Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu, işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başka bir kişinin kimlik belgesini ya da kimlik bilgilerini kendisininmiş gibi kullanan kişinin işlediği ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 268. maddesinde düzenlenen bir suçtur. Madde ayrı bir ceza öngörmez, faili iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırır: temel hâlde ceza bir yıldan dört yıla kadar hapistir, maddi eser ve delil uydurulmuşsa yarı oranında artar, kimliği kullanılan kişi müebbet hapse mahkûm olmuşsa yirmi yıldan otuz yıla kadar hapse çıkar. Uygulamada “başkasının kimliğini kullanma”, “sahte kimlik bildirme” ya da “kimlik bilgisi vererek iftira” gibi adlarla anılmaktadır. Suç CMK 100/3’teki katalogda yer almaz. Şikâyete bağlı değildir; Cumhuriyet başsavcılığı resen soruşturur.
Kısa Cevap
TCK 268’e göre suç, kişinin işlediği bir suçtan dolayı hakkında yürütülecek soruşturmayı başkasının üzerine kaydırma amacıyla gerçek bir kişiye ait kimlik belgesini ibraz etmesi ya da kimlik bilgilerini kendisininmiş gibi söylemesiyle tamamlanır. Ceza iftira hükümlerine göre belirlenir; temel hâlde bir yıldan dört yıla kadar hapistir. Suç şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma ve önödeme yoktur, seri muhakeme usulü ise uygulanabilir (CMK 250/1-a-9). Dava kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür; alt sınırdan verilen cezada adli para cezasına çevirme, erteleme ve HAGB mümkündür. Etkin pişmanlık (TCK 269) bu suçta da uygulanır, ancak failin gerçek kimliğin ortaya çıkmasına kendi iradesiyle katkı sağlaması gerekir.
Kanun Metni
Kaynak: mevzuat.gov.trBir cümleye tıklayın, ilgili açıklamaya gidin.
Kanun Gerekçesi
Gerekçe için tıklayınız
Madde metninde iftira suçunun özel bir işleniş biçimi hakkında düzenleme yapılmıştır.
Suçun Hukuki Künyesi
| Künye Başlığı | Açıklama |
|---|---|
| Kanun Maddesi | 5237 sayılı TCK’nın İkinci Kitabında “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” kısmının “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde, 268. maddede düzenlenmiştir; ceza için TCK 267’ye (iftira) gönderme yapar. |
| Şikayet | Şikâyete bağlı değildir; kimliği kullanılan kişinin şikâyetten vazgeçmesi davayı düşürmez. |
| Zamanaşımı | Temel hâl: sekiz yıl (TCK 66/1-e) · 267/2 artırımıyla: on beş yıl (TCK 66/1-d) · 267/5 hâli: yirmi yıl (TCK 66/1-c); kesen işlemlerle en fazla yarısı kadar uzar (TCK 67/4). |
| Tutuklama ve Adli Kontrol | Katalog suç değildir; tutuklama nedeni somut olgularla gösterilmelidir. Üst sınır iki yılı aştığından tutuklama yasağı (CMK 100/4) uygulanmaz. Adli kontrol uygulanabilir. |
| Uzlaşma | CMK 253/1-b listesinde yer almaz ve şikâyete bağlı değildir; uzlaştırma ve önödeme yoktur. Seri muhakeme usulü kapsamındadır (CMK 250/1-a-9). |
| Etkin Pişmanlık | İftiraya ilişkin TCK 269 uygulanır; indirim oranı, kimliği kullanılan kişi hakkındaki işlemin hangi aşamada olduğuna göre değişir. |
| İndirim | Etkin pişmanlık (TCK 269), yaş küçüklüğü (TCK 31), takdiri indirim (TCK 62); seri muhakemede temel cezadan yarı indirim (CMK 250/4). |
| Memuriyete Etkisi | Suç, 657 sayılı Kanun m.48/A-5’te sayılan suçlar arasında değildir; kasten işlenen bu suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezası Devlet memurluğuna engel olur. |
| Görevli Mahkeme | 268 + 267/1-4: asliye ceza · 268 + 267/5-6 (kimliği kullanılan kişinin müebbet hapse mahkûmiyeti ve infaza başlanması): ağır ceza. Suça sürüklenen çocukta çocuk mahkemesi veya çocuk ağır ceza mahkemesi. |
Suçun Şartları ve Unsurları Nelerdir?
