Görevi yaptırmamak için direnme suçu, bir kamu görevlisine karşı, görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılmasıyla oluşan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 265. maddesinde düzenlenen bir suçtur. Temel hâlde altı aydan üç yıla kadar, yargı görevi yapan kişilere karşı işlendiğinde iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülür; suç birden fazla kişiyle, kimlik gizlenerek, silahla ya da örgütün korkutucu gücünden yararlanılarak işlenirse ceza artırılır. Uygulamada ve halk arasında “polise direnme”, “memura direnme” ya da “görevliye mukavemet” gibi adlarla anılmaktadır. Suç CMK 100/3’teki katalog suçlar arasında yer almaz. Şikâyete bağlı değildir ve Cumhuriyet başsavcılığınca resen soruşturulur.
Kısa Cevap
TCK 265’e göre kamu görevlisine görevini yaptırmamak amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişi cezalandırılır; görevin fiilen engellenmesi şart değildir. Ceza temel hâlde altı aydan üç yıla, hâkim, savcı veya avukat gibi yargı görevi yapanlara karşı iki yıldan dört yıla kadar hapistir; birden fazla kişiyle ya da kimlik gizlenerek işlenirse üçte bir, silahla işlenirse yarı oranında artırılır. Suç şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma kapsamında bulunmaz ve tutuklama yasağının sınırını aştığından tutuklama hukuken mümkündür. Hükmolunan ceza iki yıl veya altında kalırsa HAGB ve erteleme, bir yıl veya altında kalırsa adli para cezasına çevirme gündeme gelir. Dava asliye ceza mahkemesinde görülür; fiil bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmişse terör suçu sayılır ve ağır ceza mahkemesi görevlidir.
Kanun Metni
Kaynak: mevzuat.gov.trBir cümleye tıklayın, ilgili açıklamaya gidin.
(2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
(4) Suçun, silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Kanun Gerekçesi
Gerekçe için tıklayınız
Madde metninde, görevini yaptırmamak için kamu görevlisine direnme fiilleri suç olarak tanımlanmıştır.
Birinci fıkrada, kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanılması hâlinde verilecek ceza belirlenmiştir. Bu suçun oluşması için kullanılan cebrin kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değerlendirilebilecek boyutta olması gerekir. Aksi takdirde, dördüncü fıkra hükmüne göre uygulama yapmak gerekir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, direnilen kamu görevlisinin yargı görevi yapan kişi olması, bu suç açısından daha ağır cezayı gerektiren nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir.
Üçüncü fıkraya göre, suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde, verilecek ceza artırılacaktır. Keza, dördüncü fıkrada, suçun, silâhla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi hâli, cezanın artırılması sebebi olarak kabul edilmiştir.
Son fıkraya göre, bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanacaktır.
Suçun Hukuki Künyesi
| Künye Başlığı | Açıklama |
|---|---|
| Kanun Maddesi | Görevi yaptırmamak için direnme, 5237 sayılı TCK’nın İkinci Kitabında “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” kısmının “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” bölümünde, 265. maddede düzenlenmiştir. |
| Şikayet | Şikâyete bağlı değildir; Cumhuriyet başsavcılığı resen soruşturur. Kamu görevlisinin şikâyetten vazgeçmesi davayı düşürmez. |
| Zamanaşımı | 265/1 ve 265/2 ile üst sınırı beş yılı aşmayan artırımlı hâllerde sekiz yıl; artırımla üst sınır beş yılı aşarsa (ör. 265/2 ile 265/3 ya da 265/4 birlikte) on beş yıl (TCK 66/1). |
| Tutuklama ve Adli Kontrol | Katalog suç değildir; tutuklama için kaçma veya delil karartma şüphesi somut olgularla gösterilmelidir. Üst sınır iki yılı aştığından tutuklama yasağı uygulanmaz. Adli kontrol uygulanabilir. |
| Uzlaşma | CMK 253/1 listesinde yer almadığından ve şikâyete bağlı olmadığından uzlaştırma yoktur; üst sınırı altı ayı aştığından önödeme de uygulanmaz. |
| Etkin Pişmanlık | Kanunda bu suça özgü etkin pişmanlık hükmü bulunmamaktadır. |
| İndirim | Maddeye özgü indirim yoktur; haksız tahrik (TCK 29), yaş küçüklüğü (TCK 31) ve takdiri indirim (TCK 62) genel hükümlere göre uygulanır. |
| Memuriyete Etkisi | Kasıtlı bir suç olduğundan bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyet, 657 sayılı Kanun m.48/A-5 uyarınca memuriyete engeldir; bir yılın altındaki cezalarda bu madde yönünden engel doğmaz. |
| Görevli Mahkeme | 265/1-5: asliye ceza mahkemesi · terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenirse (3713 sayılı Kanun m.4): ağır ceza mahkemesi · suça sürüklenen çocukta çocuk mahkemesi. |
Suçun Şartları ve Unsurları Nelerdir?
