykırı davranış dolayısıyla, kamu açısından bir zarar meydana gelmiş olabilir. Örneğin orman alanında veya kamu arazisinin işgaliyle yapılan işyeri veya konutlara elektrik, su, gaz, telefon ve yol gibi alt yapı hizmetleri götürülmekle, görevin gereklerine aykırı davranılmış olabilir.
Görevin gereklerine aykırı davranmak suretiyle kişilere haksız bir kazanç sağlanmış olabilir. Örneğin kişi, kamusal bir finans kaynağından yararlanması için gerekli şartları taşımadığı hâlde, yararlandırılmış olabilir. Kişiye, belli bir sınai veya ticari faaliyetle ilgili olarak gerekli izin koşullarını taşımadığı hâlde, bu faaliyetin icrasına yönelik olarak izin verilmiş olabilir. Bir imar planı uygulamasında, belli bir parsel üzerinde, plan tekniğine veya imar planına aykırı olarak yapılaşmaya imkân sağlanmış olabilir.
Böylece, İtalyan hukukunun etkisiyle gerek doktrinimizde gerek Yargıtay’ın kimi kararlarında kabul gören sübjektif sınırlama ölçütü terkedilmiştir.
Görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için, görevin gereklerine aykırı davranışın mutlaka icrai davranış olması gerekmemektedir. Görevin gereklerine aykırı davranışın, ihmalî bir hareket olması hâlinde de, görevi kötüye kullanma suçu oluşabilecektir. Görevi kötüye kullanma suçunun icrai veya ihmali davranışla işlenmesinin sadece ceza miktarı üzerinde bir etkisi olabilecektir.
Bu düzenlemeyle, 765 sayılı Türk Ceza Kanununda yer verilen keyfi muamele, görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçları ayırımından vazgeçilmiştir.
Görevin gereklerine aykırı davranış sonucunda, bir insan ölmüş veya yaralanmış olabilir. Bu durumda; kamu görevlisinin görevinin gereği olan belli bir icraî davranışta bulunmak yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemesi dolayısıyla, görevi kötüye kullanma suçunun oluştuğunda kuşku yoktur. Ancak, bu durumda aynı zamanda ihmalî davranışla öldürme veya yaralama suçu oluşmaktadır.
Görevi kötüye kullanma suçu, genel, tali ve tamamlayıcı bir suç tipidir. Bu nedenle, görevin gereklerine aykırı davranışın başka bir suçu oluşturmadığı hâllerde, kamu görevlisini bu suça istinaden cezalandırmak gerekir. Buna karşılık, görevle bağlantılı yükümlülüğün ihmali sonucunda şayet bir kişi ölmüş veya yaralanmış ise, kişi artık görevi kötüye kullanma suçundan dolayı cezalandırılamaz. Bu durumda, ihmalî davranışla işlenmiş öldürme veya yaralama suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir.
Maddenin üçüncü fıkrasına göre; kamu görevlisinin, görevinin gereklerine uygun davranması için veya bu nedenle kişilerden kendisine veya bir başkasına çıkar sağlaması, bazı hâllerde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacaktır. Ancak, bunun için, fiilin icbar suretiyle irtikap suçunu oluşturmaması gerekir. Kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için, kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlaması, rüşvet suçunu oluşturacaktır. Buna karşılık, kamu görevlisinin, görevinin gereklerine uygun davranmak amacıyla kişilerden menfaat temin etmesi durumunda ise, rüşvet suçu değil, kural olarak icbar suretiyle irtikap suçu oluşur. Ancak, somut olayda, kişinin menfaat sağlama yönünde icbar edildiği yönünde somut dayanak noktalarının bulunmaması durumunda, fiilin görevi kötüye kullanma olarak değerlendirilerek cezaya hükmedilecektir.