TCK 268’deki suç için üç şart birlikte aranır: failin daha önce işlediği bir suç bulunmalı, fail başka bir gerçek kişinin kimliğini veya kimlik bilgilerini kullanmalı ve bunu o suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla yapmalıdır. Kanun koyucu bu davranışı iftiranın özel bir işleniş biçimi olarak görmüş ve cezayı ayrıca belirlemek yerine iftira hükümlerine göndermiştir. İftirada fail bir başkasına açıkça suç isnat eder; 268’de ise fail kendi suçunu, kimliğini kullandığı kişinin üzerine geçirme tehlikesi yaratır.
Hareket, kimliğin ya da kimlik bilgilerinin kullanılmasıdır. Kimliğin kullanılması, başka biri adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı, sürücü belgesi veya pasaportun kendini o kişi gibi tanıtacak biçimde kolluğa, savcılığa ya da mahkemeye ibraz edilmesidir. Kimlik bilgilerinin kullanılması ise belge gösterilmeden ad, soyad, T.C. kimlik numarası, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi bir kişiyi diğerlerinden ayırt eden bilgilerin kendine aitmiş gibi söylenmesidir. Yalnız uydurma bir isim vermek ya da gerçek bir kişinin sadece adını söylemek, adı kullanılan kişi hakkında soruşturma yapılmasına elverişli olmadığından bu suçu oluşturmaz.
Suç bir tehlike suçudur; kullanma hareketiyle tamamlanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, soruşturmanın fiilen kimliği kullanılan kişiye yönelmesini ya da onun adına evrak düzenlenmesini aramamış; failin davranışıyla o kişi hakkında soruşturma yapılması tehlikesinin doğmasını yeterli görmüştür. Ehliyetini ibraz eden sanığın eşkâli belgedeki fotoğraftan farklı olsa da aradaki fark gerçek kimliği hemen ortaya koyacak kadar bariz değilse hareket elverişli kabul edilmiştir (künyesi aşağıda Yargıtay Kararları bölümündedir). Belgedeki doğum tarihi ile failin yaşı arasındaki uyumsuzluk ilk bakışta görülüyor ve bütün tutanaklar baştan failin gerçek kimliğiyle düzenleniyorsa hareketin elverişliliği tartışılır.
Fail ve Mağdur
Fail, bir suç işlemiş ve bu suç nedeniyle hakkında soruşturma ya da kovuşturma yapılmasından kaçınan kişidir; kanun “işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında” ifadesini kullandığından başkasını korumak için kimlik bilgisi veren kişi bu maddenin faili olmaz. Kanun metni “suç” dediği için yalnız bir kabahat nedeniyle, örneğin trafik denetiminde idari para cezasından kurtulmak için başkasının kimliğini kullanmak 268’in değil, koşullarına göre resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (TCK 206) ya da Kabahatler Kanunu m.40’taki kimliği bildirmeme kabahatinin konusudur.
Suçun birden çok mağduru vardır. Kimliği kullanılan gerçek kişi, haksız yere suçlanmama, şeref ve hürriyet bakımından zarar görme tehlikesiyle karşılaşır; bu nedenle davaya katılabilir. Kullanılan kimliğin gerçekte var olan bir kişiye ait olması şarttır. Yargının doğru kişi hakkında karar vermesi de korunan değerlerdendir; bu yüzden kimlik sahibinin sonradan “şikâyetçi değilim” demesi davayı etkilemez.
Suçun Hukuki Konusu
Korunan hukuki değer, adliyenin doğru kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma yürütebilmesi, yani yargının işleyiş düzenidir; bunun yanında kimliği kullanılan kişinin şerefi, saygınlığı, kişi hürriyeti ve haksız yere yargılanmama hakkı da korunur. Maddi konu, kullanılan kimlik belgesi ya da kimlik bilgileridir. Belgenin kendisinin sahte olması gerekmez; çoğu dosyada kaybolmuş, çalınmış ya da emanet alınmış gerçek bir belge kullanılır.