TCK 265/1 suçun oluşması için üç şart arar: görevini yapmakta olan bir kamu görevlisi, ona karşı kullanılan cebir veya tehdit ve bu cebir veya tehdidin görevin yapılmasını engellemek amacıyla kullanılması. Kanun iki seçimlik hareket sayar ve bunlardan biri yeterlidir. Cebir, görevlinin vücuduna yönelen ve direncini kırmaya elverişli zorlayıcı davranıştır; itmek, tutup çekmek, vurmak, kelepçe takılırken kolunu savurarak görevliye çarpmak tipik örneklerdir. Tehdit ise görevliye ya da yakınlarına bir kötülük yapılacağını bildirerek onun iradesini etkilemeye yönelik söz veya davranıştır.
Suç bir sırf hareket suçudur: cebir veya tehdit, görevi engelleme amacıyla kullanıldığı anda tamamlanır. Görevlinin işlemi tamamlaması, sanığın yakalanması ya da aracın bağlanması suçun oluşumunu ortadan kaldırmaz. Buna karşılık kullanılan cebir veya tehdidin nesnel olarak görevin yapılmasını engellemeye elverişli olması gerekir. Yargıtay, sözlerin muhatap üzerinde tehdit niteliğine ulaşacak derecede korkutucu olmadığı ve görevlinin karar verme ve hareket etme hürriyetini sınırlamadığı olayda direnme suçunun oluşmadığını kabul etmiştir; künyesi aşağıda Yargıtay Kararları bölümündedir. Şikâyet edeceğini söylemek gibi hukuki bir yola başvurma bildirimi kural olarak tehdit sayılmaz.
Uygulamada en çok tartışılan sınır, pasif direnme ile cebir arasındaki ayrımdır. Yere yatmak, kollarını kenetleyerek kelepçe takılmasını zorlaştırmak, aracın kapısını kilitleyip inmemek ya da yalnız bağırmak öğretide ağırlıklı olarak cebir sayılmaz; bu davranışlar görevlinin vücuduna yönelmediği sürece suçun hareket unsurunu oluşturmaz. Görevliye yönelen itme ve vurma gibi aktif davranışlar ise cebirdir. Görevliye yöneltilen sövme ve onur kırıcı sözler bu suçu değil, TCK 125’teki hakaret suçunu oluşturur.
Fail ve Mağdur
Fail herkes olabilir; suç özgü suç değildir ve başka bir kamu görevlisi de bu suçu işleyebilir. Mağdur ise TCK 6/1-c’deki anlamıyla kamu görevlisidir: kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi. Polis, jandarma, bekçi, zabıta, icra memuru, vergi denetmeni, devlet hastanesindeki hekim ve okuldaki öğretmen bu kapsamdadır. Görevli, fiil sırasında görevini yapıyor olmalı ya da yapmak üzere olmalıdır.
İkinci fıkra, suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesini ayrı bir hâl olarak düzenler. TCK 6/1-d’ye göre yargı görevi yapan deyimi, yüksek mahkemeler, adli ve idari mahkemeler üye ve hâkimleri ile Cumhuriyet savcısı ve avukatları kapsar. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 57. maddesi de görev sırasında veya yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlarda, bu suçların hâkimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağını öngörür. Mağdur sayısı birden fazlaysa zincirleme suç hükümleri gündeme gelir.