Suçun Hukuki Künyesi
| Künye Başlığı | Açıklama |
|---|---|
| Kanun Maddesi | Görevi kötüye kullanma, 5237 sayılı TCK’nın İkinci Kitabında “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” kısmının “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” bölümünde, 257. maddede düzenlenmiştir. Maddenin üçüncü fıkrası 6352 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır. |
| Şikayet | Şikâyete bağlı değildir. Memur ve kamu görevlileri için soruşturma 4483 sayılı Kanuna göre izne, avukatlar için Avukatlık Kanunu m.58’e göre Adalet Bakanlığının iznine bağlıdır. |
| Zamanaşımı | Her iki fıkrada sekiz yıl (TCK 66/1-e); kesen işlemlerle en fazla on iki yıl (TCK 67/4). İzin süreci boyunca zamanaşımı durur (TCK 67/1). |
| Tutuklama ve Adli Kontrol | Katalog suç değildir; üst sınır iki yılı geçmediğinden tutuklama yasağı uygulanır (CMK 100/4). Adli kontrol uygulanabilir (CMK 109/2). |
| Uzlaşma | CMK 253/1 listesinde yer almadığından ve şikâyete bağlı olmadığından uzlaştırma yoktur; üst sınır altı ayı aştığından önödeme de uygulanmaz. |
| Etkin Pişmanlık | Kanunda bu suça özgü etkin pişmanlık hükmü bulunmamaktadır. |
| İndirim | Maddeye özgü indirim yoktur; teşebbüs (TCK 35), yaş küçüklüğü (TCK 31) ve takdiri indirim (TCK 62) genel hükümlere göre uygulanır. |
| Memuriyete Etkisi | Kasıtlı suç olduğundan bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyet 657 sayılı Kanun m.48/A-5 uyarınca memuriyete engeldir; ayrıca TCK 53/5 uyarınca görevden yasaklama kararı verilir. |
| Görevli Mahkeme | 257/1-2: asliye ceza mahkemesi · avukatlar: ağır ceza mahkemesi (Avukatlık Kanunu m.59) · hâkim, savcı ve özel usule tabi diğer görevliler: kendi kanunlarındaki merci. |
Suçun Şartları ve Unsurları Nelerdir?
TCK 257’deki suç dört şartın birlikte varlığıyla oluşur: failin kamu görevlisi olması, yaptığı işle ilgili kanundan ya da idari düzenlemeden doğan bir görevinin bulunması, bu göreve aykırı davranması ve bu davranışın kanunda sayılan üç neticeden birini doğurması. Birinci fıkra icrai davranışı, yani görevin gereklerine aykırı hareket etmeyi; ikinci fıkra ihmali davranışı, yani görevin gereklerini yapmamayı ya da geciktirmeyi cezalandırır. Yetkiyi aşmak, şekil şartlarına uymamak, takdir yetkisini amacı dışında kullanmak ve görev nedeniyle teslim edilen eşyayı usulsüz kullanmak görevin gereklerine aykırılık örnekleridir.
Norma aykırı davranış tek başına yetmez; madde gerekçesi de göreve aykırı her fiili cezalandırmanın suç ve ceza siyasetiyle bağdaşmadığını vurgular ve bu sonuçları doğurmayan aykırılıklar disiplin hukukunun konusu olarak kalır. Mağduriyet kavramı ekonomik zararla sınırlı değildir; kişinin sosyal, siyasi ya da medeni bir hakkının ihlali de mağduriyettir. Kamu zararı ise ekonomik bir zarardır; her usulsüzlüğün kamuya duyulan güveni sarstığı düşüncesiyle varsayılamaz, rayiç bedelden yüksek alım gibi somut olgularla belirlenir. Haksız menfaat ise bir başkasına hukuka aykırı biçimde sağlanan her türlü maddi veya manevi yarardır.
Maddenin iki fıkrası da “kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında” ifadesiyle başlar. Görevi kötüye kullanma bu nedenle tali (yedek) bir normdur: aynı fiil zimmet, rüşvet, irtikap, kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği ya da ihaleye fesat karıştırma gibi özel bir suç tanımına uyuyorsa 257 uygulanmaz, fail o suçtan sorumlu olur.
Fail ve Mağdur
Suç özgü suçtur; yalnız kamu görevlisi fail olabilir. TCK 6/1-c’ye göre kamusal faaliyetin yürütülmesine atama, seçilme ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan herkes kamu görevlisidir; memur, sözleşmeli personel, köy muhtarı ve belediye meclis üyesi bu kapsamdadır. Görev tanımında ilgili işlemi yapma yetkisi bulunmayan kamu görevlisi bile bu işlem bakımından fail olamaz. Avukatlar kamu görevlisi olmamakla birlikte Avukatlık Kanunu m.62 gereği, avukat sıfatıyla kendilerine verilen görev ve yetkiyi kötüye kullandıklarında TCK 257’ye göre cezalandırılır; davayı süresinde takip etmeyen ya da kanun yoluna başvurmayan avukat bu suçun tipik sanığıdır.