Manevi Unsur
Suç yalnız doğrudan kastla işlenir ve özel bir amaç gerektirir: fail kimliği, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek için kullanmalıdır. Başka bir amaçla, örneğin bir yerde işe girebilmek ya da bir abonelik açtırabilmek için başkasının kimlik bilgisini kullanmak bu suçu oluşturmaz; eylem dolandırıcılık, sahtecilik ya da kişisel verilere ilişkin suçlar yönünden ayrıca değerlendirilir. Taksirle işlenemez.
Dikkat: Ceza Genel Kurulu, iftira suçu ile resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu bu maddeden ayırırken şu ölçütü kullanmıştır: 268’de fail, gerçek bir kişinin kimliğini vererek o kişi hakkında soruşturma yapılması tehlikesini yaratır; TCK 206’da ise yalan beyan başkası hakkında soruşturmaya yol açmaz. Kurul, hırsızlıktan yakalama kararı bulunan birinin rutin bir kontrolde başkasının kimlik bilgilerini kullanmasını, o kişi hakkında soruşturma ihtimali doğurmadığı için 268 kapsamında görmeyen bir örnek de vermiştir. Bir kişiye bilerek suç yüklemek ise doğrudan iftira suçu kapsamındadır.
Suçun Cezası Nedir?
TCK 268’deki suçun cezası iftira hükümlerine göre belirlenir; temel hâlde bir yıldan dört yıla kadar hapistir ve tabloda 267’deki her hâlin bu suça yansıması, görevli mahkemesi ve şikâyet durumu gösterilmiştir.
| Hâl (fıkra) | Ceza | Görevli Mahkeme | Şikâyet / Uzlaşma |
|---|---|---|---|
| Temel hâl (268 + 267/1) | Bir yıldan dört yıla kadar hapis | Asliye ceza | Şikâyet aranmaz / uzlaşma yok |
| Maddi eser ve delil uydurma (268 + 267/2) | Ceza yarı oranında artırılır | Asliye ceza | Şikâyet aranmaz / uzlaşma yok |
| Kimliği kullanılana başka koruma tedbiri uygulanması (268 + 267/3) | Önceki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır | Asliye ceza | Şikâyet aranmaz / uzlaşma yok |
| Kimliği kullanılanın gözaltı veya tutuklanması (268 + 267/4) | Ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma hükümlerine göre dolaylı faillik | Asliye ceza | Şikâyet aranmaz / uzlaşma yok |
| Kimliği kullanılanın müebbet hapse mahkûmiyeti (268 + 267/5-6) | Yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis; infaza başlanmışsa yarısı kadar artırılır | Ağır ceza | Şikâyet aranmaz / uzlaşma yok |
| Etkin pişmanlık (TCK 269) | Aşamaya göre beşte dörtten üçte bire kadar indirim | İlgili hâle göre | Şikâyet aranmaz / uzlaşma yok |
Temel Halinin Cezası (268 + 267/1)
Temel hâlde ceza bir yıldan dört yıla kadar hapistir; adli para cezası seçenek olarak öngörülmemiştir. Hâkim temel cezayı TCK 61/1’deki ölçütlere göre belirler; kullanılan belgenin türü, kimliği kullanılan kişi hakkında işlem yapılıp yapılmadığı ve failin kaçmak istediği suçun ağırlığı alt sınırdan uzaklaşmanın tipik gerekçeleridir. Failin kaçmak istediği asıl suç, örneğin hırsızlık ya da uyuşturucu bulundurma, ayrıca yargılanır; 268’in cezası ona eklenir.
Nitelikli Haller (267/2-6)
Atıf iftira suçunun cezalandırılmasına ilişkin bütün hükümleri kapsar. Ceza Genel Kurulunun aktardığı Anayasa Mahkemesi kararına göre de “iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır” ibaresi temel ceza yanında artırım nedenlerini, zamanaşımını ve etkin pişmanlığı içine alır. Bu nedenle failin, örneğin kimliğini kullandığı kişiye ait eşyayı olay yerine bırakması gibi maddi eser ve delil uydurması hâlinde 267/2’deki yarı oranında artırım uygulanır.