Suçun Hukuki Konusu
Korunan hukuki değer kamu idaresinin işleyişi, yani kamu görevlerinin engelle karşılaşmadan yerine getirilmesidir; görevlinin vücut bütünlüğü ve karar özgürlüğü de dolaylı olarak korunur. Öğretide ağırlıklı görüş, korunanın hukuka uygun biçimde yürütülen görev olduğunu kabul eder. Bu nedenle görevlinin yetkisi dışındaki ya da açıkça hukuka aykırı bir işlemine karşı koyma, suçun konusu dışında kalabilir; orantılı karşı koymanın meşru savunma (TCK 25/1) sınırları içinde kalıp kalmadığı somut olayda değerlendirilir. Suçun maddi konusu, cebir veya tehdide maruz kalan görevlinin kendisidir.
Manevi Unsur
Suç yalnız kastla işlenir; fail karşısındakinin kamu görevlisi olduğunu ve görevini yaptığını bilmeli, cebir veya tehdidi bilerek ve isteyerek kullanmalıdır. Kanun ayrıca özel bir amaç arar: cebir veya tehdit görevin yapılmasını engellemek için kullanılmalıdır. Taksirli hâli kanunda düzenlenmediğinden TCK 22/1 gereği cezalandırılmaz; örneğin kalabalıkta itilen kişinin istemeden polise çarpması bu suçu oluşturmaz.
Dikkat: Görev tamamlandıktan sonra, sırf o görev yüzünden intikam amacıyla görevliye saldırmak bu suçu değil, kamu görevi nedeniyle nitelikli kasten yaralamayı (TCK 86/3-c), tehdidi ya da kamu görevlisine görevinden dolayı hakareti (TCK 125/3-a) oluşturur. Ayrım, cebir veya tehdidin görevin yapılmasını engellemeye mi yoksa yapılmış görevin karşılığını vermeye mi yöneldiğine göre yapılır.
Suçun Cezası Nedir?
TCK 265 iki temel ceza aralığı ve iki artırım sebebi öngörür; aşağıdaki tablo her hâli madde ve fıkrasıyla gösterir.
| Hâl (fıkra) | Ceza | Görevli Mahkeme | Şikâyet / Uzlaşma |
|---|---|---|---|
| Temel hâl (265/1) | Altı aydan üç yıla kadar hapis | Asliye ceza | Şikâyet aranmaz / uzlaştırma yok |
| Yargı görevi yapanlara karşı (265/2) | İki yıldan dört yıla kadar hapis | Asliye ceza | Şikâyet aranmaz / uzlaştırma yok |
| Kimlik gizleyerek veya birden fazla kişiyle (265/3) | Birinci veya ikinci fıkraya göre verilecek ceza üçte bir artırılır | Asliye ceza | Şikâyet aranmaz / uzlaştırma yok |
| Silahla veya örgütün korkutucu gücüyle (265/4) | Yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır | Asliye ceza | Şikâyet aranmaz / uzlaştırma yok |
| Kasten yaralamanın ağırlaşmış neticesi (265/5) | 265’e göre verilen cezaya ek olarak kasten yaralama hükümleri (TCK 86-87) ayrıca uygulanır | Asliye ceza; neticeye göre ağır ceza | Şikâyet aranmaz / uzlaştırma yok |
| Terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde | 3713 sayılı Kanun m.5 uyarınca ceza yarı oranında artırılır (çocuklara uygulanmaz) | Ağır ceza | Şikâyet aranmaz / uzlaştırma yok |
Temel Halinin Cezası (265/1)
Temel hâlde ceza altı aydan üç yıla kadar hapistir; adli para cezası seçimlik olarak öngörülmemiştir. Hâkim temel cezayı TCK 61/1’deki ölçütlere, özellikle kullanılan cebrin veya tehdidin yoğunluğuna, görevin niteliğine ve failin kusurunun ağırlığına göre bu aralıkta belirler. Alt sınırdan uzaklaşılması gerekçe gösterilmesini gerektirir. Mahkûmiyet hâlinde TCK 53’teki hak yoksunlukları kanuni sonuç olarak uygulanır.
Nitelikli Haller (265/2-5)
İkinci fıkra, mağdurun yargı görevi yapan kişi olmasını cezayı iki yıldan dört yıla çıkaran ayrı bir hâl olarak düzenler; duruşma salonunda hâkime, adliyede savcıya ya da görevi sırasında avukata karşı cebir veya tehdit tipik örneklerdir. Üçüncü fıkra, failin kendisini tanınmayacak hâle koymasını (kar maskesi, kask, yüzü kapatma) ve suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesini üçte bir oranında artırım sebebi sayar. Birlikte işleme için her failin cebir veya tehdide fiilen katılması, yani müşterek fail olması aranır; yalnız olay yerinde bulunmak yetmez.