Mağdur, norma aykırı davranıştan zarar gören gerçek veya tüzel kişi ya da ekonomik zarara uğrayan kamu idaresidir. Haksız menfaat sağlanan hâlde menfaati elde eden kişi kendiliğinden mağdur sayılmaz; o kişi kamu görevlisini azmettirmişse azmettiren olarak sorumlu tutulabilir.
Suçun Hukuki Konusu
Korunan hukuki değer, kamu görevlerinin kanuna ve hukuka uygun, eşitlik ve liyakat içinde yürütülmesi ve kamu idaresine duyulan güvendir. Kamu görevlisinin geniş yetkileri karşısında bireylerin keyfi uygulamalara karşı korunması da amaçlanır. Suçun belirli bir maddi konusu yoktur; fiil bir işlem, bir karar, bir belge ya da yapılmayan bir görev üzerinden gerçekleşir.
Manevi Unsur
Her iki fıkra da yalnız kastla işlenir; taksirli hâli kanunda düzenlenmediğinden TCK 22/1 gereği cezalandırılmaz. Fail görevinin gereklerine aykırı davrandığını ya da yapması gereken işi yapmadığını bilmeli ve istemelidir. İhmali hâlde de bilinçli bir hareketsizlik aranır: kamu görevlisinin mevzuatın ya da amirinin yapmasını zorunlu kıldığı işi bilerek ve isteyerek yapmaması veya geciktirmesi gerekir. Yoğunluk, bilgi eksikliği ya da dikkatsizlik nedeniyle yapılan hatalar disiplin sorumluluğu doğurabilir, ancak bu suçu oluşturmaz.
Dikkat: İcrai ile ihmali hâl arasındaki ayrım cezayı yarıya indirir ve çoğu dosyada tartışma konusudur. Kamu görevlisi hiçbir şey yapmamışsa 257/2, aktif bir işlemle sonuca yol açmışsa 257/1 uygulanır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, davayı süresinde görevli mahkemeye göndermeyen ve ardından müvekkilini davayı kazandığını söyleyerek oyalayan avukatın eylemini icrai davranış saymıştır; karşı oy ise oyalama sözlerinin ihmal suçunu pekiştiren davranışlar olduğunu belirtmiştir (künyesi aşağıda Yargıtay Kararları bölümündedir).
Suçun Cezası Nedir?
TCK 257’de icrai hâl için altı aydan iki yıla, ihmali hâl için üç aydan bir yıla kadar hapis öngörülür; tabloda her hâlin cezası, görevli mahkemesi ve şikâyet durumu gösterilmiştir.
| Hâl (fıkra) | Ceza | Görevli Mahkeme | Şikâyet / Uzlaşma |
|---|---|---|---|
| İcrai davranışla görevi kötüye kullanma (257/1) | Altı aydan iki yıla kadar hapis | Asliye ceza (avukatta ağır ceza) | Şikâyet aranmaz, soruşturma izne bağlı / uzlaşma yok |
| İhmal veya gecikmeyle görevi kötüye kullanma (257/2) | Üç aydan bir yıla kadar hapis | Asliye ceza (avukatta ağır ceza) | Şikâyet aranmaz, soruşturma izne bağlı / uzlaşma yok |
| 257/1’de teşebbüs (TCK 35) | Cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir | Asliye ceza | Şikâyet aranmaz / uzlaşma yok |
| Hak yoksunluğu (TCK 53/5) | Hapis cezasının infazından sonra, cezanın yarısından bir katına kadar görevden yasaklama | Hükmü kuran mahkeme | – |
Temel Halinin Cezası (257/1)
İcrai davranışla görevi kötüye kullanmanın cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir; adli para cezası seçimlik olarak öngörülmemiştir. Hâkim temel cezayı TCK 61/1’deki ölçütlere, özellikle mağduriyetin ya da kamu zararının büyüklüğüne ve failin kastının yoğunluğuna göre belirler. Fail kamu görevinden doğan yetkisini kötüye kullandığından TCK 53/5 uyarınca, cezanın infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hakkı kullanmaktan yasaklanır; ceza adli para cezasına çevrilse bile yasaklama gün sayısı üzerinden uygulanır.