Kimliği kullanılan kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığı ya da beraat kararı verilmiş, ama bu süreçte ona gözaltı ve tutuklama dışında bir koruma tedbiri, örneğin arama veya el koyma uygulanmışsa ceza ayrıca yarı oranında artar (267/3). O kişi gözaltına alınmış ya da tutuklanmışsa fail, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolaylı fail olarak sorumlu tutulur (267/4). Kimliği kullanılan kişinin müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm olması hâlinde ceza yirmi yıldan otuz yıla kadar hapistir (267/5); bu cezanın infazına başlanmışsa ceza yarısı kadar artırılır (267/6).
İndirim Halleri (TCK 269, 62)
Maddeye özgü indirim, iftiradan dönme anlamına gelen etkin pişmanlıktır (TCK 269); şartları aşağıda ayrı başlıkta anlatılmıştır. Bunun dışında fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış faile TCK 31 uyarınca indirim yapılır ve hâkim altıda bire kadar takdiri indirim (TCK 62) uygulayabilir. Haksız tahrik (TCK 29) bu suçun yapısına uymaz; kimlik kullanma failin kendi suçundan kaçma iradesine dayanır. Seri muhakeme usulü uygulanırsa savcı temel cezadan yarı oranında indirim yaparak yaptırımı belirler (CMK 250/4).
Somut olayınızı birlikte değerlendirelim
Ceza hesabı; nitelikli hâller, artırım ve indirim nedenleriyle dosyadan dosyaya değişir.
Suçun Özel Görünüş Biçimleri
Teşebbüs
Suç kimliğin ya da kimlik bilgilerinin kullanılmasıyla tamamlandığından teşebbüs uygulamada nadiren gündeme gelir. Kimlik belgesi ibraz edilir edilmez ya da bilgi söylenir söylenmez suç oluşur; görevlinin durumu hemen fark etmesi suçu teşebbüse dönüştürmez, yalnız hareketin elverişli olup olmadığı tartışılır. Elverişli olmayan, örneğin ilk bakışta başkasına ait olduğu anlaşılan bir belgenin gösterilmesi hâlinde ise suç değil, koşulları varsa kimliği bildirmeme kabahati söz konusu olur.
İştirak
Fail yalnız kendi işlediği suçtan kaçmak için kimliği kullanan kişidir; ancak başkaları azmettiren veya yardım eden olarak suça katılabilir (TCK 38, 39). Bu amaçla kullanılacağını bilerek kimlik kartını ya da ehliyetini faile veren kişi yardım eden olarak sorumlu tutulabilir. Kimlik sahibinin kendisi kolluğa giderek suçu işlediğini söylerse eylemi TCK 270’teki suçu üstlenme suçu yönünden değerlendirilir.
İçtima (Zincirleme Suç ve Diğer Halleri)
Fail kimliğini gizlemek istediği asıl suç nedeniyle ayrıca cezalandırılır; 268 ile asıl suç arasında gerçek içtima vardır. Aynı soruşturma içinde, bir suç işleme kararıyla değişik zamanlarda aynı kişinin kimliğinin kullanılması hâlinde TCK 43/1’deki zincirleme suç hükmü uygulanabilir; 268, 43/3’teki istisnalar arasında değildir. Farklı kişilerin kimliklerinin kullanılması ise ayrı suçlar oluşturur.
Kimlik belgesi üzerinde fotoğraf değiştirme gibi bir değişiklik yapılmış ya da sahte bir kimlik kartı üretilmişse ayrıca resmi belgede sahtecilik suçu (TCK 204) gündeme gelir. Fail kendi gerçek kimliği hakkında yalan beyanda bulunmuş ama bu beyan başkası hakkında soruşturma tehlikesi doğurmamışsa suç TCK 206’ya, hiçbir belge düzenlenmemişse Kabahatler Kanunu m.40’a kayar. Aynı fiille birden fazla suç oluşmuşsa TCK 44 uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilir.
Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Adli Para Cezasına Çevirme
TCK 50/1 ve 49/2’ye göre yalnız bir yıl veya daha az süreli hapis cezası adli para cezasına ya da diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Temel hâlde alt sınır bir yıl olduğundan alt sınırdan belirlenen ve takdiri indirimle on aya inen ceza, hâkimin takdirine bağlı olarak çevrilebilir. Fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilere verilen bir yıl veya daha az hapis cezası ise TCK 50/3 uyarınca seçenek yaptırıma çevrilir. 267/2 ve sonraki fıkraların uygulandığı dosyalarda cezanın bir yılın altına inmesi ancak etkin pişmanlık gibi ek indirimlerle mümkündür.