Dördüncü fıkra, silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmeyi yarı oranında artırım sebebi yapar. Silah kavramı TCK 6/1-f’den belirlenir; ateşli silah ve bıçağın yanında, fiilen saldırıda kullanılmaya elverişli taş, sopa ya da şişe de silah sayılabilir. Beşinci fıkraya göre direnme sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşirse, örneğin görevlinin kemiği kırılır ya da organının işlevi sürekli zayıflarsa, ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır. Kanun gerekçesine göre bu sınırın altında kalan, kasten yaralamanın temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli boyutundaki cebir, direnme suçunun unsuru içinde kalır.
İndirim Halleri
Maddede özel bir indirim sebebi yoktur. Görevlinin haksız ve kışkırtıcı bir davranışına tepki olarak işlenen direnmede haksız tahrik (TCK 29) uygulanabilir ve ceza dörtte birden dörtte üçe kadar indirilir; ancak görevlinin hukuka uygun işlemi tek başına haksız fiil sayılmaz. Fiili işlediği sırada on iki ile on beş yaş arasındaki ceza sorumluluğu bulunan çocukta ceza yarı, on beş ile on sekiz yaş arasında üçte bir oranında indirilir (TCK 31/2-3). Failin geçmişi, yargılama sürecindeki davranışları ve cezanın geleceğine etkisi gözetilerek altıda bire kadar takdiri indirim yapılabilir (TCK 62).
Somut olayınızı birlikte değerlendirelim
Ceza hesabı; nitelikli hâller, artırım ve indirim nedenleriyle dosyadan dosyaya değişir.
Suçun Özel Görünüş Biçimleri
Teşebbüs
Suç, cebir veya tehdidin kullanılmasıyla tamamlandığından teşebbüs dar bir alanda kalır. Görevliye yöneltilen yumruğun araya giren biri tarafından durdurulması gibi, cebir hareketinin başlayıp görevliye ulaşmadığı olaylarda teşebbüs tartışılabilir; bu hâlde ceza TCK 35/2’ye göre dörtte birden dörtte üçe kadar indirilir. Tehdit sözle işlendiğinde, söz muhataba ulaştığı anda suç tamamlanmış olur.
İştirak
Suç birden fazla kişi tarafından birlikte işlenebilir ve bu durum 265/3’teki artırımı gerektirir. Kalabalık bir grubun bir kısmının görevliye saldırdığı olaylarda her sanığın kendi davranışı ayrı ayrı belirlenmelidir; topluca yapılan bir müdahalede herkesi müşterek fail saymak mümkün değildir. Görevliye karşı koymaya başkasını kışkırtan kişi azmettiren (TCK 38), saldırıya araç sağlayan ya da kaçışı kolaylaştıran kişi yardım eden (TCK 39) olarak sorumlu tutulur.
İçtima (Zincirleme Suç ve Diğer Halleri)
Aynı fiille birden fazla görevliye karşı direnme gerçekleşirse TCK 43/2 gereği tek ceza verilir ve bu ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır. Yargıtay, artırım oranının mağdur sayısı dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır; künyesi aşağıda Yargıtay Kararları bölümündedir. TCK 43/3’teki zincirleme suç istisnası kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağmayı kapsar; direnme bu istisnada sayılmamıştır.
Tehdit, suçun unsuru olduğundan direnme suçuyla birlikte ayrıca TCK 106’daki tehdit suçundan ceza verilmez. Görevliye yöneltilen hakaret ise ayrı bir hukuki değeri ihlal ettiğinden gerçek içtima kuralları uygulanır ve iki suçtan ayrı ayrı hüküm kurulur. Kasten yaralama bakımından ölçü 265/5’tir: TCK 86 ve 87’deki kasten yaralama hükümleri neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerde ayrıca uygulanır. Direnme sırasında devlet aracına veya eşyasına zarar verilmişse mala zarar verme suçu da ayrıca değerlendirilir. Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde ihtara ve zor kullanmaya rağmen kolluğa karşı cebir veya tehditle direnilmesi hâlinde 2911 sayılı Kanun’un 32. maddesi, dağılmama suçunun yanında ayrıca TCK 265’ten de ceza verileceğini öngörür.
Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Adli Para Cezasına Çevirme
TCK 50/1 ve 49/2’ye göre yalnız bir yıl veya daha az süreli hapis cezası adli para cezasına ya da diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Temel hâlde alt sınır altı ay olduğundan sonuç ceza bir yıl ve altında kalırsa çevirme mümkündür. İkinci fıkrada alt sınır iki yıl olduğundan çevirme ancak yaş küçüklüğü gibi indirimlerle sonuç ceza bir yılın altına inerse gündeme gelir; artırımlı hâllerde ise pratikte söz konusu olmaz.
Erteleme
TCK 51/1’e göre iki yıl veya daha az hapis cezası ertelenebilir; fiili on sekiz yaşından küçükken ya da altmış beş yaşını bitirmişken işleyen için sınır üç yıldır. Erteleme için kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapse mahkûm edilmemiş olması ve yargılama sürecindeki pişmanlığı nedeniyle tekrar suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması gerekir. Temel hâlde bu sınır içinde kalan cezalar yaygındır. İkinci fıkrada alt sınırdan iki yıl verilmesi ya da takdiri indirimle cezanın bir yıl sekiz aya inmesi hâlinde erteleme yine aynı şartlarla mümkündür.
HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması)
CMK 231/5’e göre hükmolunan ceza iki yıl veya daha az hapis ise HAGB kararı verilebilir. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması ve varsa suçtan doğan zararın, örneğin hasar gören kamu malının bedelinin giderilmesi gerekir (CMK 231/6). Denetim süresi beş yıldır ve karara karşı istinaf yoluna gidilir (CMK 231/8, 231/12). HAGB, 7589 sayılı Kanunla aynı içerikle yeniden düzenlenmiş olup bugün de uygulanmaktadır.
Suçun Soruşturma ve Kovuşturma Aşamaları
Soruşturma çoğunlukla kolluğun düzenlediği olay tutanağıyla başlar; Cumhuriyet başsavcılığı şikâyet aramaksızın resen işlem yapar. Tipik deliller olay tutanağı, görevlilerin ve varsa tarafsız tanıkların beyanları, olay yeri ve çevre kamera kayıtları, görevlilerin yaka kameraları, tarafların darp raporları ve yaralanma varsa Adli Tıp raporudur. Şüphelinin de aynı olayda yaralandığını gösteren rapor, görevlinin zor kullanma yetkisinin sınırının aşılıp aşılmadığı sorusunu gündeme getirir. Yeterli şüphe varsa iddianame asliye ceza mahkemesine verilir.
Kovuşturmada en çok tartışılan konu, mahkûmiyetin yalnız mağdur görevlilerin beyanına ve onların düzenlediği tutanağa dayanıp dayanamayacağıdır. Kamera kaydı ve tarafsız tanık beyanı bu nedenle belirleyicidir; matbu nitelikteki aynı içerikli beyanlar sanığın savunmasıyla birlikte tartışılmalıdır. İkinci kritik soru, sanığın davranışının cebir veya tehdit eşiğini aşıp aşmadığı ya da pasif direnme ve hakaret düzeyinde kalıp kalmadığıdır. Hükme karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinafa başvurulabilir; beş yıl veya daha az hapis cezalarında bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararı CMK 286/2-a gereği temyiz edilemez, ancak cezanın beş yılı aştığı ya da bölge adliye mahkemesinin ilk kez mahkûmiyet kurduğu hâllerde iki hafta içinde temyize başvurulabilir. Görevi yaptırmamak için direnme suçu için hazırlanmış savunma dilekçesi örneği, istinaf dilekçesi örneği ve temyiz dilekçesi örneği sitemizde yer alır.
Suçta Gözaltı ve Tutukluluk Halleri
CMK 91/1’e göre gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkime gönderilme için zorunlu süre hariç yirmi dört saattir; bu yol süresi on iki saati geçemez. Toplu olarak işlenen suçlarda Cumhuriyet savcısı süreyi her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün uzatabilir (CMK 91/3). Toplumsal olaylar sırasında işlenen cebir ve şiddet içeren suçlarda suçüstü hâliyle sınırlı olmak üzere kolluk amiri de yirmi dört saate, toplu suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltı kararı verebilir (CMK 91/4-a).