Nitelikli Haller
Maddede nitelikli hâl öngörülmemiştir. 6352 sayılı Kanunla kaldırılan 257/3, kamu görevlisinin görevinin gereklerine uygun davranmak için menfaat sağlamasını ayrıca cezalandırıyordu; bu fiil bugün rüşvet suçu kapsamındadır. Suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen gözetildiğinden, görev araçlarının suçta kullanılmasına ilişkin TCK 266’daki artırım da uygulanmaz. Fiilin ağırlığı, ancak temel cezanın TCK 61’e göre alt sınırdan uzaklaştırılmasıyla dikkate alınır.
İndirim Halleri (257/2)
İkinci fıkra, ihmal veya gecikmeyle işlenen hâli üç aydan bir yıla kadar hapisle, yani icrai hâle göre daha hafif cezalandırır. Bu nedenle nitelendirme sanığın lehine en önemli indirim yoludur. Haksız tahrik (TCK 29) bu suçta nadiren gündeme gelir. Fiili on iki ile on beş yaş arasında işleyen çocukta ceza yarı, on beş ile on sekiz yaş arasında üçte bir oranında indirilir (TCK 31/2-3), ancak kamu görevlisi failde bu durum istisnaidir. Failin geçmişi, zararı gidermesi ve yargılamadaki tutumu gözetilerek altıda bire kadar takdiri indirim yapılabilir (TCK 62).
Somut olayınızı birlikte değerlendirelim
Ceza hesabı; nitelikli hâller, artırım ve indirim nedenleriyle dosyadan dosyaya değişir.
Suçun Özel Görünüş Biçimleri
Teşebbüs
257/1 bir netice suçu olduğundan teşebbüs mümkündür; görevin gereklerine aykırı hareket başlamış, fakat failin elinde olmayan nedenlerle mağduriyet, zarar ya da haksız menfaat doğmamışsa TCK 35 uygulanır. 257/2’deki ihmali hâlde ise hareketsizlik ya vardır ya yoktur; öğretide ihmali suçlarda teşebbüs kabul görmez. Fail neticenin gerçekleşmesini kendi çabasıyla önlerse TCK 36’daki gönüllü vazgeçme değerlendirilir.
İştirak
Görevi kötüye kullanma özgü suç olduğundan kamu görevlisi sıfatı taşımayan ya da ilgili işlemde görevi bulunmayan kişi müşterek fail olamaz; ancak azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur (TCK 40/2). Yargıtay Ceza Genel Kurulu, infaz işlemlerinde yetkisi bulunmayan zabıt kâtibinin savcının eylemine müşterek fail olarak katılamayacağını, eyleminin yardım etme kapsamında tartışılması gerektiğini kabul etmiştir (künyesi aşağıda Yargıtay Kararları bölümündedir). İşleminin kendisine haksız menfaat sağlayacağını bilerek kamu görevlisini ikna eden kişi ise azmettiren olarak cezalandırılır.
İçtima (Zincirleme Suç ve Diğer Halleri)
Aynı suç işleme kararıyla değişik zamanlarda aynı kişiye karşı ya da mağduru belli olmayan biçimde birden fazla görevi kötüye kullanma eylemi zincirleme suç oluşturur ve ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır (TCK 43/1). Bu suç 43/3’teki istisnalar arasında yer almaz.
İçtimada belirleyici kural maddenin tali niteliğidir. Fiil, kamu görevlisi bakımından ayrıca tanımlanmış bir suçu oluşturuyorsa 257 hiç uygulanmaz; örneğin görev işi karşılığı menfaat alınmışsa rüşvet suçu, görev nedeniyle zilyetliği devredilen mal tüketilmişse zimmet, sahte belge düzenlenmişse kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği oluşur. Fiilin özel suçun bütün unsurlarını taşımadığı, örneğin zimmet kastının kanıtlanamadığı ya da menfaatin görev işinin karşılığı olduğunun gösterilemediği hâllerde ise eylem görevi kötüye kullanma olarak nitelendirilir.
Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Adli Para Cezasına Çevirme
TCK 50/1 ve 49/2’ye göre bir yıl veya daha az süreli hapis cezası adli para cezasına ya da diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir. 257/2’de üst sınır bir yıl olduğundan verilecek her ceza çevrilebilir; 257/1’de ise ceza bir yıl ya da altında belirlenirse çevirme mümkündür. Bu suç görevin sağladığı yetkinin kötüye kullanılmasıyla işlendiğinden TCK 50/1-e’deki belli bir meslek ya da sanatı yapmaktan yasaklama seçeneği de uygulanabilir. Çevirme hâlinde hükümde esas alınan tam gün sayısı gösterilmelidir (TCK 52/3).
Erteleme
TCK 51/1’e göre iki yıl veya daha az hapis cezası ertelenebilir. Görevi kötüye kullanmanın her iki fıkrasında üst sınır iki yılı aşmadığından hükmolunan ceza her durumda bu sınır içinde kalır. Erteleme için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapse mahkûm olmaması ve yargılamadaki pişmanlığı nedeniyle tekrar suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması gerekir.
HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması)
CMK 231/5’e göre hükmolunan ceza iki yıl veya daha az hapis ise HAGB kararı verilebilir; bu suçta ceza her zaman bu sınır içindedir. Ancak CMK 231/6-c gereği suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, eski hâle getirme ya da tazmin yoluyla tamamen giderilmesi şarttır; kamu zararına yol açan dosyalarda bu şart çoğu zaman belirleyicidir. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması ve yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması da aranır. Denetim süresi beş yıldır ve karara karşı istinaf yoluna gidilir (CMK 231/8, 231/12). HAGB, 7589 sayılı Kanunla aynı içerikle yeniden düzenlenmiş olup bugün de uygulanmaktadır.
Suçun Soruşturma ve Kovuşturma Aşamaları
Memur ve diğer kamu görevlileri hakkında görevleri sebebiyle işlenen bu suçta Cumhuriyet başsavcılığı, 4483 sayılı Kanuna göre soruşturma izni alınmadan soruşturma yapamaz. İzin vermeye yetkili merci (ilçede kaymakam, ilde vali, bakanlık merkezinde kuruluşun en üst amiri) ön inceleme yaptırır ve en geç otuz gün içinde, zorunlu hâllerde on beş gün uzatmayla, izin verir ya da vermez (4483 m.3, 5, 7). Bu karara karşı kamu görevlisi, Cumhuriyet başsavcılığı veya şikâyetçi tebliğden itibaren on gün içinde bölge idare mahkemesine, bazı üst düzey görevliler için Danıştay İkinci Dairesine itiraz edebilir; verilen karar kesindir (4483 m.9). İzin alınmadan düzenlenen iddianame mahkemece iade edilir (CMK 174/1-d). Avukatlar için izin Adalet Bakanlığından alınır (Avukatlık Kanunu m.58); hâkim ve savcılar için 2802 sayılı Kanundaki özel usul uygulanır.
İzin verilirse soruşturma genel hükümlere göre tamamlanır; tipik deliller ön inceleme ve müfettiş raporları, işlem dosyası ve yazışmalar, mevzuat ve görev tanımı, bilirkişi raporu (kamu zararının miktarı) ve UYAP ya da kurum sistem kayıtlarıdır. İddianame asliye ceza mahkemesine, sanık avukatsa ağır ceza mahkemesine verilir. Kovuşturmada en çok tartışılan iki mesele, sanığın ilgili işlemde gerçekten görevli olup olmadığı ile kanunda sayılan neticenin somut olarak doğup doğmadığıdır; kamu zararının varlığı ve miktarı çoğu dosyada bilirkişi incelemesiyle belirlenir.
Hükme karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinafa başvurulabilir; üst sınırı iki yıl olan bu suçta bölge adliye mahkemesi kararları kural olarak temyiz edilemez (CMK 286/2-d), ilk kez bölge adliye mahkemesince verilen mahkûmiyet ile avukatlar hakkındaki kararlar (Avukatlık Kanunu m.59) ise temyize açıktır. Görevi kötüye kullanma suçu için hazırlanmış savunma dilekçesi örneği, istinaf dilekçesi örneği ve temyiz dilekçesi örneği sitemizde yer alır.