Erteleme
TCK 51/1’e göre iki yıl veya daha az hapis cezası ertelenebilir; fiili on sekiz yaşından küçükken ya da altmış beş yaşını bitirmişken işleyen için sınır üç yıldır. Temel hâlde alt sınırdan ya da alt sınıra yakın belirlenen ceza bu sınırın içinde kalır. Erteleme için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapse mahkûm edilmemiş olması ve tekrar suç işlemeyeceği yönünde mahkemede kanaat oluşması gerekir; bu suçun failleri çoğunlukla başka bir suçtan kaçtığı için sicil durumu belirleyicidir.
HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması)
CMK 231/5’e göre hükmolunan ceza iki yıl veya daha az hapis ise HAGB kararı verilebilir; temel hâlde bu sınıra kural olarak inilir. CMK 231/6’ya göre sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, yeniden suç işlemeyeceği kanaati ve varsa zararın giderilmesi şarttır. Denetim süresi beş yıldır ve karara karşı istinaf yoluna gidilir (CMK 231/8, 231/12). HAGB, 7589 sayılı Kanunla aynı içerikle yeniden düzenlenmiş olup bugün de uygulanmaktadır.
Suçun Soruşturma ve Kovuşturma Aşamaları
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu soruşturması genellikle kolluğun kimlik tespiti sırasında durumu fark etmesiyle ya da kimliği kullanılan kişinin kendisine gelen ifade çağrısı, tebligat veya yakalama kaydı üzerine başvurmasıyla resen başlar. Tipik deliller olay ve yakalama tutanakları, ibraz edilen belge, MERNİS fotoğraf kayıtları, parmak izi karşılaştırması, kamera görüntüleri ve kimliği kullanılan kişinin beyanıdır. Kimliği kullanılan kişi hakkında açılmış bir soruşturma veya dava varsa o dosyanın akıbeti, 267/3-6’daki artırımlar ve zamanaşımı bakımından mutlaka getirtilmelidir.
Soruşturma sonunda savcı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi koşulları bulunmadığından (CMK 171/2 üst sınırı üç yılı aşan suçlara uygulanmaz) seri muhakeme usulünü şüpheliye teklif eder (CMK 250/1-a-9). Şüpheli teklifi müdafii huzurunda kabul ederse savcı temel cezadan yarı indirim yapar ve koşulları varsa erteleme, seçenek yaptırım ya da HAGB uygular; kabul edilmezse iddianame asliye ceza mahkemesine verilir. Kovuşturmada en çok tartışılan konu, hareketin kimliği kullanılan kişi hakkında soruşturma tehlikesi yaratmaya elverişli olup olmadığı ve eylemin TCK 206 ya da kabahat yerine 268 sayılıp sayılamayacağıdır. Basit yargılama usulü, üst sınır iki yılı aştığından uygulanmaz (CMK 251/1).
Hükme karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinafa, bölge adliye mahkemesi kararına karşı da tebliğden itibaren iki hafta içinde temyize başvurulabilir; ancak beş yıl veya daha az hapis cezasına karşı istinafın esastan reddi temyiz edilemez (CMK 286/2-a) ve bu suçtan verilen beraatin istinafta esastan reddi de kesindir (286/2-g). Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu için hazırlanmış savunma dilekçesi örneği, istinaf dilekçesi örneği ve temyiz dilekçesi örneği sitemizde yer alır.
Suçta Gözaltı ve Tutukluluk Halleri
CMK 91/1’e göre gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkime gönderilme için zorunlu süre hariç yirmi dört saattir; bu yol süresi on iki saati geçemez. Toplu olarak işlenen suçlarda Cumhuriyet savcısı süreyi her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün uzatabilir (CMK 91/3). Uygulamada şüpheli çoğunlukla asıl suç nedeniyle gözaltındayken 268 soruşturması da aynı dosyada başlar.