Tutuklama yasağı (CMK 100/4) üst sınırı iki yılı geçmeyen suçlar için öngörüldüğünden bu suçta uygulanmaz. Ancak TCK 265 katalog suç olmadığından tutuklama nedeni var sayılmaz; kaçma veya delil karartma şüphesi somut olgularla gösterilmeli ve tedbir orantılı olmalıdır. Azami tutukluluk süresi asliye cezanın görevine giren işlerde soruşturmada altı ay, kovuşturmada bir yıl olup zorunlu hâllerde altı ay uzatılabilir (CMK 102/1, 102/4). Uygulamada tutuklama yerine çoğunlukla imza yükümlülüğü ya da yurt dışına çıkış yasağı gibi adli kontrol tedbirlerine (CMK 109/3) hâkim karar verir.
Uzlaşma, Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme
Uzlaşma Mümkün mü?
Uzlaştırma mümkün değildir. CMK 253/1-b’deki listede TCK 265 sayılmamıştır ve suç şikâyete bağlı olmadığından 253/1-a kapsamına da girmez. Üst sınırı altı ayı aştığından önödeme (TCK 75) de uygulanamaz. Görevliyle barışılması ya da görevlinin şikâyetçi olmadığını bildirmesi davayı sona erdirmez; bu durum en çok takdiri indirimde değerlendirilir.
Şikayet Süresi Ne Kadardır?
Şikâyet süresi yoktur. Suç resen soruşturulduğundan TCK 73’teki altı aylık süre uygulanmaz; kamu görevlisinin olaydan sonra şikâyetçi olmaması soruşturma açılmasını engellemez.
Dava Zamanaşımı Süresi
Dava zamanaşımı fıkraya ve artırımlara göre değişir; zamanaşımı belirlenirken dosyadaki delillere göre nitelikli hâller de gözetilir (TCK 66/3). Üst sınırı üç yıl olan 265/1 ve dört yıl olan 265/2’de süre sekiz yıldır (TCK 66/1-e); 265/1 ile 265/3’ün birlikte uygulandığı hâlde de üst sınır beş yılı aşmadığından süre sekiz yıldır. 265/2’ye 265/3 ya da 265/4 artırımı eklendiğinde ve 265/1’e iki artırım birlikte uygulandığında üst sınır beş yılı aştığından süre on beş yıldır (TCK 66/1-d). Kesen işlemler varsa süre en fazla yarısı kadar uzar (TCK 67/4); fiili on iki ile on sekiz yaş arasında işleyenler için süreler TCK 66/2’ye göre kısalır.
Etkin Pişmanlık Hükümleri
Kanunda görevi yaptırmamak için direnmeye özgü etkin pişmanlık hükmü bulunmamaktadır. Failin olaydan hemen sonra özür dilemesi, görevliye verdiği zararı karşılaması ya da yargılama sürecindeki saygılı tutumu özel bir indirim doğurmaz; bu davranışlar TCK 62 kapsamında takdiri indirim sebebi ve HAGB ile erteleme için olumlu kanaat unsuru olarak değerlendirilebilir.
Görevli Mahkeme Hangisidir?
5235 sayılı Kanunun 12. maddesi ağır ceza mahkemesini on yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda görevli kılar. TCK 265’in bütün fıkralarında, artırımlarla birlikte de üst sınır on yılı geçmediğinden asliye ceza mahkemesi görevlidir. 3713 sayılı Kanun’un 4. maddesi ise TCK 265’i, terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiğinde terör suçu sayar; bu hâlde dava ağır ceza mahkemesinde görülür ve aynı Kanun’un 5. maddesi uyarınca ceza yarı oranında artırılır. Suça sürüklenen çocuk hakkında dava çocuk mahkemesinde görülür. Hükme karşı istinaf süresi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır (CMK 273/1).
Yargıtay Kararları
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 22.10.2024 tarihli, 2021/37778 E., 2024/13157 K.