Suçta Gözaltı ve Tutukluluk Halleri
CMK 91/1’e göre gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkime gönderilme için zorunlu süre hariç yirmi dört saattir; bu yol süresi on iki saati geçemez. Toplu olarak işlenen suçlarda Cumhuriyet savcısı süreyi her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün uzatabilir (CMK 91/3). Soruşturmanın izne bağlı olması ve suçun hafif cezası nedeniyle uygulamada gözaltı nadiren başvurulan bir tedbirdir.
CMK 100/4’e göre üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. 257/1’in üst sınırı iki yıl, 257/2’nin bir yıl olduğundan görevi kötüye kullanma suçunda tutuklama yapılamaz; suç vücut dokunulmazlığına karşı işlenen bir suç da değildir. Tutuklama yasağı bulunan hâllerde de adli kontrol hükümleri uygulanabilir (CMK 109/2); yurt dışına çıkış yasağı ya da belirli yerlere gitmeme gibi tedbirlere hâkim karar verir. Azami tutukluluk sürelerine ilişkin CMK 102 bu suçta uygulama alanı bulmaz.
Uzlaşma, Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme
Uzlaşma Mümkün mü?
Uzlaştırma mümkün değildir. TCK 257, CMK 253/1-b’deki listede sayılmamıştır ve şikâyete bağlı olmadığından 253/1-a kapsamına girmez. Önödeme (TCK 75) yalnız üst sınırı altı ayı aşmayan hapis cezalarında uygulandığından bu suçta önödeme de yoktur. Mağdurla anlaşılması ya da zararın giderilmesi davayı düşürmez, ancak HAGB’nin şartını oluşturur ve takdiri indirimde gözetilir.
Şikayet Süresi Ne Kadardır?
Şikâyet süresi yoktur. Suç resen soruşturulur ve TCK 73’teki altı aylık süre uygulanmaz. Ancak 4483 sayılı Kanuna göre izin vermeye yetkili mercie yapılan şikâyet hakkında daha önce sonuçlandırılmış bir ön inceleme varsa, sonucu etkileyecek yeni belge sunulmadıkça başvuru işleme konmaz (4483 m.5/2).
Dava Zamanaşımı Süresi
Dava zamanaşımı her iki fıkrada da sekiz yıldır (TCK 66/1-e). Kesen işlemler varsa süre en fazla yarısı kadar uzayarak on iki yıla çıkar (TCK 67/4). Soruşturma izne bağlı olduğundan izin ya da itiraz kararı alınıncaya kadar geçen sürede zamanaşımı durur (TCK 67/1); zamanaşımı hesabında bu durma süreleri suç tarihinden geçen süreye eklenir. Süre dolmuşsa mahkeme yargılamaya devam etmeden davanın düşmesine karar verir (CMK 223/8).
Etkin Pişmanlık Hükümleri
Kanunda görevi kötüye kullanmaya özgü etkin pişmanlık hükmü bulunmamaktadır. TCK 254’teki etkin pişmanlık yalnız rüşvet, 248 yalnız zimmet suçu içindir ve bu suça kıyasen uygulanmaz. Zararın giderilmesi ise HAGB’nin şartı, takdiri indirim sebebi ve TCK 50/1-b’deki seçenek yaptırım olarak sanığın lehine sonuç doğurur.
Görevli Mahkeme Hangisidir?
5235 sayılı Kanunun 12. maddesine göre ağır ceza mahkemesi on yıldan fazla hapis gerektiren suçlara bakar; üst sınırı iki yıl olan görevi kötüye kullanma suçunda asliye ceza mahkemesi görevlidir. Avukatlar bakımından Avukatlık Kanunu m.59 özel bir kural koyar: haklarında son soruşturma açılan avukatların duruşmaları suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. Hâkim ve savcılar ile Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’da yargılanacak kişiler hakkındaki özel görev hükümleri de saklıdır. Hükme karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulur (CMK 273/1).
Yargıtay Kararları
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 18.02.2026 tarihli, 2023/82 E., 2026/93 K.