TCK 268 CMK 100/3’teki katalogda sayılmadığından tutuklama nedeni var sayılmaz; kaçma şüphesi somut olgularla gösterilmelidir. Bu suçta failin gerçek kimliğini gizlemiş olması, kaçma şüphesinin değerlendirilmesinde sık kullanılan bir olgudur. Üst sınır iki yılı aştığından tutuklama yasağı (CMK 100/4) uygulanmaz. Asliye ceza mahkemesinin görevine giren hâllerde azami tutukluluk soruşturmada altı ay (CMK 102/4), kovuşturmada bir yıl olup zorunlu hâlde altı ay uzatılabilir (CMK 102/1); 267/5 hâlinde ağır ceza süreleri uygulanır. Adli kontrol tedbirlerine hâkim karar verir.
Uzlaşma, Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme
Uzlaşma Mümkün mü?
Uzlaştırma mümkün değildir. TCK 268, CMK 253/1-b’deki listede yer almaz ve şikâyete bağlı olmadığından 253/1-a kapsamına da girmez. Fail çocuksa ve mağdur gerçek kişiyse, üst sınırı üç yılı geçmeyen suçlara ilişkin CMK 253/1-c uygulanamaz, çünkü temel hâlin üst sınırı dört yıldır. Önödeme de uygulanmaz (TCK 75/1); bunun yerine seri muhakeme usulü gündeme gelir.
Şikayet Süresi Ne Kadardır?
Şikâyet süresi yoktur. Suç resen soruşturulduğundan TCK 73’teki altı aylık süre uygulanmaz; kimliği kullanılan kişinin şikâyetçi olmaması ya da şikâyetinden vazgeçmesi soruşturmayı veya davayı sona erdirmez.
Dava Zamanaşımı Süresi
Dava zamanaşımı temel hâlde sekiz yıldır, çünkü üst sınır dört yıl olup beş yılı geçmemektedir (TCK 66/1-e). 267/2 artırımıyla üst sınır altı yıla çıktığından süre on beş yıldır (TCK 66/1-d); 267/5 hâlinde ise yirmi yıldır (TCK 66/1-c). Kesen işlemler varsa süre en fazla yarısı kadar uzar (TCK 67/4). İftirada zamanaşımı mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar (TCK 267/8); Anayasa Mahkemesi, atfın zamanaşımı bakımından da iftira hükümlerini kapsadığını belirtmiştir. Kimliği kullanılan kişi hakkında hiç işlem yapılmamış dosyalarda başlangıç tarihinin nasıl belirleneceği ise tartışmaya açıktır.
Etkin Pişmanlık Hükümleri
TCK 269’daki etkin pişmanlık bu suçta da uygulanır. Kimliği kullanılan kişi hakkında soruşturma başlamadan önce gerçeği açıklayan failin cezasının beşte dördü indirilir (269/1); kovuşturma başlamadan önce dönmede dörtte üçü (269/2), hükümden önce üçte ikisi, mahkûmiyetten sonra yarısı, infaza başlanmışsa üçte biri indirilebilir (269/3). Ceza Genel Kurulu, indirimin şartını failin gerçek kimliğin ortaya çıkmasına kendi iradesiyle katkı sağlaması olarak görmüş; gerçek kimliği kolluğun kendi araştırmasıyla ortaya çıkan sanığa 269’un uygulanamayacağına hükmetmiştir (künyesi aşağıda Yargıtay Kararları bölümündedir).
Görevli Mahkeme Hangisidir?
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda temel hâl ve 267/2-4’e bağlı hâllerde üst sınır on yılı geçmediğinden ve suç 5235 sayılı Kanunun 12. maddesinde sayılmadığından dava asliye ceza mahkemesinde görülür. Kimliği kullanılan kişinin müebbet hapse mahkûm olduğu 267/5 hâlinde ceza on yıldan fazla olduğundan ağır ceza mahkemesi görevlidir. Suça sürüklenen çocuk için çocuk mahkemesi veya çocuk ağır ceza mahkemesi görevlidir. Hükme karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulur (CMK 273/1).
Yargıtay Kararları
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.05.2023 tarihli, 2021/259 E., 2023/299 K.
Hırsızlık soruşturmasında kimliği sorulan sanık, başka bir kişiye ait sürücü belgesini ibraz etmiş; fotoğraf ile eşkâli arasındaki fark ve çelişkili anlatımı üzerine gerçek kimliği kolluğun araştırmasıyla ortaya çıkmıştır. Ceza Genel Kurulu, suçun tehlike suçu olduğunu, soruşturmanın fiilen kimliği kullanılan kişiye yönelmesinin gerekmediğini ve eylemin TCK 268’i oluşturduğunu kabul etmiştir. Kurul, TCK 269’daki etkin pişmanlığın bu suçta da uygulanabileceğini, ancak gerçek kimliğin ortaya çıkmasına katkısı olmayan sanığa indirim yapılamayacağını belirterek hükmü bu yönden ve seri muhakeme değerlendirmesi için bozmuştur.