Kamu görevlisine söylediği sözler nedeniyle ilk derece mahkemesinde mahkûm edilen sanık, istinafta beraat etmiş; Cumhuriyet savcısı sözlerin tehdit niteliğinde olduğunu ileri sürerek temyize başvurmuştur. Daire, tebliğnamedeki bozma görüşüne katılmayarak sözlerin muhatap üzerinde korkutucu bir etki doğuracak derecede olmadığını ve görevin yapılmasını engelleyecek boyuta ulaşmadığını kabul etmiş, beraati onamıştır. Karar, tehdidin görevliyi etkilemeye nesnel olarak elverişli olması gerektiğini gösterir.
… suça konu sözlerinin, muhatabı üzerinde tehdit niteliğine ulaşacak derecede korkutucu özelliğinin bulunmadığı ve dolayısıyla şikayetçinin görevini yapmasını engelleyecek boyutta olmayıp, onların karar verme ve hareket etme hürriyetlerini sınırlandırmadığı …
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 24.02.2026 tarihli, 2024/1058 E., 2026/3913 K.
İlk derece mahkemesinin beraat kararını kaldıran bölge adliye mahkemesi, sanığı birden fazla görevliye karşı direnme ve hakaret suçlarından mahkûm etmiştir. Daire, delillerin değerlendirilmesini ve suç vasfını yerinde bularak hükümleri onamış; zincirleme suç artırımında mağdur sayısı gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğini, ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bunun bozma sebebi yapılamayacağını belirtmiştir. Karar, birden fazla görevliye karşı direnmede TCK 43 artırımının nasıl belirleneceğine ışık tutar.
… 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesi uygulanırken mağdur sayısı dikkate alınıp artırım oranının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği …
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 22.10.2024 tarihli, 2024/7119 E., 2024/13113 K.
Sanıklar görevi yaptırmamak için direnme suçundan mahkûm edilmiş ve hüküm temyiz edilmiştir. Daire, 265/1 ve 265/3 kapsamındaki eylemler için TCK 66/1-e gereği sekiz yıllık olağan zamanaşımı süresinin uygulanacağını, zamanaşımını kesen son işlem olan mahkûmiyet kararından itibaren bu sürenin dolduğunu tespit ederek hükümleri bozmuş ve kamu davalarının düşmesine karar vermiştir. Karar, artırımlı hâlde dahi üst sınır beş yılı aşmadıkça sürenin sekiz yıl olduğunu gösterir.
… Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 265/1.-3. maddeleri uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü …
Sık Sorulan Sorular
Görevi yaptırmamak için direnme suçunun cezası kaç yıl?
Temel hâlde altı aydan üç yıla, hâkim, savcı veya avukat gibi yargı görevi yapanlara karşı iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Suç birden fazla kişiyle ya da yüz gizlenerek işlenirse ceza üçte bir, silahla işlenirse yarı oranında artırılır.
Polise direnmek her zaman suç mu?
Hayır. Suç için görevliye karşı cebir veya tehdit kullanılması gerekir. Yere yatmak, kolları kenetlemek ya da yalnız bağırmak gibi görevliye yönelmeyen pasif davranışlar ağırlıklı görüşe göre cebir sayılmaz; görevliye sövmek ise ayrı bir suç olan hakarettir.
Görevi yaptırmamak için direnme suçunda uzlaşma var mı?
Hayır. Suç CMK 253’teki uzlaştırma listesinde yer almaz ve şikâyete bağlı değildir. Görevlinin şikâyetçi olmaması ya da sonradan barışılması davayı sona erdirmez.
Memura direnmeden tutuklanır mı?
Tutuklama hukuken mümkündür, çünkü suçun üst sınırı tutuklama yasağının uygulandığı iki yılı aşar. Bununla birlikte suç katalog suç olmadığından kaçma veya delil karartma şüphesi somut olgularla gösterilmeli ve tutuklama orantılı olmalıdır; uygulamada çoğunlukla adli kontrol tercih edilir.
Görevi yaptırmamak için direnme suçunda HAGB verilir mi?
Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az hapis ise ve CMK 231/6’daki şartlar varsa HAGB verilebilir. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması ve varsa zararın giderilmesi gerekir.
Bu davaya hangi mahkeme bakar?
Bütün fıkralarda asliye ceza mahkemesi bakar. Fiil bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmişse terör suçu sayılır ve dava ağır ceza mahkemesinde görülür; fail çocuksa çocuk mahkemesi görevlidir.