İnfaz savcısının, hükümlü hakkında düzenlediği yakalama emrini dakikalar sonra kaldırıp çağrı kâğıdı çıkarması, cezaları toplatmaması ve teminatla infazı ertelemesi yoluyla hükümlüye menfaat sağladığı olayda Ceza Genel Kurulu, savcının görevi kötüye kullanmadan mahkûmiyetini onamıştır. Savcının kâtibi olan ve hükümlünün ailesiyle yakın ilişkisi bulunan sanık hakkında ise infaz işlemlerinde görevi bulunmayan kâtibin bu özgü suçun müşterek faili olamayacağını, eyleminin yardım etme kapsamında tartışılması gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.
… görev tanımında cezaların infazı ile ilgili yetkisi bulunmayan sanığın, bir özgü suç olan ve TCK’nın 257/1. maddesinde düzenlenen görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun faili olamayacağında (TCK madde 40/2) şüphe yoktur. …
… kabulde yer verilen eyleminin, TCK’nın 40/2. maddesi delaletiyle 39/2. maddesinde tanımlanan “suça yardım etmek” kapsamında kalıp kalmadığının tartışılması gerekir. …
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 16.02.2026 tarihli, 2024/6355 E., 2026/2242 K.
İş mahkemesinin görevsizlik kararından sonra dosyayı süresinde görevli mahkemeye göndertmeyen ve davanın açılmamış sayılmasına yol açan avukat, ardından müvekkiline davayı kazandığını ve karşı tarafı icraya verdiğini söyleyerek onu oyalamıştır. Bölge adliye mahkemesi eylemi ihmali hâl sayıp 257/2’den hüküm kurmuştu. Daire, sübut bulan eylemin bir bütün olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma olduğunu belirterek hükmü bozmuş (karar metnine bir karşı oy şerhi de eklenmiştir); çevrilen adli para cezasında tam gün sayısının gösterilmemesini de ayrı bozma sebebi yapmıştır.
… bu şekilde sübut bulan eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 257/1. maddesinde düzenlenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek …
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 14.05.2026 tarihli, 2025/8127 E., 2026/6490 K.
Avukat sanık hakkında verilen soruşturma izni, kovuşturma başladıktan sonra bölge idare mahkemesince kaldırılmış ve ilk derece mahkemesi kamu davasının düşmesine karar vermiştir. Katılan, yargılama başladıktan sonra idari bir kararın davayı sona erdiremeyeceğini ileri sürmüştür. Daire, kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle verilen düşme kararını ve buna karşı istinafın esastan reddini usul ve kanuna uygun bularak onamıştır.
… Gerekçesi gösterilmek suretiyle kovuşturma şartının gerçekleşmemesi sebebiyle verilen kamu davasının düşmesine dair hükme karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve kanuna uygun olması …
Sık Sorulan Sorular
Görevi kötüye kullanma suçunun cezası nedir?
Görevinin gereklerine aykırı hareket eden kamu görevlisi altı aydan iki yıla, görevini yapmakta ihmal veya gecikme gösteren kamu görevlisi üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Ayrıca cezanın infazından sonra işlemek üzere görevden yasaklama kararı verilir.
Görevi kötüye kullanma suçunda HAGB verilir mi?
Ceza her durumda iki yıl veya altında kaldığından HAGB verilebilir. Bunun için sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmaması ve mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi gerekir.
Görevi kötüye kullanmada soruşturma izni gerekir mi?
Memurlar ve diğer kamu görevlileri için 4483 sayılı Kanuna göre soruşturma izni gerekir; izin yoksa iddianame iade edilir. Avukatlar için Adalet Bakanlığının izni aranır, hâkim ve savcılar ise kendi kanunlarındaki usule tabidir.
Görevi kötüye kullanmadan tutuklanır mı?
Hayır. Suçun üst sınırı iki yılı geçmediğinden CMK 100/4’teki tutuklama yasağı uygulanır. Bunun yerine yurt dışına çıkış yasağı gibi adli kontrol tedbirlerine karar verilebilir.
Avukatlar görevi kötüye kullanmadan yargılanır mı?
Evet. Avukatlık Kanunu m.62’ye göre avukat sıfatıyla verilen görev ve yetkiyi kötüye kullanan avukat TCK 257’ye göre cezalandırılır. Soruşturma Adalet Bakanlığının iznine bağlıdır ve yargılama ağır ceza mahkemesinde yapılır.