… gerçek kimlik bilgilerinin ortaya çıkması yönünde bir katkısı bulunmayan sanık hakkında TCK’nın 269. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama şartlarının oluşmadığı kabul edilmelidir. …
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 26.02.2026 tarihli, 2025/11698 E., 2026/2903 K.
Uyuşturucu soruşturması kapsamında yapılan aramada evde bulunan sanık, kimliği sorulunca ağabeyinin sürücü belgesini vermiş; fotoğrafın kendisine benzemediği görülüp tekrar sorulunca gerçek kimliğini söylemiş ve üzerinde uyuşturucu bulunduğu için hakkında TCK 191’den soruşturma başlamıştır. 8. Ceza Dairesi; kendi suçu nedeniyle soruşturmadan kaçmak için kolluğa başkasının kimliğini vermenin TCK 268’i, ortada suç soruşturması yokken resmî belge düzenleyen görevliye başkasının kimliğini bildirmenin TCK 206’yı, ne suç ne resmî belge bulunan hâlde yanlış kimlik vermenin Kabahatler Kanunu m.40’ı oluşturduğunu belirtmiştir. Sanık kimliği kullanılan kişi hakkında soruşturma başlamadan gerçeği söylediği için TCK 269/1’deki etkin pişmanlığın uygulanmamasını kanuna aykırı bularak hükmü kanun yararına bozmuştur.
… herhangi bir suç soruşturması olmadan resmi belgenin düzenlenmesinin gerektiği durumlarda resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine karşı başkasının kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma eyleminin ise 5237 sayılı Kanun’un 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı …
Sık Sorulan Sorular
Başkasının kimliğini kullanmanın cezası kaç yıl?
TCK 268’e göre ceza iftira hükümlerine göre belirlenir: temel hâlde bir yıldan dört yıla kadar hapistir. Maddi eser ve delil uydurulmuşsa ceza yarı oranında artar; kimliği kullanılan kişi müebbet hapse mahkûm olmuşsa ceza yirmi yıldan otuz yıla kadar hapse çıkar.
Polise başkasının kimlik bilgilerini söylemek suç mu?
İşlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma yapılmasını önlemek için gerçek bir kişinin kimlik bilgilerini söyleyen kişi TCK 268’deki suçu işler; belge göstermesi gerekmez. Kişi yalnız bir kabahat nedeniyle ya da başkası hakkında soruşturma tehlikesi yaratmayacak biçimde yanlış kimlik bildirmişse eylem TCK 206 veya Kabahatler Kanunu m.40 kapsamında değerlendirilir.
Başkasının kimliğini kullanma suçunda uzlaşma var mı?
Uzlaşma yoktur; suç CMK 253’teki listede yer almaz ve şikâyete bağlı değildir. Önödeme de uygulanmaz. Buna karşılık suç seri muhakeme usulü kapsamındadır; şüpheli müdafii huzurunda kabul ederse savcı temel cezadan yarı indirim yaparak yaptırımı belirler.
Kimliği kullanılan kişi ne yapmalı?
Kimliğinizin bir suç dosyasında kullanıldığını öğrenirseniz Cumhuriyet başsavcılığına başvurarak durumu bildirmeli, hakkınızda açılmış dosyada gerçek failin tespiti için parmak izi ve fotoğraf karşılaştırması istemelisiniz. Bu suçun mağduru olarak failin yargılandığı davaya katılabilirsiniz; şikâyetten vazgeçmeniz davayı düşürmez.
Başkasının kimliğini kullanan tutuklanır mı?
Suç katalogda olmadığından tutuklama nedeni var sayılmaz; kaçma şüphesi somut olgularla gösterilmelidir. Üst sınır dört yıl olduğundan tutuklama yasağı yoktur. Uygulamada tutuklama kararları çoğunlukla failin kaçmak istediği asıl suça ve gerçek kimliğini gizleme davranışına dayanır.